Mutlum

Viktorya, Hapis, Eşcinsellik, Hedonizm, Kadın Düşmanlığı
4/10
·320 syf.·
2024 132. kitabı
Dorian Grey'in Portresi Oscar Wilde Çeviren: Şima Rondinelli Bu benim okuduğum dördüncü Oscar Wilde kitabı ve aynı zamanda Dorian Grey'in Portresi kitabı yazarın ilk ve tek romanı özelliğini taşıyor. Öncelikle bilmeyenler için Oscar Wilde 'dan biraz bahsetmek istiyorum Wilde bir eşcinsel olup, eşcinsellikten dolayı Kraliçe Viktorya döneminde hapis yatmıştır onun için Wilde'ın dünyevi ve kadın erkek ilişkilerine dair görüşleri çok sağlıklı olmayıp baya sakat düşüncelerdir. Yazar bu kitabı da buram buram Hedonizm yani herkesin anlayabileceği şekilde Hazcılık ve Gay/bastırılmış gay'lik çerçevesinde ele almıştır ki ben kitabın ilk üç bölümünü okurken dahi bunu farkettim çünkü dünyalık haz ve hazcılığın öncülerinden Ömer Hayyam 'a atıflar ve de bir erkeğin bir erkeği böyle tarif etmesi, betimlemesi ona gizli, bastırılmış bir eşcinsel aşk duyduğunun göstergesi. Zaten kitabın yazılış dönemi 1890 kitap olarak basılma dönemi de Oscar Wilde 'ın eşcinsellikten hapis cezası almasından 3-4 yıl öncesine 1891/1892 yıllarına denk düşer, Wilde bu kitabında Viktorya döneminde ki baskıları, eşcinselliğin suç olmasını vs. eleştiriyor. Öte yandan kitabın içerisinde derin bir evlilik karşıtlığı ve de kadın düşmanlığı var evet kadın düşmanlığı var Gray'in bir kadına aşık olmasına dahi tahammül edemeyen Basil ve Henry adlı iki karakter tam bir evlilik ve kadın düşmanı çünkü onlar birer bastırılmış gay diye düşünüyorum... Kitap bir insanın Hazcı dünya görüşüne yani Hedonizm'e yönelmesi ile nasıl ahlâkî yozlaştığını ve sadece hazcı görüşte olduğu insanların nasıl ahlaksız olduğunu gösteriyor
Edebiyat
Dorian Grey'in PortresiOscar Wilde · Boyut Yayınları · 099,1bin okunma
Mutlum
Okuyamayıp yarım bıraktığım kitaplardan bana hiç bir şey kalmayacağını düşünmüştüm.
Reklam
Günde 2-3 saat televizyon izleyen bir insana “Çok asosyalsin!” tepkileri verilmezken günde 2-3 saat kitap okuyan insanlara bu tarzda geri dönüşlerin olduğu bir ülkede yaşıyoruz..
Edebiyat
Almina Hüma isimli okura yanıt verildi
Mutlum
Söz Doğan cüceloğluna ait herhalde.Kaynağını öğrenebilir miyim?
10/10
·159 syf.··
2024 19. kitabı
Yazarın, Çalıkuşu’dan daha ziyade bu eserini okumanızı, okutmanızı tavsiye ediyorum. Küçük hacimli olmasına rağmen büyük bir eser. Okurken ilk başta aynı kişi üzerinde belki de hissim nefretti, böyle insanların o zaman da şu anda ve daha sonra da olacağı nefreti. Lakin yanılmışım, o kişi nefret edilebilecek biri değil, değeri bilinmesi gereken bir kişiydi. Yazar bu eserde mesaj vermeyi de ihmal etmemiştir. Bu mesaj “ hikayenin sonunda üzgün ve pişman olmamak için kimseyi dinlemeden yargılamamaktır .” Kısaca olay örgüsünü vermem gerekirse; Zehra başmuharrirdir. Kurallarına bağlı, acımasız, doğrucu, temiz ve namuslu bir kadındır. Aslında ideal bir roman kahramanıdır. Fakat bu doğruluk, temizlik, fedakarlık onda acıma duygusunu köreltmiştir. Zehra çalıştığı okuldan birkaç günlüğüne izin ister, herkes şaşırır çünkü Zehra böyle biri değildir. Hatta herkes başka bir kişi ile karıştırır. Babası hastadır yanına gitmesi gerekmektedir. Zehra herkese babasının ve kimsesinin olmadığını söylemiştir. İstanbula döndüğünde babası vefat etmiştir. Babasından nefret ediyor, mamafih baba olarak bile görmüyordur. Çünkü zamanında annesine, kardeşine çok çektirmiştir. Hatta Zehra annesi ve ablasının katilinin babası olduğunu söyler. Gittiği günün akşamında babasının günlük olarak tuttuğu sayfaları bulur ve aslında eser bu şekilde devam eder. Babası hiç umulduğu gibi bir adam değildir. Aslında Zehra’nın annesinin ailesi iffetsiz, namussuz bir ailedir ve kızları da onlara benzeyecek diye acımasızmış gibi davranan bununla beraber iki kızına hiç kıyamayan bir babadır. Buraları çok detaylı vermek istemiyorum merakla okumanızı tavsiye ediyorum.
