8/10
·210 syf.··
2024 17. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2024 00:27
"Sıradan bir hayat en iyisi. Onunla savaş, bununla mücadele et derken, sonunda hayatından oluyorsun." Çin'de yayınlandıktan hemen sonra yasaklanan ve yasaklanmaya devam eden kitap: Yaşamak. Neden? Çin'deki Kültür Devrimin'den sonra halkın açlığa, liderlerin baskılarına verdiği sınavlar sebebiyle ülkesinde yasaklanmış bir kitap ama gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır işte... Yaşamak... Kitabın adı böyle ama içeriği ölmek, ölmek, ölmek bir daha ölmek üzerine... Başkarakterimiz Fugui, gençliğinde mirasyedi bir tip olup ailesini bezdiren bir adamdır. Bir gün kumarda tüm mal varlığını kaybederken aslında geleceğiyle de kumar oynamış olur. Hem onun hem ailesinin hayatı tepetaklak olur ve mutluluk artık haramdır Xu ailesine. Tam artık yeter, mutlu oldular diyorum ama acılar yolunu bildikleri bu yere tekrar tekrar döndüler. Dağ olsa yıkılırdı Fugui dayandı, dayanmak zorunda kaldı. Fugui, eşi, çocukları hepsi için hayat çok zordu, kendimi yerlerine koyamadım, daraldım her an. En acısı da bu yaşantıların koskoca teknoloji, gelişim, medeniyet(!) çağında da devam etmesidir...
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,6bin okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2023 15. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2023 00:00
Yâ Bâkî Entel Bâkî .Bu güzel yolda güzel projeler yapabilmek için ömrümüzün sonuna kadar mücadele etmeye niyetliyiz .ALLAH için olmayan her sevgi haramdır .Ya Baki entel Baki zikrinin hakikatini anlayabilsek bizden uzaklaşan ve bizi terk eden herhangi bir şeyin huzurumuzu kaçırmanın mümkün olmadığını da göreceğiz .Allah hala bizimle ilgileniyorsa manevi bir ameliyata maruz kalıyoruz demektir .Put; insanın kendi kendine ürettiği bir şey olup kişinin hislerini yöneten şeydir. Senin hislerin neye köleyse o senin putundur .İnsandaki sevgi hissinin sınırı yoktur. Ne kadar çok şeyi severse sevsin yine tatmin olmaz .İnsan, kalbinde alaka duyduğu şeyleri çoğalttıkça o kalpte Allah'a yer kalmaz .Ya Rab sen bakisin giden gitsin Sen yetersin .Bir şeyin ayrılığından alınan acı, kavuşmasının lezzetinden büyükse eğer, böyle bir şeye sevgimizi vermeye değer mi ?. İnsan, Sevgisinin Allah'dan başka neye verirse ondan ayrılmanın acısını kalbinde yüzde yüz duyacaksa eğer, kalbe bile bile bu zulüm edilir mi ? .Çünkü sen sevgini yanlış yere kullandın .Bize verilen sonsuz sevme kabiliyeti fanileri sevelim diye verilmedi .Onsuz yaşayamam kıvamına getirmek tehlikelidir .Onlar bizden ayrılmadan önce bizim onlardan ayrılmayı öğrenmemizdir .Allah'ım ben yalnızca Senin rızanı talep ediyorum ve dünyanın her tarafına iman nurunu taşımak istiyorum deseydin okul, iş, ev zaten eşantiyon olarak verilecekti .(Bak-i Hakiki yalnız Sensin) Masiva fanidir .Tek derdimiz Allah'ı razı etmek olmalıydı Zaten öyle olsaydı başka derdimiz kalmayacaktı .Allah seni zaman zaman imtihan ediyor ve kalbinde yer verdiklerini senden çekip alıyor. Ama sen bunun bir imtihan olduğunun bile farkına varmadan. Canımı al malımı alma diyorsun .Eğer kalbimizde yer verdiğimiz şeyler bizden alınınca dengemiz bozuluyorsa kalbimizde tevhit
Din
Yâ Bâkî Entel BâkîMehmet Yıldız · Timaş Yayınları · 2023658 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nereye giderseniz gidin kendinize dönmek üzere yola çıkarsınız.
