HUZUR KAPANI
Puan vermedi·415 syf.··
2026 31. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:00
Koskoca bir huzursuzluğu dört karaktere üleştirdikçe, huzursuzluğu azaltmak yerine arttıran bir roman Huzur. Dertleri ve kendileri kıymetli dört karakter etrafında usul usul akan bir roman Huzur. Bir aşk romanı ama aşkın gölgesiyle olan bir roman Huzur. Bir dönem romanı ama dönem sanki evin dışındadır, perdeler sımsıkı kapalı tek bildiğimiz şey: tarih orada akıyor. İstanbuldan bazen dünyaya bakarız ve dünya savaşa doğru gitmekte bir canavardır. İstanbul ise o bütün ihtaşımını oluşturan mehtabı, boğazı, semtleri, tepeleri, köşkleri, evliyaları, mahalleleri, tekneleri… ile şuh bir eda ile romana akar. İşte dünya böyle iken, istanbul böyle iken, okur resmi büyütür büyütür ve dört karakterin iç dünyasında bulur kendini her bir bölümde: İhsan.. Nuran.. Mümtaz.. Suat… Bize onların yüreklerine kadar girmiş hissini veren Tanpınar edebiyatına hayran oluyoruz. Huzur içinde bu atmosferin ortasında Mümtaz, Nuran, Suat ve İhsan etrafında kurulan bir denge vardır. Mümtaz bu şehirle, bu zamanla ve kendi iç dünyasıyla aynı anda ilişki kurmaya çalışan bir bilinçtir; fakat hiçbirine tam olarak yerleşemez, sürekli bir arayış hâlinde kalır. Nuran, bu arayışın içinde maddi hayatla aşkı birleştirebilecek bir ihtimal gibi durur; bir tamamlanma ve yakınlık duygusunu taşır. Suat ise daha bastırılmış, daha kırılgan ve daha taşkın bir iç dünyanın dışa vurumu olarak romana isyan katar. İhsan ise daha mutedil ve düşünsel bir denge noktası gibi bu üçlüye eşlik eder. Bölümler isimlendirilmiş olsa da herkes ötekinin hikayesine akar. Ve onları birleştiren akşamlar, tam da Marcel Proust ‘un o ihtişamlı balolarında uzun uzun okuduğum herkesin zihninden akan, sözlerine dökülen pekçok şeye tanık olduğumuz akşamlardır. Diyaloglar ve karakter tahlillerinin merkezinde insanın kendisine bir dayanak, bir
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
Puan vermedi·356 syf.·
2026 58. kitabı
Berna Moran gibi usta bir eleştirmenden sık sık yararlanmış ve onun düşüncelerini diğer eleştirmenlerle karşılaştırmış kapsamlı ve aslında nitelikli bir iş ortaya çıkarmıştır. “Lüzumsuz Adam” karakterlerini anlattığı kısımda “Ahmet Hamdi Tapınar'a geldiğimizde, "alafranga züppe"den çok, alafranganın kurmuş olduğu hegemonyadan ötürü çaresiz ve dolayısıyla "lüzumsuz" konuma düşmüş karakterlerle karşılaşırız. Sahnenin Dışındakiler'de Muhlis Bey (odasındaki olağanüstü koleksiyonla) bir "haberci" gibidir, ama Huzur'da Mümtaz'ın da bütün yetenekleriyle bir felç ve bir yıkıma doğru gittiğini görürüz. Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nde Hayri İrdal bir "lüzumsuzluk anıtı" gibidir.” der.. Ben Huzur’u okurken pek çok kısımda kendimi çok sevdiğim bir kitap olan İçimizdeki Şeytan’dan Ömer’le karşılaşmış gibi hissettim. Söylemlerine katılmadığım pek çok nokta olsa da bazı benzetmeleri hoşuma gitti (suç ve ceza ile huzur gibi) bir başka eksende düşünmemi sağladı. Murat Belge kitabın sonuna gelirken Huzur için şu sözlerle kapanış yapıyor: “Dolayısıyla Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur’unun “başarısız” bir roman olduğu kanısındayım. Çözmek üzere yola çıktığı sorunları çözemeden bitiyor. Öte yandan, Huzur’un “büyük” bir roman olduğu kanısındayım. Bir yazarın göze aldığı başarısızlık da önemli bir etkendir. “Bitmiş bir sanat eseri” olarak ciddi kusurları olsa da, içerdikleri, verdikleri, düşündürdükleriyle son derece dolgun ve doyurucu bir eser. “Büyük bir başarısız roman” dersek çok mu paradoksal oluyor?” Huzur’un başarısız bir roman olduğunu düşünmüyorum. Belki kaçırdığımız nokta Ahmet Hamdi’nin bir yazar olarak vermek istediği kadarını yazdığını kabul etmekte zorlanıyor oluşumuzdur. Bu titizlikte bir insanın bunu tercih etmesi pek muhtemel. 