Savunulacak bir şeyim yok. Yaşayışımla övünecek halde değilim, param da yok. Özgürüm. O da beni boğuyor. İşte yıllar var ki, bir hiç uğruna özgürüm.
Hiçbir şey olmasa bile, okumak için şüphesiz ki; yaşamaya değer.
Tanrı mümkün olan en iyi dünyayı değil de, iyiliğin ve kötülüğün bütün derecelerini taşıyan bir dünya yaratmıştır. Dünyanın olabildiğince kötü olduğu noktada bulunuyoruz. Çünkü bunun ötesi kötülüğün masumiyet haline geldiği kademedir.
İşten atılmaya kadar gidebilecek yaptırımlarla onu tehdit eden bir müfettişe gülümseyerek şu yanıtı vermişti: "Sayın müfettiş, ben işten atılmayı daima kariyerimin doruk noktası olarak değerlendirmişimdir."
Önemli bir kusuru vardı: Toplumsal yaşamın icapları ve uzlaşımları karşısında kendinden ödün vermemek. Bütün düşüncelerini her zaman her koşulda herkese söylüyordu. Her şeyden önce ruhlara karşı duyduğu derin saygıdan kaynaklanan bu içtenlik, bazen eğlenceli olan, ama her gerçeğin yüksek sesle söylenmesinin iyi olmadığı bir dönemde bazılarının trajik boyut aldığı aksiliklere neden olmuştu.
Korkutucu bir kendiliğindenlikle yapısının hoş olmayan tarafını dışa vuruyordu ama buna karşın iyi tarafını göstermesi için ona çok zaman harcanması, şefkat gösterilmesi ve çekingenliğinin alt edilmesi gerekiyordu.