Can özümden besmeleyi çekende....
Puan vermedi·112 syf.··
2026 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 23:13
"Düşümde düşüme girdin dün gece..." Az önce rüyamda Âkif hoca bana mesaj atmış, Seren hanım bu kez vize notlarını görerek not giriyorum diye. Ama ben uyudum, o zaman bu rüya diyerek uyandım. Çünkü nöbeti devredip uyudum. Bugün girerim dediyse girer dedim ben size. Çünkü Âkif king. O kadar. Can özümden besmeleyi çekende ; böyle iki yıl. Dosta Doğru şiirler. Hadi başlayalım. R.Ç: Hocalarım Kuran notu girilmiş O.Y: Hadi bakalım nöbetçiler istirahat vakti R.Ç: Beni nöbete bırakmıştı Seren hoca O.Y: Tahmin ettim hocam R.Ç: Şimdi saati önemsemeden çaldırsak mı kendisini hocam O.Y: Neden demez Peşimden dönen muhabbetler bu, rüyamda rüyama girecek şey max budur benim de zaten. Elhamdülillah. Çok şükür bugün de Âkif hoca beni yanıltmadı. O kadar kıymetli ki şu. En küçük şey de bile o yapmaz demek. O bunu yaparım dediyse yapar demek. Sonuç; 100'de ısrar etme 90 da oluuuuuur:) İnsan dediğin; noksan da olur.
Dosta DoğruAbdurrahim Karakoç · Alperen Yayınları · 20061,320 okunma
8/10
·325 syf.··
2026 8. kitabı
Kitap düşük IQ’lu bir birey olan Charlie’nin ve bir denek faresi olan Algernon’un hikayesini anlatıyor. Hikayeyi takip ederken Charlie’ye üzülmemek elde değil. Düşük IQ’lu, yani gerçek anlamda saf olmak gerçekten üzücü bir şey. Charlie’nin bu süreçteki en yakın arkadaşı ise bir fare olan Algernon oluyor. İkisinin de ortak noktası, en azından bilim insanlarının gözünde birer denek olmaları. Charlie onu çok seviyor ve kendini sürekli onunla kıyaslıyor. Kitap, ayrıca bu tür önemli deneylerdeki bilim insanlarının farklı yaklaşımlarını ve farklı etik değerlerini de başarıyla ortaya koyuyor. Bilim insanları Charlie’yi bir insan olarak değil, bir denek olarak görüyorlar ve bu durum Charlie’yi çok rahatsız ediyor. Çünkü Charlie’nin asıl öğrenmek istediği, gerçekte kim olduğu; yani nasıl bir insan olduğuydu. Dünyaya diğer insanlar gibi normal bir zekayla gelseydi ne tarz bir insan olacağını merak ediyor ve bunu öğrenmeye çalışıyor. Kitabı okurken bir Amerikan romanı olduğunu (pragmatik/faydacı) hissediyorsunuz. Teknik bir eleştiri; başkahramanımız IQ’su düşük olduğu için birçok kelimeyi yanlış söylüyor ve yazar da bunu belirtmek için kitapta yanlış yazılmış kelimelere yer vermiş. Doğrusu ben bu tarzı pek beğenmedim; okurken akışı kesiyor ve "Acaba kelimeyi yanlış mı okuyorum?" diye sürekli duraksamama neden oluyor. Yine de bu teknik tercihin arkasındaki dünya, bizi oldukça derin bir hikayeye götürüyor. Kitabın temposu, Charlie’nin Algernon ile beraber yaşamasından ve ardından ayrı eve çıkmalarından sonra hızlanıyor, daha keyifli bir hal alıyor; tıpkı Charlie’nin zekasının hızla artması gibi. Ameliyattan sonra o kadar çok gelişmişti ki, artık kendi eski halini farklı bir insanmış gibi görüyor ve ona dışarıdan bir gözle "Charlie" diyordu, bu gerçekten enteresandı.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,7bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Varoluşun ince hesabına okkalı tokat;
Puan vermedi·104 syf.··
2026 11. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:10
Modern mezarlığa hoş geldiniz; hani şu her sabah kart basıp akşamına "mutluluk" satın aldığımızı sandığımız o devasa, ışıltılı toplu mezara. Alain Badiou, Gerçek Mutluluğun Metafiziği adını verdiği bu incecik ama zehirli kitabıyla tam da buraya, o sahte konfor alanımızın orta yerine dalıyor. Hacmi küçük, derdi büyük bir mevzu bu. Adam resmen piyasa ekonomisinin, kariyer planlarının ve o bitmek bilmeyen "güvenlik" masallarının suratına okkalı bir tokat aşk ediyor. Bizim o uysal, evcilleştirilmiş, sistemin suyuna giden zavallı bireyliğimizi alıyor; altını oya oya içinden hakiki bir "Özne" çıkarmanın derdine düşüyor. Çıkarabilir miyiz peki? Şüpheliyim ya, neyse. Dünya dediğin yer zaten baştan aşağı bir itaat okulu, bunu hepimiz biliyoruz. Ekonomi politik falan derken iki büklüm olmuşuz, ruhumuzu üç kuruşluk mesleki