Öyle görünüyor ki yaşamımızın geri kalanında mutlu olabilmek için doğumdan sonraki ilk yılda başkalarına ihtiyacımız var. Bu şunu gösterir: Bu hassas dönem boyunca bireyi inşa eden süreçler bozulduğu için, gelişimimiz boyunca ortaya çıkan benlik hissimiz erken sosyal deneyimlerin izini taşır. Diğer bir deyişle gelişen insan beyni başkalarından bilgi aktarımı bekler ki bu son derece önemlidir, bu girdilerin yokluğu normal sosyal davranışın epigenetiğinde kalıcı etkilere neden olur.
Mutlu son dediğimiz nedir ki Osman? Anlatanlar, hikayenin mutluluğa yakın bir yerinde anlatmayı bıraktıkları için birilerinin sonsuza del pembe bulutlarda yaşadıklarını sanıyoruz.
“Tüm mutlu sonlar beyaz atlı şövalyeler için değildir, sevgilim. Bazen kötü adam kızı kazanır. Bu da hikayeye çok daha ilginç bir son vermiyor mu?
Karanlık kalbimin her zerresiyle,
Senin canavarın.”