A: Mahvettin beni, Peder! Tıpkı dediğiniz gibi size nankörlüğe dayanamam dediğimde, içtenliğimi övmenizi bekler gibiydim. Beni bana açtınız, yüreğimi delip geçtiniz. Beni bana anlattınız.”
Z: “Söylediğiniz gerçekse eğer, bu itirafınızdan sonra, artık eminim, içtensiniz, iyi kalplisiniz. Mutluluğa erişmediyseniz, unutmayın doğru yoldasınız, o yoldan ayrılayım demeyin sakın. Her şeyden önce de yalandan kaçın, her türlüsünden, hele hele kendi kendinize yalan söylemeyin. Kendi kendinize yalan söyleyip söylemediğinizi, kendi kendinizi aldatıp aldatmadığınızı her dakika sürekli denetleyin. Başkalarını olsun, kendinizi olsun alaya almayın. İçinizde size kötü görünebilecek bir şey, sırf onun farkına varmış olmanızdan kendiliğinden arınır. Korkuyu bir yana bırakın, zaten korku denen şey yalanın sonucudur. Sevgiye ulaşamadım bir türlü diye kendinizi yıpratmayın. İşleyeceğiniz hatalar da sizi fazla ürkütmesin. Maalesef şimdi ruhunuzu huzura kavuşturacak fazla bir şey diyemiyorum; çünkü etkin sevgi, hülyalarınızdakinin yanında çok daha acımasız ve dehşet doludur. Hayalinizdeki sevgi hemen tatmin arar, her şey herkesin önünde olup biter. Öyle ki insan, çektiği işkencenin fazla uzun sürmeyeceğini bile bile, sahnedeymiş gibi, herkesin gözü önünde, alkışlar eşliğinde, neredeyse hayatını verir. Oysa etkin sevgi denen duygu, emek ve sebat ister, kimisi için de ilim ve irfan gerektirir. Ama şimdiden diyebileceğim şey, bütün çabalarınıza rağmen amacınıza yaklaşacağınızı uzaklaştığınızı hissettiğiniz zaman… işte tam o zaman sizi seven ve sizden habersiz size yol göstermekte olan Tanrı’nızın mucizevî gücünü bütün görkemiyle görecek, amacınıza varmış olduğunuz ayan beyan karşınıza çıkacaktır. Sizinle daha uzun kalamayacağım için üzülüyorum, şimdi beni bağışlarsanız…