güvence hesaplarına meze yapmışız. Badiou tam da bu noktada damardan giriyor işte: "Ulan" diyor mealen, "gerçek mutluluk dediğin şey ince hesaba gelir mi hiç?" Gelmez tabii. Ama biz ne yapıyoruz? Gitgide daha erken yaşlarda başlıyoruz o şüpheli güvencelerin peşinde takla atmaya. Risk almaktan, tesadüflerin o tekinsiz ama büyüleyici karanlığına sapmaktan ödümüz kopuyor. Filozofun dediği gibi, her şeyi uydurmuşuz istihdam piyasasının o leş yapısına. Sonra da akşamları evde oturup, o uyuşturulmuş zihinlerimizle mutlu olduğumuza ikna etmeye çalışıyoruz kendimizi. Yersen. Kitabın en can alıcı, en pesimist damarıma dokunan yeri de o meşhur "hakiki yaşam" mevzusu zaten. Şair Rimbaud vaktiyle "Hakiki yaşam yok" diye kestirip atmış, haksız da sayılmaz hani; şu etrafta gördüğümüz süslü yalanlara bakınca insanın inanası geliyor. Ama Badiou o kadar kolay teslim olmuyor bu karanlığa. Hakiki yaşamın mevcut olmasına karar verecek olan bizzat sensin, diyor. Yani o her köşede
Gerçek Mutluluğun MetafiziğiAlain Badiou · Monokl · 2015147 okunma
10/10
·104 syf.·
2026 1. kitabı
Bazen kendini hiçbir yere ait değilmiş gibi, hiç hissedersin... Çünkü yanında hayat arkadaşım dediğin, sevdiğin insan eksiktir. Ve sen, ne hatırlayabilirsin ne de ona bir adım daha yakınlaşabilirsin. Sadece sebepler gerekir. O sebepler için sana birilerinin yardımcı olması gerekir. Ve sen beklersin, beklersin ve beklersin. Ateşli yatarsın sadece onun adını sayıklarsın. Ve defalarca dersin ki ben 'Fadimem'e simit götürmem lazım.' Bazen sadece görmek istediğin beklenmektir. Evde bir yemekle ve onu gördüğün an bütün mutluluk kapıları sana açılır. 'Hiç kimse' olduğun bir anda elini tutanlar mutlaka vardır. Yazarın kitabını o kadar çok severek okudum ki, herkese tavsiye ederim. Sadece bu kitabı ile değil birçok kitabıyla kalplere dokunan, hayatınızda yer edinen bir yazar. Bence, kesinlikle hak vermelisiniz.
1000Kitap
Hiç KimseFatih Duman · Nesil Yayınları · 2024304 okunma
Puan vermedi
Toplum psikolojisi, toplum bilimi… Bu konudaki kitaplar her zaman ilgimi çekmiştir ve büyük bir açlıkla okumuşumdur. İnsan dediğin şey garip bir mefhum. Bazen AVM’lerde durup insanları seyrederim uzunca bir süre ya da şehir içi otobüs yolculuklarında… Bu karınca sürüsü nereye gitmektedir, bu yürüyen amcanın ne derdi vardır, şu genç çocuk hayatta neler yaşayacak neler başaracaktır, şuradaki adamın eline güç ve para verilse neye dönüşecektir… Güç, para, doğa, inanış, emek, hayal kırıklığı, mutluluk, acı, aile, sermaye, çöküş, doğuş, ölüm. İnsanın hayatında büyük etkileri olan küçük kelimeler dizisi. İnsan ne kadar araştırsan da “işte budur” diyemeyeceğin, tarihin her evresinde benzer ama her zaman farklı davranışlarda bulunan. Aynı acıları, aynı mutlulukları bambaşka ortamlarda yaşayan, hayattan çok şey bekleyen ama hiçbir şey alamadan giden toprak yığını.
1000Kitap
Toplum SözleşmesiJean-Jacques Rousseau · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,9bin okunma
Var olmak yaşamak mıdır ...
Puan vermedi·77 syf.··
2026 1. kitabı
İnsanın yaptığı en büyük hata, zamana sahip olduğunu sanmasıdır. Oysa zaman kimsenin değildir; hepimiz, geri sayımı sessizce başlayan bir hayatın içindeyiz. İnsanlar mutlu olmak ister, ama çoğu neyin peşinden koştuğunu bile bilmez. Kalabalıkların içinde kaybolur, başkalarının düşünceleriyle yaşar, başkalarının onayına göre nefes alır. Kendi hayatını yaşadığını sanarken aslında sadece oyalanır. Çünkü insan, ölümü unutabildiği kadar boş şeylere bağlanır. Kendine sor: Hayat dediğin şey gerçekten nedir? Bir gün biteceğini bildiğin halde neden hâlâ erteleyip duruyorsun? Mutluluk; sahip olmak mı, yoksa gerçekten hissedebilmek mi? Belki de hayatın anlamı, sonsuz yaşayacakmış gibi davranmayı bırakınca başlar. Çünkü güzel hayat, cesurları sever. Risk alanları, hissedenleri, düşmek pahasına kendi yolunu yürüyenleri…
Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı ÜzerineSeneca · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202514,6bin okunma