Ahmed Paşa Divanı
Puan vermedi·384 syf.··
2026 1. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 16:48
15. yüzyıl Divân edebiyatının en güçlü isimlerinden biri olan Ahmed Paşa, döneminde "Sultânü'ş-şuarâ" (Şairlerin Sultanı) unvanıyla anılmış bir sanatkardır. Divanı, klasik Türk şiirinin gelişiminde bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Ahmed Paşa, kendisinden önceki Türk şiirini İran şiiri seviyesine ulaştırmıştır. Divanında, aruz veznini Türkçeye çok iyi bir şekilde uygulamıştır. Dili akıcı, zarif ve dönemin standartlarına göre oldukça temizdir. Çağatay edebiyatı temsilcilerinden olan Ali Şîr Nevâî’den çok etkilenmiştir. Bu durum, Anadolu sahası ile Orta Asya Türk edebiyatı arasındaki bağı kuvvetlendirmiştir. Divanında kaside, gazel, murabba gibi pek çok türde eser ortaya koymuştur. Fatih Sultan Mehmed tarafından idama mahkum edildiğinde, affedilmek için zindanda yazdığı ve her beyti "kerem" redifiyle biten çok meşhur kaside vardır. (Bu şiir sayesinde affedilmiştir.) Aşk, şarap ve rindane (dünyayı umursamaz) tavrın işlendiği gazelleriyle tanınır. Onun divanı, Necati Bey ve Baki gibi sonraki büyük şairlere zemin hazırlamıştır. Hayali unsurları ve nükteli söyleyişleri (husus-ı hayal) şiire dahil ederek Divan şiirinin estetik yapısını standartlaştırmıştır. > Özetle: Ahmed Paşa Divanı, 15. yüzyılın "İstanbul Türkçesi" ile yazılmış, teknik açıdan olgunluğa erişmiş ve Fatih döneminin kültürel ihtişamını yansıtan bir başyapıttır.
Edebiyat
Ahmet Paşa DivanıAhmed Paşa · Akçağ Basım Yayım Pazarlama · 199213 okunma
9/10
·552 syf.··
Beğendi
·
2025 1069. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2025 16:03
Üsküdarlı Aşkî Divanı: Aşkın Tasavvufi Yankıları ve Efsanevi İzler Osmanlı Divan edebiyatının 16. yüzyıl şairleri arasında, hem askerî hem tasavvufî birikimiyle dikkat çeken Üsküdarlı Aşkî, adını taşıdığı "aşk" kavramını şiirlerinde en samimi ve derin biçimde yansıtan isimlerden biridir. Asıl adı İlyas Çelebi olan şair, İstanbul'un Rumelihisarı semtinde doğmuş, babasının izinden giderek yeniçeri ocağına katılmış, ancak askerlik hayatına pek ısınamamıştır. Gençliğinde çeşitli seferlere katılmış, hatta Alman Seferi'nde öldüğü söylentisi üzerine ulûfesi kesilince, Müeyyedzâde Hacı Halife'nin tekkesine sığınarak dervişliğe yönelmiştir. Bu dönem, onun şiirlerinde belirginleşen tasavvufî damarı tetiklemiş; Bektaşîlik'ten Bayramîlik'e, hatta bazı kaynaklara göre Mevlevîlik'e geçişi, ilâhî aşkı beşerî aşkla harmanlayan bir üslup geliştirmesine zemin hazırlamıştır. Kanûnî Sultan Süleyman'a sunduğu bir şiirle elde ettiği maddî destek sayesinde Üsküdar'da bir yalı satın almış, burayı âlimler ve sanatkârların toplandığı bir meclis hâline getirmiştir. Ancak aşırı harcamalar borç batağına sürüklemiş, II. Selim'e yazdığı "kerem" redifli kasideyle yardım dilemiştir. 1576-77'de vefat eden Aşkî, Rumelihisarı Mezarlığı'na defnedilmiştir. Aşkî'nin edebî mirası, ağırlıklı olarak Aşkî Divanı etrafında şekillenir. Divan, dönemin iki önemli nüshasında (Millet Kütüphanesi Ali Emîrî Efendi nr. 297 ve Nuruosmaniye nr. 3857) günümüze ulaşmış; 30 kaside, 60 murabba, 564 gazel ve 31 kıtadan oluşan zengin bir koleksiyondur. Bu yapı, klasik Divan şiirinin gazel ağırlıklı geleneğini sürdürürken, Aşkî'nin askerî geçmişiyle yoğrulmuş kasideleri, fetih ve padişah övgülerini tasavvufî bir mercekten geçirir. Şiirlerinde sade ve samimi bir dil hâkimdir; âşıkane üslup, efsanevi ve menkıbevi
