Mutluluğun nasıl elde edileceğine dair çok çeşitli görüşler vardır, ama Aristoteles, yeterince düşünebilen insanlar arasında bu konuda çok ciddi bir anlaşmazlık olmadığından emindir. Modern dönemde, farklı kişiler ve hatta aynı kişi farklı zamanlarda, mutluluğu nasıl elde edileceğine dair farklı görüşlere sahip olduğundan, mutluluğun belli bir anlamı olmadığına inanılır olmuş; dolayısıyla mutluluk ya da en yüksek iyi, siyasal toplumun amaçladığı ortak iyi olmaktan çıkmıştır. Yine de, mutluluk kavrayışları ne denli çeşitli olursa olsun, mutluluğun temel koşullarının her durumda aynı olduğuna inanılmıştır: İnsan, yaşamını devam ettiremediği, özgür olamadığı ve neye mutluluk diyorsa onun peşinden gidemediği sürece mutlu olamaz. Dolayısıyla siyasal toplumun amacı, her bir kişinin doğal hakkı olarak anlaşılan bu mutluluk koşullarını güvence altına almak ve mensuplarını herhangi bir mutluluk türünü kabule zorlamaktan geri durmaktır; çünkü mutluluk kavrayışlarının hiçbirinin doğası gereği bir diğerinden üstün olamaz.
çev. Birdal Akar (İstanbul: Babil Kitap, 2024), 51.
Philipp Mainländer
Şimdiye kadar genel olarak insanın eylemlerinden bahsettik ve şunları bulduk: İnsanın istenci özgür değildir; Eylemlerinin tamamı zorunluluktan kaynaklanır; Mutluluk güdüsü temelinde ve zihni vasıtasıyla, kendisi için genel bir refah (esenlik) fikri oluşturabilir; Bu refah fikri, belirli koşullar altında, onu karakterine aykırı hareket etmeye sevk edebilir. Bu sonuçlar, tabiri caizse, etiğin giriş holünde durmaktadır. Şimdi ise tapınağın bizzat içine giriyoruz; yani belirli toplumsal koşullar ve formlar içinde hareket eden insanın eylemlerini ele almak ve onun mutluluğunu incelemek zorundayız. Karşılaştığımız ilk koşul doğa durumudur. Etikte bu durumu basitçe, Devletin yadsınması (negasyonu) veya insanın Devletten önce gelen yaşam formu olarak tanımlamak durumundayız. Şimdi insanı Devletten bağımsız, onun zorlayıcı gücünden azade, yani tıpkı diğer her bireysel istenç gibi yalnızca doğanın bir parçası olarak ele alırsak; o, doğanınkinden başka hiçbir zorlayıcı güce tabi değildir. O; kimyasal kuvvet, bitki veya hayvan olsun, diğer her bireysel şey gibi hayatı çok özel bir şekilde isteyen ve varlıkta kalmak için amansızca çabalayan, kendi içine kapalı bir bireyselliktir. Ancak bu çabasında, aynı çabaya sahip olan diğer tüm bireyler tarafından kısıtlanır. Böylece, içinden en güçlü veya en kurnaz bireyin zaferle çıktığı var olma mücadelesi doğar. Her insan, varlıkta kalabilmek için bu mücadeleye girişir. Onun tüm çabası bundan ibarettir ve ne yücelerden, ne derinliklerden, ne de kendi içinden gelen hiçbir ses, işe koşabileceği araçlar konusunda onu kısıtlamaz. Devlette cinayet, yağma, hırsızlık, yalancılık, aldatma, tecavüz vb. olarak adlandırdığımız tüm eylemler onun egoizmine mubahtır; çünkü doğa durumunda karşısında bizzat kendisi gibi varlıkta kalmak isteyen
Felsefe
Reklam
​"Bugünün dünyasında mutsuz olmak neredeyse bir suç veya başarısızlık gibi algılanıyor. Kişisel gelişim sektörü, bireyin sırtına bir de 'her koşulda mutlu olma' zorunluluğu yüklüyor. İnsana kendi acısını, öfkesini ya da yasını yaşama hakkı tanımayan bu toksik olumluluk kültürü, insan doğasına yapılmış en büyük kabalıktır."
Biz şairlerin mutlu olmaya hakkı var. Çünkü bizler milletlerimize ve onların mutluluk savaşına sımsıkı bağ­lıyız.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Şiir
mutluluk denilen şeyi burada anlıyorum: ölçüsüzce sevme hakkı.
Alıntı
Neden "iyiliğin kökeni"ni incelemezler, araştırmazlar? Herkesin derdi "kötülük" ya da "iblisliğin kökeni". Eğer serseriler kötülük yapıyorsa bu onların tercih hakkı. Yani adamlar kötülüğü benimsemişler. Iyiler de iyiliği... Ben kötülüğü yeğleyenler arasındayım. Yetke hiçbir zaman kötülüğe izin vermez ne yazık ki... Insan kişiliği Koca Tanrı'nın en büyük eseridir. O bununla övünür. Kişiliksiz yaratıklar kişilik sahiplerini ezmeye uğraşırlar bu dünyada kardeşlerim. Çağdaş tarihimize bir göz atin. Bu makinelere karşı çıkıp onları bozmaya uğraşanlar hep kişilik sahibi, yüce yaratıklardır. Bunları anlatırken son derece ciddiyim kardeşlerim. Ben yaptıklarımdan zevk, mutluluk duyduğum için kötüyüm o kadar.
Kitap Alıntısı
Reklam
Reklam