1948’de yayımladığı tefrikanın yetersizliğini
Edebiyat
Step ve BozkırMurat Belge · İletişim Yayınları · 201624 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·328 syf.··
2026 9. kitabı
(Spoiler içermez) Sinan Sürücü'nün ilk romanı EyLüL. Sakın kitap'tan çıkmış. Sinan, İzmir'de avukatlık yapıyor. Aynı dönem staj yaptığımızdan bu yana tanırım kendisini. Severim de. Doğrusu bir kitap yazdığını söylediğinde benim için sürpriz olmadı. Ceza hukuku ile ilgili zaten bir kitabı vardı ve ikincisini yazmıştır diye düşündüm. Çıkarıp verdiğinde ise bir roman olduğunu gördüm ve oldukça şaşırdım. O gün güzel bir sohbetimiz oldu, konu konuyu açtı. ilk defa edebiyata olan ilgisini ve okuduklarını bu şekilde öğrenmiş oldum, doğrusu çok hoş bir süprizdi. Okumak için heyecanlandım. Hemen basladıysam da araya birşeyler girdi, okuyamadım, iki ay sonra ise kitaba ikinci bir başlangıç yaptim. Ve 300 sayfa iki günde bitti. Oldukça güçlü bir girişi var ve daha ilk sayfada okurum ilgisini yüksek bir seviyeye çeken bir hikaye ile karşılaşıyoruz. O ilgi son sayfaya kadar hiç eksilmiyor. Kitap akıp giden cinsten ve elinizden bırakmak istemeyeceğiniz kitaplardan oluyor. En azından benim için böyle oldu. Yüksek bir ilgiyle giriş yaptığım kitap kurgusu ile üç ayrı zamanda ilerleyen yapısıyla oldukça başarılı. İzmir İstanbul ve Ankara'ya ve o üç farklı zamana gidip geliyoruz. Roman kurgusal olarak bu gidiş gelişler nedeniyle okurla bağını hiç koparmiyor. Üstelik roman boyunca size bir de şarkılar eşlik ediyor. (Karakterlerin sevdiği bu sarkilardan liste de yapmayı düşündüm ben. ) Doğrusu tahmin edilmesi zor bir şekilde romandaki düğüm çözülürken okur olaylarin düşündügü gibi ilerlemedigini görüyor. Yazar ustalıkla bir yerde okuru uyutuyor okudukça olayların nasıl sonlanacagina dair guclu bir tahminiz oluşuyorsa da olaylar düşümug şekilde ilerlemiyor ve kitap farklı bir şekilde bağlanıyor. En önemlisi fazla kelimesi olmayan, okuru yormayan, canlı karakterlerine kolayca bağ
EylülA. Sinan Sürücü · Sakin Kitap · 20261 okunma
Puan vermedi·415 syf.··
2026 68. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:12
"Yaşayanların dünyasında garip oluyorsun; o kadar ayrısın ki, ne lüzum var aramızda dolaşmana? Kendimizden çektiğimiz yetmiyor mu?" Huzur ilk defa Cumhuriyet gazetesinde, 22 Şubat-2 Haziran 1948 tarihleri arasında tefrika edilmiştir. Daha sonra 1949'da Remzi Kitabevi tarafından tekrar basılmıştır. Bu kitap, yazarın üzerinde en çok çalıştığı eserlerinden biri olmuş. Bazı karakterler sonradan eklenmiş, bazı sahneler çıkarılmış. Üzerinde en çok düşünüp yazdığı eserlerden biri olan bu roman dört kısımdan oluşuyor: İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz. Kitabın girişi, Mümtaz'ın İhsan'a doktor bulmak için dışarı çıkmasıyla başlıyor. Sonrasında ise yazarın diğer eserlerinden tanıdığımız karakterlere de