Âl-i İmrân Suresi 62. Ayet
"Şüphesiz bu (İsa hakkında söylenenler), doğru haberlerdir. Allah'tan başka ilâh yoktur. Muhakkak ki Allah, evet O, mutlak güç ve hikmet sahibidir."
Hayata Dair
Rasyonel ve Kaliteli İnsan Bulma Rehberi – Kendi Deneyimlerimden
Anlaşamama İhtimali Algoritması (Azalandan Artana) Bir insanı profiline göre taradığında, onunla "Rasyonel bir düzlemde anlaşamama (Aptallık yüzünden tıkanma) ihtimali" en düşük olandan en yüksek olana doğru kesin sıralama şöyledir: %10 - %15 Risk (Kusursuz Rasyonel Bölge): Profilinde sadece yüzsüz nesne/doğa resimleri olan veya sadece isim-meslek yazan düz profiller. Bu bireylerle rasyonel anlaşma şansın en yüksektir. Zaman ve enerji yatırımı yapılabilir. %20 - %25 Risk (Verimli Entelektüel Bölge): Profilinde somut üretimlerini, projelerini veya okuduğu kitapların rasyonel pasajlarını paylaşanlar. Zihinsel dünyaları aktiftir, nedensellik bağları güçlüdür. %70 - %75 Risk (Sınırda Primat Bölge): Profilinde burç/MBTI gibi şablonlar barındıranlar veya sürekli yapay grup eğlenceleri/ayna karşısı kas videoları atanlar. Bu kişilerle sığlık duvarına çarpma ihtimalin oldukça yüksektir. İletişim yüksek sürtünmelidir. %80 - %85 Risk (Tehlikeli Onay Bağımlılığı): Aşırı filtreli sahte yüzler, lüks tüketim sinyalleri, kolay para vaatleri ve kronik mağduriyet sözleri barındıran profiller. Rasyonel bir zemin kurma şansın neredeyse yoktur; zira karşındaki zihin tamamen dışsal onayla ve illüzyonlarla beslenir. %90 - %95 Risk (Mutlak İletişimsizlik / Tam Aptallık Teşhisi): Biyografisinde pasif-agresif gizemli göndermeler olan, defansif/kibirli duvarlar ören ve en önemlisi kitap/felsefe platformlarında dekolte/kas sergileyerek ilgi dilenen profiller. Bu gruptaki bireylerle rasyonel bir anlaşma kurma ihtimalin yoktur. Değişkenlerin toplamı bilişsel yetersizliği kesinleştirir. Göründüğü an elenmelidir.
Biyoloji
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitap Kapaklarındaki Ünvanlar Gerçekten Ne Anlama Geliyor?
Selam. Kitapların üzerinde sık sık gördüğümüz ve ne olduğunu bilmesek de bize güven veren unvanlardan söz etmek istiyorum bu gün. ayça ile konuşmamız sırasında New York Times Bestseller ifadesini çok gördüğünden, haftalık olup olmadığına dair yapılan esprilerden bahsetmiş ve sonra gerçekten haftalık olduğunu öğrenip beni kültürlendirmişti. Böyle olunca, ben de dayanamayıp daha detaylı bir araştırma yaptım. Şimdi o detayları konuşalım... Bir kitapçıya girdiğinizde ya da internette kitap araştırdığınızda sürekli aynı ifadelerle karşılaşırsınız: "New York Times Bestseller", "Nobel Ödüllü Yazar", "Pulitzer Kazananı", "Hugo Ödüllü Roman"... En azından benim internet arayüzüm bunlardan oluşuyor. İlk bakışta bunların hepsi aynı şeyi ifade ediyormuş gibi görünüyor, hepsi kitabın iyi olduğunu iddia ediyor. Ancak işin aslı bundan biraz daha karmaşıktır. Çünkü kitapların kapaklarında gördüğümüz her ifade bir ödül değildir ve ödül olanların da hepsi aynı kriterlere göre verilmez. Boşuna kitabı kapağına göre yargılama dememişler... Aslında bu ifadeleri anlamanın en kolay yolu onları üç farklı kategoriye ayırmaktır: satış başarısını gösterenler, halk oylamasına dayananlar ve jüri tarafından verilen ödüller. En çok karıştırılan örneklerden biri olan The New York Times Bestseller ifadesiyle başlayalım. Pek çok kişi bunun bir ödül olduğunu düşünür, ancak gerçekte bu bir ödül değil, haftalık olarak yayımlanan çok satanlar listesine girmiş olmayı ifade eder. Bir kitap yalnızca bir hafta boyunca listede kalmış olsa bile kapağında ömür boyu "New York Times Bestseller" yazabilir. Dolayısıyla bu ifade kitabın edebî kalitesini değil, belirli bir dönemdeki satış başarısını gösterir. Bu nedenle kitap kapaklarında bu unvanın bu kadar sık görülmesi şaşırtıcı değildir. Öte yandan