10/10
·208 syf.··
2019 458. kitabı
Oldum olası severim macera kitaplarını. Bunda, belki çocukluğumdan beri macera dolu hayatımın da bir etkisi vardır. Bazı maceralara dahlim olmamış olabilir, kader öyle hükmetmiştir, öyle olmuştur. Ama bazılarına bizzat kendi iradem karışmıştır. İlk okuduğum macera kitabı çoğu kimse gibi Robinson Kruzo’dur. Hep özendirdi beni kendisine. Sonrasında Don Kişot. Rosinante nereye ben oraya. Değil yel değirmenlerine, rüzgâra bile kılıç sallardım. İşte Monte Kristo. Adalet peşinde maceradan maceraya koşmuştum. İşte Sunguroğlu. Şahin’le ve Düka’yla ve belki arada Çimpe Kalesi’nden İbrahimle Selikos’un peşinde, Bizans entrikaları arasında az kalmadım. Bir Hıristiyan papazını seveceğim asla aklıma gelmezdi. Belki de bu sevgidir, papazı Müslüman edip adını Köse Yusuf yapan. Hatırlıyorum da şimdi, dahlim olmayan gerçek acılarımı bu maceralarla unutmuştum. Her insanın hayatında yarınlara taşıyabileceği, üzerinde konuşabileceği, yıllar yıllar sonra hatırlandığında yüzünde tatlı tebessümler oluşturacak maceraları olmalı. Macera olmadan hayat olmaz. İşte hayat Yolunda kitabının yazarı Hasan Söylemez, macerasız, rutinleşmiş sıkıcı şehir hayatından bıkmış. Tabiattaki betonlaşmaya paralel hissizleşen insandan da bıkmış. Ruhu yaralanmış. Kaçmak, kendini tabiatın kucağına atmak istiyor. Ama bu zor. Her şey hazır olsa bile onu yaşadığı ortama bağlayan ayak bağları var. Geçim derdi, kredi kartları, yakın çevre, dostlar, mekanlar, alışık yerleşik düzen vs. Bunun için bir an gerekiyor. Her şeyi yakıp yıktığın bir an. Özgürlüğün her şeyiyle göz kırptığı, prangaların bir bir çözüldüğü an. “Ne derlerse desinler.” ânı. Öyle de oluyor. Bir an’da istifa kağıdı hazırlanıyor masada. İknalar sonuç vermiyor. Eşe dosta, delisinlere, vesairelere pirim vermiyor. Karar veriyor buralardan gidecek. Hem de beş
Etkinlik
Hayata YolculukHasan Söylemez · Hayy Kitap · 2015416 okunma
-Güneş de sanıyor ki bir tek o yanıyor.-
10/10
·434 syf.·
Beğendi
·
2020 2. kitabı
-Cümlelerinizi bir demet gül sunar gibi söyleyin.- -Dünya aşktan ibarettir, gerisi fasa fiso. -Eylemsiz düşünce, çıkarılmayı bekleyen define gibidir.- -Gölgeyi üşüten güneşe hasretidir.- . "Aşk, bir bedende iki kişi." “Ey aşk...! bir mucize gerçekleştir şimdi Şapkandan bir kumru havalansın Bana öyle büyük ki bu kalp, Gelsin yüreğime yuvalansın” Kitabı okurken sımsıcak bir yürek buldum. Yaşam kavgasının molalarında, sıcacık bir poğaça, buğusu üstünde demli bir çay, sevgi ve vefayla beslenmiş hoş bir muhabbet, zifiri karanlıklarda bir umut ışığı, sığınılacak güvenli bir liman, şifalı bir çift dost eli hissine kapıldım. 