rastlıyoruz. Behçet Bey ile Nurhayat Hanım, hem Mahur Beste hem de Sahnenin Dışındakiler ile bağlantı kuruyor. Eser, II. Dünya Savaşı'nın atmosferini de işliyor, en azından bunu güçlü bir şekilde hissettiriyor. Gelelim konusuna. Kısaca anlatmaya çalışacağım ama ne kadar kısaltabilirim bilemiyorum tabii. :) Konusu şöyle: II. Dünya Savaşı'nın başlamasına bir gün vardır. Mümtaz, dokuz gündür hasta olan amcasının oğlu İhsan'a hastabakıcı aramaktadır. Mümtaz'ın babası Rumlar tarafından öldürülünce annesiyle birlikte İstanbul'a gelir. Annesi de burada vefat edince, kendisinden 23 yaş büyük olan İhsan'ın yanına gönderilir. İhsan, yurt dışından yeni dönmüş ve Galatasaray Lisesi'nde tarih dersi vermektedir. Macide ve İlyas ile birlikte yaşayan Mümtaz, özellikle İlyas'ın etkisi altındadır. Olaylara bakışı, yorumlayışı ve görmüş geçirmiş hâli Mümtaz'ı derinden etkiler. Bu yüzden İhsan'ın hastalığı da onu bir o kadar üzer. İhsan'ın anlatıldığı ilk bölümde Mümtaz, ona doktor bulmak için evden çıkar. Bu bölüm hem İhsan'ın hastalığının verdiği üzüntüyle arşınladığı Beyazıt ve Eminönü
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
Puan vermedi·415 syf.··
2026 299. kitabı
Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur adlı bu anıtsal ve senfonik romanında, II. Dünya Savaşı'nın patlak vermesinden hemen önceki günlerde, İstanbul'da Mümtaz ile Nuran arasında yaşanan derin ve melankolik aşkı konu alır. Yazar; Mümtaz'ın iç dünyası, aşk acısı ve geçmiş travmaları üzerinden Doğu-Batı sentezini, Osmanlı'nın köklü kültür mirasını, Türk musikisini ve İstanbul'un estetik ruhunu işlerken, modernleşme sancısı çeken bir toplumun kimlik krizini ve insanın iç huzuru arayışını muazzam bir edebi derinlikle aktarır.
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
Beni huzursuz eden o kitap!
8/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 21:40
"Bir Dünya ki ister istemez bu akşam ağırlığını sırtımızda duyuyoruz."sf401 Bazen ağrılı zamanlardan geçer insan, benim de o dönemime denk gelen bir kitap oldu. Hayatın zorluğu hep vardı ve hep var olacak gibi. Huzur'un kahramanlarından Mümtaz, roman boyunca kendisini "huzur"a kavuşturacak bir "iç nizam"ı aramaktadır. Eserde hastalık, ölüm, tabiat, kozmik unsurlar, medeniyet, sosyal meseleler, çeşitli ruh halleri ve estetik fikirler iç içe verilir. Çok kapsamlı bir kitap olduğu için, her yazardan bahsediliyor. Yan karakter olan Suat'ın hayatı bana da hayatı sorgulattı. Zaten önemli olan da, bir kitabın sizi başka kitaplara sevk etmesi değil midir? "...Hazin tarafı şu ki, bu cinsi azapları bütün dünya bir asır evvel yaşadı, bitirdi. Georg Wilhelm Friedrich Hegel, Friedrich Nietzsche, Karl Marx, geldiler, geçtiler. Fyodor Dostoyevski suat'tan seksen sene evvel bu azabı çekti." Kendi iç dünyasında kaybolan bir adam.! Nuran ve Mümtaz'ın aşkı nasıl bir son bulacak diye, son sayfalara kadar merakla okudum. Tabii spoiler vermeyeceğim, siz okuyuculara da gizem kalsın. Kitapta o kadar mahur beste geçti ki şu iki hafta boyunca hep dinledim youtu.be/ol4kLAa3tZQ?si=... sizlere de sunuyorum. Ne yazsam eksik kalır, o sebeple okuyunuz diyorum. Ve benim klâsik vedam ile bitirmek istiyorum kitabı; "Elbisem çok eski olsun... Fakat bahçemde en iyi güller yetişsin." Syf 187. Kitap ve sağlıkla kalın
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma