Savunulacak bir şeyim yok. Yaşayışımla övünecek halde değilim, param da yok. Özgürüm. O da beni boğuyor. İşte yıllar var ki, bir hiç uğruna özgürüm.
Hiçbir şey olmasa bile, okumak için şüphesiz ki; yaşamaya değer.
Siffin Savaşı'nda sonuç elde edilemeyince hakeme başvuruldu. Fakat insani bir hükmün geçerliliğini asla kabul etmeyen bir grup, Hz. Ali'nin savaşa devam etmesi gerektiğini ve sonucu Allah tarafından belirleneceğini savunuyordu. Ali'nin saflarını terk ettikleri için bu insanlara Hariciler adı verildi. Bugün Sünnilik ve Şiilik'ten sonra İslam'ın üçüncü büyük akımı olan Haricilik, yalnızca ilk iki halifeyi meşru kabul eder.
Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer döneminde İslam devleti fetihlerle hızlı bir şekilde büyümüştü. Bu da şöyle bir sorun ortaya çıkarmıştı; merkezi yönetimden uzakta ikamet edenler zenginleşip bağımsızlığını ilan etmek istedi. Hz. Osman döneminde bu bağımsızlık isteyen ve başına buyruk kimseleri zapt edebilmek için
Hz. Osman kendi kabilesinden olanları kilit görevlere getirdi. Bu durum memnuniyetsizlikleri arttırdı ve evinde Kur'an okuduğu sırada Hz. Osman askerler tarafından öldürüldü. Hz. Ali muhalifler tarafından yeni halife ilan edildi. Bu cinayeti planlamadığı ve teşvik etmediği halde, bir süre sonra Hz. Osman'ın cinayetinden en çok faydalanan kişi olarak görüldü. Cinayetin faillerini cezasız bırakmakla itham edilmişti.
Ali taraftarları, Ali'nin vefatından sonra Müslüman devletinin idaresinin Ali'nin Fatma'yla evliliğinden olan oğullarına geçmesi gerektiğini iddia etmiştir.
10. yüzyıldan önce gerçek anlamda Sünnilik ve Şiilik'ten bahsedilemez. Sünniler sözlük anlamıyla sünnet'e yani Peygamber geleneğine bağlı olanlar anlamına gelir. Halifenin sözlük anlamı ise "birisinin ardından gelen"dir. Mehdi terimi, Allah'ın vahyiyle hereket eden bir rehber fikrine atıf yapar. Şii terimi Arapça "parti" ya da "partizanlar" anlamındaki "shia"dan gelir.