438 sayfalık kapsamlı ve güzel bir kitap, aforizmalarla, çarpıcı düşüncelerle dolu bir kitap. Düşünmeyi ve düşündürmeyi hedefleyen, beyinlere seslenen metafor zengini tam bir şiir ziyafeti. Bu ziyafetin menüsünde, sevgi var, sitem var, aşk var, barış var, umut var , çocuk var, kadın, insan, doğa ve Dünya var, kısacası belli bir yaşanmışlık var. Benim en çok sevdiğim aforizmalarının birinde Şair Tahsin Özmen diyor ki " İnsanın pilini, sahip olduğu mallar değil, mutlu olduğu anlar şarj eder." Ben de bu kitabı okurken gerçekten mutlu oldum, yaşam enerjim yenilendi tazelendi. Bu kitapta Şair şiiri, insan insan, insan doğa, insan toplum ilişkileri olarak yansıtıp, sosyal siyasal iktisadi ve kültürel olguların bir bileşkesi olarak ele almış. Bir empati aracı, duygusal paylaşım aracı olarak şairin şiirlerini, esas olarak insanı düşündüren, bunun yanında kimi zaman üzse de, kimi zaman hüzünlendirse de, genelde hayatı sevdiren, manevi bir hazza kaynaklık eden ve eleştirel bir farkındalık yaratmaya dönük şiirler olarak değerlendirebiliriz. Ayrıca Şair şiirlerinde, yaşadığımız zamanın garipliğinden, monotonluğundan, doyumsuzluğundan, duygusuzluğundan,
Şiir
Düşünmek Yaşamın Pasını SilmektirTahsin Özmen · Karina Yayınevi · 2018552 okunma
8/10
·128 syf.··
2018 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2018 00:00
ESKİDİM... Çay kaç kuruştur? İnsanların hayata katlanabilmeleri için verdikleri küçük molalar vardır. Bunun adı bizim topraklarda çaydır. Adamlar çayı, ve dahası içine atacakları şekeri bir mesele gibi görmek zorunda kalmışlar seneler seneler önce. Fukara için adım attığı meseledir. Bir kitap nasıl bu kadar acıklı olabilir? Bir insan hüznü nasıl bu kadar hissettirebilir? 22 Haziran tarihli, Makar Devuşkin'in, Varvara Alekseyevna'ya sürekli gönderdiği mektupların birinde, fakir bir ailenin yaşadığı ızdırap dolu bir sahne var. Zaman zaman ''Bunu tarif etmeye kelimeler yetmez.'' deriz ya bu söz mutluluk için de olabilir, üzüntü için de. Öyle değilmiş. Bu, bizim beceriksizliğimizmiş meğer. Dostoyevski kaleme aldığı her sahneyi öyle bir tabloyla ortaya koymuş ki, siz kameranın ta kendisi oluyor, ne eksik ne fazla her şeye şahit oluyor ve yüreğinizdeki hissetme kabiliyeti kadar da sarsılıyorsunuz... (Mutluluğa sıra pek gelmedi...) Kitap boyunca kalbim göğsümde, Makar Devuşkin'in epriyip yırtıldığı için dirsekleri gözüken ceketi gibi darmadağın ve delik deşik oldu. Eskidim. Örselendim. Midem taş oldu. Parça parçayım, rüzgar esse alıp götürür beni, ayağımı yere dimdik basmaya takatim kalmadı. Sanki biri yüzüme binlerce tokat atmış gibi, yüzümün etleri sarktı. Yaşlandım. Kitap iki uzaktan akrabanın mektuplaşması üzerine yazılmış. Varvara da Makar da yalnız yaşayan insanlar. Makar elindeki üç kuruş parayı tüm gücüyle ayakta kalmaya çalışan Varvara'ya destek olmak için harcar. Bizde bir tabir vardır, yokluk için kullanılır: Ağzını açsa canı çıkacak. İkisi de bu durumdaydı. İkisine de kızdığım çok oldu. Makar Devuşkin sürekli kendini kötü olarak nitelendiriyor, kendisini mankafa, aptal, yetersiz, basit bir adam olarak görüyordu. Hemen her mektubunda bir şekilde kendisiyle
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Öteki Yayınevi · 201676,9bin okunma