Mutluluk, beklentilerle gerçeklik arasındaki fark azaldıkça artar
Ben her zaman en olağanüstü umutlara, en abartılı beklentilere kaptırıyorum kendimi. Diyelim biriyle tanıştım da cana yakın buldum, en iyi şeyler beklenebilecek biri gözüyle bakıyorum ona, üstelik bunu ondan istiyorum. Yanıldığını anlayınca da büyüden kurtuluyorum, gözüm açılıyor ve üzülüyorum.
Sayfa 86·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Sadece okumak değil, Yüzleşmek..
Okurken yalnızca bir yazarın düşüncelerine eşlik etmedim; aynı zamanda kendi alışkanlıklarım, zaaflarım, ertelemelerim ve mutluluk arayışımla da yüzleştim. Modern çağın görünmez bağımlılıklarını, sürekli uyarılma hâlimizi ve tatmin olamayan zihnimizi anlatan bu kitap, bunu didaktik bir dille değil; düşündüren, sorgulatan ve zaman zaman insanı kendisiyle baş başa bırakan bir üslupla yapıyor. Her sayfada “Evet, bu tam da benim yaşadığım şey” dediğim anlar oldu. Kitabın en güçlü yanı ise bölümlerinin birbirinden bağımsız gibi görünmesine rağmen aynı bütünün vazgeçilmez parçaları olması. Açıkçası tek bir bölümü bile gereksiz ya da sıradan bulmadım. Her bölümün içinde altı çizilecek, not alınacak, hatta dönüp dönüp okunacak cümleler vardı. Bazı kitaplarda birkaç etkileyici bölüm öne çıkar; bu kitapta ise her bölüm kendi başına bir alıntı kadar değerli, bir farkındalık kadar güçlüydü. Yazarın dopamin kavramını yalnızca bilimsel bir terim olmaktan çıkarıp günlük yaşamın merkezine yerleştirmesi oldukça etkileyiciydi. Telefon ekranlarında geçen saatlerden ertelenen hedeflere, anlık hazların uzun vadeli mutluluğu nasıl gölgelediğine kadar pek çok konu sade ama derinlikli bir şekilde ele alınmış. Bu nedenle kitap sadece bilgi veren değil, davranışlarımızı yeniden değerlendirmemizi sağlayan bir eser hâline geliyor. Okurken en çok hoşuma giden şeylerden biri de yazarın okuyucuya yukarıdan bakmaması oldu. Suçlayıcı bir dil yerine farkındalık oluşturan bir yaklaşım benimsemiş. Bu da kitabın samimiyetini artırıyor. Kendinizi eleştirilmiş değil, anlaşılmış hissediyorsunuz. Kalk Bir Dopamin Demle, günümüz insanının en büyük sorunlarından biri olan dikkat dağınıklığını, motivasyon eksikliğini ve sürekli tüketim döngüsünü anlamak isteyen herkes için değerli bir kaynak. Ancak bence bu
Reklam
Tıp fakültesi ikinci sınıf fizyoloji dersinde nörotransmitter adı verilen, beyinde üretilen ve çeşitli fonksiyonları olan bazı maddeler anlatılır. Seratonin bunlardan biridir. Seratonin anla-tılırken bu maddenin görevlerinden birisinin beyinde mutluluk oluşturduğu söylenir. Tüm öğrencilerin aklında aynı soru vardır: "O zaman seratonini artırırsak mutlu oluruz?" Evet, aynen de öyledir, modern tıp mutlu olmayı seratonine bağlamıştır. Son-raki sınıflarda "depresyon" anlatılırken önceden zihni hazırla-nan bizlere sebep olarak "seratonin" eksikliği yeniden hatırlatılır. Sonra farmakoloji (ilaç) dersinde depresyon ilaçları anlatılırken seratonini yükseltmek gerektiği ve çeşitli mekanizmalar ile bunu artıran ilaçlar olduğu söylenir. Artık mezun olunduğunda for-mül bellidir: mutsuz olana seratonin ilacı yaz! Sanki yağı azaldı-ğında takviye yapılması gereken bir makine gibi davranılır insan bedenine. İnsan bedeni, maalesef doktor adaylarına sadece kitap üzerinden öğretildiği için, sanki bir makinenin kılavuzunu oku-yup, kılavuza göre üzerinde ayar oynaması yapar gibi davranmak kaçınılmaz hâle gelir.
Sayfa 201
Alıntı
“Bir erkek herhangi bir kadınla mutlu olabilir, yeter ki onu sevmesin.”
Sayfa 121 - Can Yayınları·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Günaydın
İnsanlar mutlu evlilik konusunda nasıl da saçmalarlar!
Sayfa 121 - Can Yayınları·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Romalılar işi biliyor ,
Çünkü temelinde do, ut des gibi bir çeşit anlayış yatan Roma dini, MÖ 2. yüzyıldan öteye, artık Roma aydınlarına bir yaşam kuralı, mutluluk ve huzur vermeye yetmez olmuştur ve aydınlar için dinin göre­vini eklektik bir felsefe yüklenmiştir.
Sayfa 18
Kitap Alıntısı
Reklam
Reklam