10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 69. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 21:40
“Gitti ammâ ki neylesin bî-çâre Âteş-i dille cân ü dil pâre” Şeyh Galib’in henüz 26 yaşındayken, “Nâbî’nin Hayrâbâd’ından daha iyisi yazılamaz” iddiasına meydan okuyarak 6 ay gibi kısa bir sürede kaleme aldığı Hüsn ü Aşk, Türk edebiyatının sadece en parlak mesnevilerinden biri değil, aynı zamanda tasavvufi ve alegorik bir şaheser Kitap, aynı kabilede doğan, birbirlerine aşık olan Hüsn (Güzellik) ile Aşk’ın hikayesini anlatır. Ancak bu sıradan bir kavuşma hikayesi değildir. Kabile büyükleri, Aşk’ın Hüsn’e kavuşabilmesi için onu Kalp Diyarı’na (Diyâr-ı Kalb) gönderir ve oradan Kimya’yı getirmesini şart koşar. Aşk’ın çıktığı bu yolculuk, aslında insanın kendi içine, nefsine ve hakikate yaptığı yolculuğun (seyr-i sülûk) ta kendisidir. Yol boyunca karşılaştığı engeller, devler ve cadılar insanın dünyevi hırslarını ve nefsin oyunlarını temsil ederken; ona rehberlik eden Suhan (Söz/Akıl) ise mürşid-i kâmili simgeliyor. Aşk o kadar acı çekip, o kadar yol yürüdükten sonra anlıyor ki: Aradığı Hüsn, aslında kendisinden başkası değilmiş. Yol da kendisiymiş, yolcu da, o uğruna canını dişine taktığı sevgili de... Bizim de hayatta peşinden koştuğumuz, “O olmadan asla mutlu olamam” dediğimiz şeyler (başarılar, sevgiler, unvanlar) aslında günün sonunda dönüp dolaşıp kendi içimizde tamamlamamız gereken eksiklikler değil mi? Aşk’ın geçtiği o zorlu yollar, aslında bizim kendi nefsimizle, egomuzla verdiğimiz mücadeleymiş meğer. Hikayenin sonunda Aşk’ın anladığı o büyük sır, edebiyat tarihinin en ters köşe ve en sarsıcı finallerinden biridir: Aşk, aslında Hüsn’ün ta kendisidir. Yol da yolcu da aranan da aslında tek bir kaynaktan ibaret Hüsn ü Aşk, aceleyle okunup bitirilecek bir kitap değil; her beytin üzerine dakikalarca düşünülecek bir tefekkür yolculuğu. Klasik edebiyatımızın bu
Hüsn ü AşkŞeyh Galip · İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,679 okunma
Acımak, Reşat Nuri Güntekin
10/10
·152 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 12:22
Görevini eksiksiz ve tam yapan ancak acıma duygusunu kaybetmiş olan Zehra öğretmenin babasının(Mürşid Efendinin) anı defterini bulup okumaya başlaması ile babasının aslında hiç düşündüğü gibi bir insan olmadığının anlatıldığı. Acıma duygusunun öneminin ve toplumun insanı kötüye, çirkinliğe ve ahlaksızlığa nasıl sürükleyip çaresiz birakabileceğinin anlatıldığı mutlaka okunulması gereken bir eserdir.
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 200251,5bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·204 syf.·
2026 10. kitabı
Kimilerinin her şeyin bittiğini sandığı, kimilerinin de yeni bir hayatın başladığına inandığı yerde, yüksek duvarlarla gözlerden gizlenmiş eski bir mezarlığın sessizliğinde Aynalı Baba. Ayna parçaları taktığı sarığı ve cübbesi, teneke parçaları iliştirdiği pejmürde kıyafetiyle tam bir tezat teşkil eden vakara sahip yaşlı bir adam. Ve Raci.. Pozitivizm ve maneviyat arasında sıkışıp kalmış huzursuz bir genç. Osmanlı'nın son dönem aydınlarından Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Amak-ı Hayal isimli kitabında buluşturmuştur bu iki karakteri. Kitap, okuru, mürşid-i kamil olan Aynalı Baba rehberliğinde irfana uzanan gizemli bir yolculuğa davet eder. Raci, yolculuğun sonunda hayallerin derinliklerinde kaybolmanın aslında kendini bulmak olduğunu keşfedecektir. Amak-ı Hayal konusu itibarıyla bir seyri sülûk kitabıdır. Ancak yazım türü olarak hangi kategoriye girdiği tartışma konusu olmuştur. İlk tasavvufî roman olduğunu söyleyenler çoğunlukta olsa da içerisindeki Buda, Zerdüşt, Brahman, Platon gibi İslam dışı unsurların varlığı onu alışılmış bir tasavvuf kitabı olmaktan çıkarmaktadır. Üslup açısından ise her ne kadar roman türüne yakın görülse de modern roman kriterlerine tam olarak uymamaktadır. Bu bakımdan Amak-ı Hayal ne tam bir roman ne de tam bir hikaye kitabı sayılabilmiştir. Muhtevası ise ne sadece tasavvuf ne de sadece felsefedir. Anlaşılan o ki Darulfununda felsefe hocalığı yapan ve tasavvufla iç içe bir hayat yaşayan yazarın bu kitapla amacı, felsefî, tasavvufî ve ahlâkî konulara ait görüşlerini okucuyu sıkmadan bir kurgu dahilinde aktarmaktır. Roman tekniğini ise sadece bir kılıf olarak kullanmıştır. Amak-ı Hayal iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Raci ve Aynalı Baba'nın tanışmasına ve Raci'nin rüya aleminde
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202122,3bin okunma
SU ÜSTÜNE YAZI YAZMAK !!
