“Sokağında savaş mı var? Ha? Evinin önünde insanlar birbirini mi öldürüyor? Git, çık, savaş sen de o zaman! Öl, yaralan, sakat kal! Açlık mı var sizin orada? Çocuk yap, onu ye! Kendini ye! Ama kalkıp da dünyanın öbür ucuna gideceğim diye benim hayatıma sıçma! Hem ne olacak ki oralara gidince! İliğine kadar sikileceksin! Başka ne olmasını bekliyorsun? İnsanlar kollarını açmış, seni bekliyor çünkü değil mi! Geri zekâlı! Gideceğin yerde hiçbir değerin yok, anlamıyor musun? Hem de hiç! Göreceksin! Kimse seninle otobüste yan yana oturmak istemeyecek! Kimse seninle asansörde yalnız kalmak istemeyecek! Kimse o hiçbir zaman düzeltemeyeceğin aptal aksanınla vereceğin selamları almak istemeyecek! Kimse seninle komşu olmak istemeyecek! Kimse çocuğunun senin çocuğunla arkadaşlık etmesini istemeyecek! Kimse senin dinine ait en ufak bir şey duymak ya da görmek istemeyecek! Kimse o yemeklerinin iğrenç kokularını içine çekmek istemeyecek! Kimse senin para kazanmanı istemeyecek! Kimse senin onlardan daha mutlu olmanı ya da daha uzun yaşamanı istemeyecek! Kimse bir kuyrukta senin arkanda olmak istemeyecek! Kimse gittiğin yerde oy vermeni istemeyecek! Kimse seninle yatmak istemeyecek! Kimse gözlerinin içine bakmak istemeyecek! Kimse seni bir insan olarak görmeyecek! Kimse adını sormak istemeyecek! İsteyen olursa da, inan bana, ya delidir ya da istiyormuş gibi yapıyordur! İnsanlar senden o kadar nefret edecekler ki yerleştiğin her yerde emlak fiyatları düşecek! Bunu anla artık! Ama hâlâ canını veriyorsun oralara gitmek için! Hâlâ çocuklarını terk ediyorsun! Hâlâ yıllarca öküz gibi çalışıp bizim gibilere vermek için para biriktiriyorsun! Demek ki... Demek ki her türlü acıyı hak ediyorsun. İşte ben de, tam bu noktada devreye giriyorum! Sana öyle şeyler yaşatacağım ki gidip bunu bütün o
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aman yanlış anlaşılmasın, klasik bir şekilde "para mutluluk getirmez" demiyorum. Tam aksine, para öyle bir mutluluk getirir ki aklınız şaşar (böyle yazınca pek bilimsel olmadı tabii). Ancak Killingsworth ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada net bir şekilde görüleceği üzere, bu mutluluğun sınırları, halihazırda mutsuz olanlar için oldukça kısıtlı. Oysa zaten bulundukları hayat içinde kendilerini mutlu hissedenler için, para ile gelecek mutluluğun sınırları çok daha geniş. Benzer bir eğilim zengin ve fakirler için de geçerli. Fakirler için para ile gerçek mutluluk oldukça kısıtlıyken, zenginler için gelen her ekstra dolar, mutluluklarına mutluluk katmaya
devam ediyor.
"EEEE yeter be, içim şişti! Tüm umudumu, mutluluğumu çaldın benden, hiç mi mutlu olamayacağım ben" mi diyorsunuz? Durun çok az kaldı biraz daha dayanın, ama öncesinde sorunuza cevap vereyim :)
Her dinin ve her ahlakın temelinde yatan en genel formül: "Şunları ve şunları yap, şunları ve şunları yapma mutlu olursun. Aksi halde..." şeklindedir. Her ahlak, her din bu buyruktan oluşur,Benim dilimde bu formül tersyüz oluyor.”tüm değerleri yeniden değerlendirme"min ilk örneği: iyi gelişmiş, "mutlu" bir insan belirli eylemleri yapmalıdır ve başka bazı eylemlerden de içgüdüsel olarak kaçınır; fizyolojik açıdan oluşturduğu düzeni, insanlarla ve nesnelerle olan ilişkilerine aktarır. Formüle edersek: erdemi, mutluluğunun sonucudur...
Nietzsche burada diyor ki: Din "iyi ol, ahlaklı ol" dedi diye, cehennem korkusuyla ya da cennet ödülüyle kurallara uymak seni gerçekten mutlu biri yapmaz. Korkuyla yapılan şey ahlak da değildir zaten.Ama sen karakter olarak gelişmiş, içi rahat ve güçlü bir insansan, kimsenin zorlamasına gerek kalmadan zaten o doğruları yaparsın. Kötü eylemlerden de içgüdüsel olarak iğrenip uzak durursun.