Edebiyat
Düşüncelerin sürekli dönüşüm halinde olması yani değişebilirliği aşırıya kaçma durumunda insanı köksüz hissettirebilse de ve kimilerince tutarsızlık olarak nitelendirilse de insanın yeni umutlara ve meraklara tutunmasına yarıyor. “Şu an kötüyüm ve bu ömür boyu sürecekmiş gibi hissediyorum.” cümlesi gelecek hakkında şimdiden hüküm vermek anlamına geliyorken “Duygu ve düşünceler bir devinim halindeyse gelecekte de şu anki duygularımın esiri olmayacağım.” sözleriyse bir umut ve merak barındırıyor içerisinde. Bir zamanlar şiddetle savunduğum şeylerin gözümde değerinin eksilmesi başta bir şaşkınlık ve korku yaratsa da gelecekteki benin şimdikiyle aynı kişi olmayabileceğine dair anlayışım o umut ve merak duygumu yeniden ateşleyip beni daha çok hayata bağlıyor. Mutlak ve değişmez olarak varsaydığımız şeyler değişim isteğimize rağmen bizi olduğumuz yere çakılı kalmış şekilde bırakabiliyorken, düşünce dünyasında değişime cesaret edebilmek o çakılı kaldığımız yerden gelecek hakkında verdiğimiz hükmü boşa çıkarıp kendimizi farklı limanlara doğru yol alırken bulmamızı sağlıyor. Ve düşünce dünyalarının hiç değişmemesi ile övünenleri konu edinmekle uğraşmayacağım burada. Sözlerim gözlerini biraz olsun ufka dikmiş olanlara. Çünkü ufka bakabilmek, insanın henüz yaşanmamış olana duyduğu merakı tümüyle kaybetmemiş olması demek biraz da.
İNSAN ve MUTLAK ÖLÇÜLER...
Georg Wilhelm Friedrich Hegel dahi zahiren doğru bir yerden yola çıkar. Bu sebeple Salih Mirzabeyoğlu Hegelci terminolojiyi ve problem sahasını kullanır, ama Hegelci neticeye bağlanmaz. Onun yaptığı iş, Hegel’in açtığı “ruh-tarih-diyalektik-hürriyet” sahasını İslâmî hikemiyat içinde hesaba çekmektir. Hegel’in tarihi “ruhun gerçekleşmesi” olarak ele alan tarih anlayışını “lâfızda aynen kabul edeceğiz” derken bile bunu zâhirî ve dâhilî şeriatın, “Mutlak Ölçüler” ile insan ruhu yahut küllî ruh arasındaki uygunluğu mânâsında anlamak gerektiğini söyler. [*] -REHA KANSU, “Mücerret İnsan”dan “Gaye İnsan”a, -İbda’da İnsanî Hakikat-III-, besincidevre.org/5devre, 17 Haziran 2026-
İnsana Bakış
İSLÂM YENİLENMEZ, ANLAYIŞ YENİLENİR...
(...) Dolayısıyla “tatbik fikri” ile “tarihselcilik” arasındaki fark açıktır. Tarihselcilik, değişen tarihî şartlardan hareketle hükmün bugünkü geçerliliğini veya işlevini yeniden belirleme eğilimindedir. Tatbik fikri ise hükmü tarih karşısında eritmez; tarihi, hükmün tatbik sahası olarak kavrar. Yani tarihselcilik “çağ değişti, o hâlde hükmü yeniden anlamlandırmalıyız” derken; tatbik fikri “çağ değişti, o hâlde Mutlak Ölçü’nün bu çağdaki meseleye nasıl tatbik edileceğini idrak etmeliyiz” der. Bu, mezhep ve içtihad meselesini de doğru yere oturtur. Mezhepler, zamanüstü ölçülerin yeni zaman ve mekân tecellilerinde nasıl uygulanacağının sistemli ifadeleridir. Buradan çıkan sonuç şudur: Yenilenme, temeli yıkmakla değil, temel üzerinde yeni tatbik idrâki kurmakla olur. İslâm’a Muhatap Anlayış terkibinin anlamı da buradadır. Yenilenme, İslâm’ın yenilenmesi değil, İslâm’a muhatap anlayışın yenilenmesidir. -REHA KANSU, "Tarihselcilik ve İslâma Muhatap Anlayış", -IV. İslam’a Muhatap Anlayış ve Tarihselciliğin Farkı-, besincidevre.org, 18 Haziran 2026-
İslam'da Tarihselcilik