Ay Düğümü çıktığından beri ilgimi çeken bir kitaptı. En başında Mısır, mitler, arkeolojik çalışmalar vs olması zaten radarıma takılma sebebi oldu çünkü bu detaylar benim en sevdiğim konulardır. Kitabın da bunları konu alıyor olması zaten okuma sebebimdi. Ama kitap beklediğimden çok çok daha iyi çıktı.
Gamze Çelik, yayınlanan ilk kitabı olmasına rağmen kurgusunu çok profesyonelce almış kaleme. Havada kalan, yarım kalan, olmasa olurdu ya da burası böyle olması gerekirdi diyebileceğim hiçbir detay yoktu. Akıcıydı, merak uyandırıcıydı, sürükleyiciydi ve daha da önemlisi okumaya başlandığında kitabı elinizden bırakamıyordunuz.
Kitabın kısaca konusuna değinmen gerekirse, bir arkeolog olan Ayliz, ekibiyle araştırmaya gittiği piramide gece araştırmak için girdiğinde bir şekilde ilerlediği koridorda bulmaması gereken bir koridorda bir odaya girer ve o oda hayatını değiştirdi. Oda bir şekilde başka bir dünyaya açıldı. Bilmediği, yabancı olduğu bir dünyaya. Mısır'ın başka bir yüzüne... Orada Kraliçe Neftis'in yönetiminde olan bir Mısır'ın dünyasında, büyücülerin, yöneticilerin, kara büyülerle uğraşan kişilerin arasında neye uğradığını şaşıran Ayliz'in en büyük şansı Aytun ile karşılaşması oldu. Aytun her ne kadar başta Ayliz'in düşmanları tarafından gönderildiğini düşünse de gerçekler ortaya çıkıp da Ayliz'in hikayesine inandığında onu kendi dünyasına göndermek için bir yol aramaya başlar. Ancak bu çok da olay değildir çünkü Ayliz'in asıl ait olduğu dünyaya gelmiştir. Ayliz ile ilgili gerçekler, bilinmeyenler ve sırlar yavaş yavaş ortaya çıkarken hayati tehlikesi de boyut değiştirir. Çünkü Ayliz'in sahip olduğu gerçek güç ve soyu Kraliçe Neftis ve yandaşları için büyük bir risk olmaktadır. Bütün bunların yanında da Ayliz ile Aytun arasında filizlenmeye başlayan aşk da oldukça