Dünya üzerindeki yaşadığımız bu yüzyıla ya da çağa belli başlı,etkili ve yücelten isimlerle sürekli seslenilir ve öyle olduğu ifade edilerek insanoğlu manipüle edilerek benimsedilir.Bilişim Çağı,Bilgi Çağı,Uzay Çağı,İletişim Çağı, bu isimleri muhakkak bir yerde okumuş,duymuş olabiliriz ve sık sık karşımıza çıkarlar.iş yerlerinden yorgun ve stresli çıkan insanların kendini BilişimÇağında yaşadığını anımsaması duygularını ve düşüncelerini okşayarak kendilerini iyi,mutlu ve güçlü hissederek bu ağır misyonu dünyayı sırtında taşıyan Atlas gibi sırtlanırlar.Bu korkunç kabuslarını görmeye devam ederek yaşamaya kendilerini ikna ederler.Bilişim,bilgi,iletişin ve uzay,her ne kadar hayatımızın bir parçası olsalarda aslında hayatlarımızda ki tüketimimizin devamlılığını sağlamak,kolaylaştırmak,tüketim işlemlerimizi sorumsuz gerçekleşmesini sağlayarak kayıt altında tutmak ve bir bilgi havuzu oluşturarak neyi tüketmek istediğimizi,tüketim nesnelerini yenilemek,yen tüketim nesneleri ortaya çıkarmak.Eğer çağımıza bir isim vererek kendimizi anlamlandırarak ifade etmemiz hayati ve yaşamsal bir zorunluluk ise nacizane fikrimce çağımıza Tüketim Toplumu Çağı ismimin daha çok yakışacağını düşünüyorum.Çünkü yaşadığımız yerlerde evlerimizden dışarıya adımlarımızı attığımız anda,yurt içinde yurt dışı seyahat ve tatillerimizde tek yaptığımız şey tüketmekdir,henüz mümkün değil ama gelecekte mümkün olduğunda gezegenimizden gezegenler arası tatil ve seyahatlermizdede tüketeceğiz.İhtiyacımız olup olmadığını düşünemeden,ekonomik durumumuzu kontrol etmeden bir görevi yerine getirir gibi büyük arzu duyarak istemsizce tükederek mutlu olmaya capalarız.Hayatlarımızın bir parçası ve yaşamlarımızın kendisi olur,varoluşumuzu düşüncelerimiz belirlemez tükettiğimiz nesneler belirler.Jean Baudrillard şöyle