“Kişisel gelişimimiz gerçek değerimize, ileride ne olacağımıza ve hayatta oynayacağımız rolün ne olacağına bağlıdır. Bu sayede herkese, diğer insanlara saygı duymaları için ilham olabileceğiz. Kişisel yetkinliğimizi tamamladığımızda mutluluğun tüm kaynaklarına açılan kapıyla karşılaşacağız. (Çünkü tüm derin mutluluklar, gerçekleştirdiğimiz düzenli eylemlerden doğar.)
Mutluluğun yolu ne sahip olmaktan geçer, ne de var olmaktan. Onun kaynağı eylemdir: İnsan sadece yaptığı şeyden gerçek anlamda haz duyar. Biricik insani mutluluk iştedir, eylemdedir.
“Başka birinin acılarının ya da sevinçlerinin kaynağı olmak -hak, söz konusu değilken- gururumuz bundan çok besleyen bir şey düşünülebilir mi? Peki mutluluk ne? Doyma noktasına ulaşmış bir gurur. Kendimi dünyadaki öbür insanlardan daha iyi, daha güçlü hissedebilseydim, mutlu olurdum; herkes beni sevseydi, kendimde sonsuz bir sevme yeteneği bulurdum. Kötülük, kötülüğe yol açıyor: ilk sızı, başkasına acı çektirmenin zevki hakkında bir ipucu veriyor bize. Kötülük kavramı, gerçeğe uygulanmak istenmedikçe, insan kafasında biçimlenemez. Fikirler, organik yaratıklardır. Derler ki, doğuşlarından biçim alır fikirler, bu biçimde eylemdir; kafasında daha fazla fikir barındıran biri, ötekilerden daha eylemcidir.”
İnsanlar için tek mutluluk başarılmış bir eylemdir. Bu mutluluğu,her ne kadar insanları teşvik etmek için kullanılabilse de "zevk" yani bencil haz ile karıştırılmamalıdır. Sevinç ve mizah her çocuk için neredeyse vazgeçilmezdir.