Aşkî DîvânıÜsküdarlı Aşki · Türkiye Yazma Eserler Kurumu · 20251 okunma
Reklam
6/10
·96 syf.·
2025 183. kitabı
Namık Kemal'den Seçme Şiirler Namık Kemal Namık Kemal'in edebiyatımızdaki yeri tartışmasız büyük. "Vatan şairi" olarak anılan bu mütefekkirin, özellikle hürriyet ve vatan sevgisi temalı şiirleriyle nesillere yön verdiği bir gerçek. Elimde tuttuğum Namık Kemâl’den Seçme Şiirler adlı bu kitap da tam olarak bu yönünü yansıtıyor. Kitap, isminden de anlaşıldığı gibi Vatan Mânzumesi, Hürriyet Kasidesi ve Murabba şiirlerinden oluşuyor. Bu şiirler, hem Namık Kemal’in fikir dünyasını hem de dönemin sosyal ve siyasi atmosferini çok iyi yansıtıyor. Fakat özellikle Vatan Mânzumesi bölümünde yer alan bazı dizeler, bana şahsen dine mugayir geldi. Her ne kadar Mehmet Akif’in ilahi yakarışlarına benzer bir hüsn-ü zanla yaklaşmak istesem de, bazı ifadeler beni rahatsız etti ve bu, eserin tamamı üzerindeki değerlendirmemi etkiledi. Buna karşın kitabın tasarımı çok hoşuma gitti. Kalın kapaklı ve küçük boyutuyla sanki bir not defteri gibi; estetik, taşınabilir ve nostaljik. Beyan Yayınları’nın “İki Dil Bir Kitap” serisinden çıkan bu eser, aynı şiiri Osmanlıca orijinali, latinize edilmiş Osmanlıcası ve günümüz Türkçesine çevrilmiş hâliyle sunarak ciddi bir emek ve titizlik ortaya koymuş. Bu yönüyle hem araştırmacılar hem de edebiyat meraklıları için çok değerli bir kaynak hâline geliyor. Genel olarak bakıldığında kitapta 1 uzun, 1 orta ve 1 kısa şiir yer almakta. Bu kısa seçki, Namık Kemal’in poetikasını anlamak adına temel düzeyde yeterli bir derleme sunuyor. Ancak Vatan Mânzumesi'nde yer alan ifadelerden ötürü puan kırıyor ve bu kitaba 6/10 veriyorum. Sonuç olarak, hem içerik hem de görsel anlamda kıymetli bulduğum bu eser, dikkatli ve eleştirel bir okumayı hak ediyor. Dini ve millî hassasiyetleri olan bir okuyucu için
Şiir
Namık Kemal'den Seçme ŞiirlerOsman Koca · Beyan Yayınları · 201850 okunma
Sen böyle aynen kalbime benziyorsun
10/10
·272 syf.·
2025 26. kitabı
Mihnetler içindesin, zahmet çekiyorsun Kültür ve Turizm Bakanlığı; Hakk aşığı, Kürt şair ve düşünce adamlarından biri olan Feqîyê Teyran'ın(Kuşların Fakisi) daha önce hiçbir dile çevirilmemiş şiirlerini bir araya getirerek, divan şeklinde yayımlayıp günümüz Türkçesiyle bizlere ulaştırmış. Divan iki ciltten oluşuyor. Birinci ciltte şiirleri latinize edilmiş Kürtçe ve Türkçe çevirisi ile verilmiş. Tahlilleri yapılmış ve Kürtlerin Yunus Emre'si olarak görülen Faqîyê Teyran'ın hayatı ve eserlerine dair bilgiler verilmiş ve bazı açılardan Yunus Emre ile mukayesesi yapılmış. Eserleri sağlığında divan hâline getirilmediği için günümüze dağınık olarak ulaşmış, toplanması zaman almış. İkinci ciltte ise eserlerin ulaşılabilen orijinal nüshası yayımlanmış. Faqîyê Teyran'ın şiilerini nazım şekli olarak daha çok murabba tarzında yazmıştır. İşlediği konular îlahî aşk, tasavvuf, doğa, felsefe, aşk, hikmet sevgi vb. konulardır. Kuşları ve suyu konuşturduğu şiirleri de vardı. Daha önce Mantıku't Tayr'da okuduğum San'an Şeyhi'nin hikâyesi de yer alıyordu. Rüyasında Hristiyan kıza aşık olup müritleri ile beraber kızın diyarına gidiyor. Kızın isteği üzerine ibadetini kilisede yapıyor, şarap içiyor ve hatta domuz çobanlığı bile yapıyor Şeyh. Ama en son kızın Müslüman olmasına vesile oluyor ve ikisi aynı anda ölüyor. Abit Bersis'in başına gelenlere çok üzülmüştüm. Rabb'im korusun öyle bir sondan. Kürtçe okumakta biraz zorlandım. Kendi kendime çevirmeye çalıştım ama pek başarılı olamadım:). Çevirisi oldukça akıcıydı. Orijinal nüshayı şuan için okumam çok ama çoook zor. Hatta bazı sayfalar zaten mümkün değil:) Arada açıp cümle cümle okumayı deniyorum o kadar :) Merak edenlere ve okuma niyeti olanlara tavsiye ederim. Oldukça güzel:)