9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
63 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 23:27
Kitap, modern dünyada yaşayan bir akademisyenin (yazarın kendisi), bir mürşid rehberliğinde çıktığı içsel yolculuğu anlatıyor. Tasavvuf öğretilerinin günlük hayata nasıl dahil edildiğini ve insanın kendi nefsiyle olan mücadelesini konu alıyor. Dili oldukça samimi, mütevazı ve sürükleyiciydi. Ağır dini terimler yerine, herkesin anlayabileceği hikayeler ve metaforlar üzerinden dersler veriyor. Çok sürükleyici olmasının yanı sıra çok hissettim kendimi derviş sofrasında orda onlarla o anı yaşıyormuş gibi hissettim. Kitabın içerisinde verilen her bir görev için kendimi sorgulayıp bir sonraki görevin ne olacağını merakla bekledim. Eser huzur, sükunet ve derûni bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız okumaktan keyif alacağınız bir eser..
Su Üstüne Yazı YazmakMuhyiddin Şekur · Sufi Kitap · 20213,806 okunma
Böyle Söyledi Nietzsche
10/10
·334 syf.··
2026 9. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 00:00
Zerdüşt karakteri muhtemelen kitabı okuyan herkesin zihninde bizzat Nietzsche’nin benliğiyle, kimliğiyle özdeşleşmiştir diye düşünüyorum. Yazarın okuyucuya bilinçli olarak verdiği bu hissiyat sebebiyle felsefi kurgudan çok, Zerdüşt üzerinden yazarın hayata ve içindeki her şeye dair düşüncelerini, yaşam felsefesini konu alan bir denemeler dizimi okuyor gibi hissediyorsunuz. Kitabı ve yazarı adamakıllı yorumlayabilecek kadar idrak edebildiğimi düşünmüyorum, bu yüzden kendimden aşırı utanıyorum ancak benim kıt ve sığ algı penceremden Zerdüşt; “Tanrı öldü!” diye haykıran Tanrısız bir derviş. Kitabın seyri boyunca ölmüş olan Tanrı’dan ve hatta her şeyden üstün tuttuğu “Üstinsan”a ulaşmak, eserine varmak istiyor; kitap onun bu uhrevi yolculuğunu anlatıyor. Aslında daha çok üstünde durulmaya değer gördüğüm nokta yazarın kendi zihninde oluşturduğu ve ona kavuşmak istemekle gerçek hayattaki varlığına her şeyden çok inansa bile kitabında dahi ete kemiğe büründüremediği, günümüzde ise şahsen benim karşılaşabileceğimi hiç umut etmediğim “Üstinsan” kavramına biçtiği değer değil: Bu “Üstinsan”ı kendi müstakbel eseri olarak görmesi, bu vesileyle kendi şahsına biçtiği değeri büyük bir görkemle izhar ediyor olması. Zerdüşt benim kafamda kesinlikle yazarın ta kendisi ve kendini dünya ve içindeki her şeyden ne kadar yüce tuttuğunu kitabı okuyan herkes çok net bir şekilde anlamıştır herhalde. Yazarın kendi değerinin bu kadar farkında oluşu ve özsevgisi ise beni hiç rahatsız etmedi, hatta özendirdi. Daha önce böyle bir insan tanıdığımı hatırlamıyorum. Bununla birlikte “Nietzsche Ağladığında” kitabını Nietzsche’nin kitaplarından önce okumuştum; bu yüzden şimdi kendimi sanki onunla aynı devirde yaşamış ve kendisiyle tanıştıktan sonra iç dünyasını keşfedebilmek için
Edebiyat
Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202447,6bin okunma
6/10
·218 syf.··
2026 1. kitabı
·
324 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 04:30
Kitabın ilk bölümlerinde ahlak, edep gibi dini terimlerin öne çıktığı görülmekte. ileriki sayfalarda sıkça mürşid ve mürid ile ilgili bilgiler ve müridin ne yapması gerektiği bilgiler yer almakta. Tasavvuf ile tefekkür, rabıta, zikir gibi konulardan bahsedilir. Nefsin 7 derece olduğunu açıklar. Sonlara doğru hizmet konusunu ele alır ve islam diniyle ilgili önceden yapılan örneklerle beraber yapılabilecek hizmetler açıklanır. Kitabı aralıklı okuduğum için sadece bunlar aklımda kalmıştı.
Ârifler Yolunun EdepleriSeyyid Muhammed Saki Elhüseyni · Serhend Yayınları · 0768 okunma