Divan-ı Faki TeyranFeqiyê Teyran · Kültür Bakanlığı Yayınları · 201414 okunma
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2024 30. kitabı
"Bu kitabı Atatürk, ölümünden bir buçuk yıl kadar önce, III Türk Dil Kurultayı'ndan hemen sonra 1936-1937 yılı kış aylarında Dolmabahçe Sarayı'nda kendi eliyle yazmıştır." önsözüyle başlar. Önsözün devamında Atatürk'ün kişiliği hakkında bir şeyler öğrenmiş oluruz: Atatürk önerdiği terimlere gelen eleştirileri hoşgörüyle karşılardı hatta buna sevinirdi. Hepimize örnek olması gereken davranışlardan biri bu. Hayatımızın bir noktasında patron ile lider arasındaki farkları duymuşuzdur, lider gibi görünen patronlar içinde gerçek bir lidere sahip olduğumuz için şanslı bir milletiz. Bu şansın sonucunda da böyle bir esere sahip olduk. Atatürk sayesinde nasıl terimlere sahip olduk bir bakalım: Bu’ud – boyut mekan – uzay satıh – yüzey kutur – çap nısf-ı kutur – yarıçap kavis – yay muhit-i daire – çember mümâs – teğet zâviye – açı re’sen mütekabil zâviyeler – ters açılar zâviyetan’ı mütabâdiletân-ı dâhiletan – iç ters açılar kaaide – taban ufkî – yatay şâkulî – düşey amûd – dikey zâviyetân-ı mütevâfıkatân – yöndeş açılar va’zîyet – konum mustatîl – dikdörtgen muhammes – beşgen müselles-i mütesâviyü’l-adlâ’ – eşkenar üçgen müselles-i mütesâviyü’ssâkeyn – ikizkenar üçgen şibh-i münharif – yamuk mecmû – toplam nisbet – oran tenasüb – orantı mesâha-i sathiyye – alan müştak – türev müsavi – eşit mahrut – koni
GeometriMustafa Kemal Atatürk · Panama Yayınları · 20182,410 okunma
9/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2022 4. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2022 08:08
Uzun zamandır bizden olan günümüz yazarlarından bir eser okumamıştım ve bir eser hakkında inceleme yapmamıştım.Bu eser için bir inceleme yapma gereğini duydum. incelemeyide hak eden bir eser ve tavsiye edeceğim bir roman..Bir kütüphanede yerini almalı Öncelikli olarak yazarın anlatım dilini çok beğendim.. Özellikle betimlemeleri çok güzel işlemiş ve zengin anlatımı olduğu görülüyor,anlatım diline bu eserden bir örnek verirsek:"Porselen bir demlikte hoş kokulu bir çay getiriyor; kekik kokusu bu, yabanî. Yanında "murabba". bir tür reçel. Incecik limon dilimleri porselen tabakta billur ışığıyla parlıyor ve bu şehirde çaya limon kabuğunun kokusu çok yakışıyor. Şirvanşahlar Sarayı'nda konuştuklarımızdan sonra bu çay faslı, bu tat bu koku. Başım hoş. Rüzgâr okşuyor." Tabiki romanın bir zamanda gidip gelmeleri de işlemesi yanında Tarihe,dönemin kültür ve inançlarını da yansıtması bakımından Trabzon'un geçmişinin kokusunu hissettirmesi de ayrı bir lezzet kattı diyebilirim. Balkan savaşı yılları,87 alaya katılan gönüllüleri, Osmanlı'nın ittihad ve terakki elinde çaresiz kalmış yıllarını,1. Dünya savaşına giden süreci ve aşkları anlatan bir eser.İnsan geçmişine atasına insanına bir daha sarılıyor ve Türk'ün Türkten başka dostu olamdığını bir daha bu eserde canlı bir anlatımla görüyor.
Roman
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma
Reklam