1000Kitap
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,5bin okunma
Mutlum
Evet bu roman kesinlikle çalıkuşundan önce okunmalı
10/10
·232 syf.·
2015 482. kitabı
Cengiz Dağcı mühim bir yazardı. Eserleriyle üniversite yıllarımda tanıştığım ve adeta fahri bir Kırım Türk’ü olmamı sağlayan bir yazardı. Hatta yazarlığından da öte hayatıyla mühim bir yazardı. O bir Kırım Tatar’ıydı. 1919 yılında dünyaya gelmiş; İkinci Dünya Savaşı’nı cephede yaşamış ve savaş sonrası ülkesinden ayrılmak zorunda kalan yüz binlerce Kırımlıdan biri olarak Londra’ya yerleşmişti. Bütün kitapları Türkiye’de yayınlanmasına rağmen Türkiye’ye hiç gelememiş bir yazardı ve bu haliyle dünyada eşi olmayan bir örnekti belki de. ‘Onlar Da İnsandı’ adlı romanı Milli Eğitim Bakanlığı’nın tavsiye ettiği ‘100 Temel Eser’ arasında yer alıyor. Ayrıca birkaç sene öncesine kadar ‘Korkunç Yıllar’ ve ‘Yurdunu Kaybeden Adam’ merkezli olmak üzere hayatı ve eserleri lise edebiyat müfredatlarında yer alıyordu. Türkiye’deki Kırımlılar tarafından da iyi bilinen bir yazar elbette. Dağcı’nın eserlerinin hemen hemen tamamı Kırım’da geçen hikâye ve anılardan oluşur. Kırım’ın asli unsuru olan Türklerin bilhassa Stalin döneminde uğradıkları zulümler ve nihayetinde 18 Mayıs 1944 tarihli ‘Büyük Kırım Sürgünü’ ile Türklerin yok edildiği bir Kırım projesinin gerçekleşmesine kadar uzanan hazin süreç anlatılır. Bu anlamda Dağcı, mazlum Kırım Türklerinin ve hatta sadece Kırım Türklerinin değil, sürgüne maruz bırakılan diğer Kırım halklarının da sesi olmuştur. Dağcı’nın ilk eseri Sadık Turan’ın Hatıraları’dır. Ancak hacim olarak hayli büyük olan kitap Varlık Yayınevi tarafından 1956 ve 57’de iki kitap halinde yayınlanır; Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam. Dağcı’nın hayatına dair biyografik çizgileri taşıyan eser, edebi değer bakımından Dağcı’nın acemilik dönemi eseri olmasına rağmen etkileyicilik bakımından belki de en iyileridir. Çünkü anlatılanlar gerçeklik hissi vermektedir. Savaş
Müzik
Korkunç YıllarCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 20192,784 okunma
n isimli okura yanıt verildi
Mutlum
Aytmayov'un birçok kitabını okumuş biri olarak ikinci Cengiz'le tanışmak benim için de biraz geç oldu.Okuyalım,okutalım.
KALBE ZARARLI BİR ADAM DOSTOYEVSKİ ve EZİLENLER'i
8/10
·394 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2021 02:09
Bir yazar 1861 yılında, sürgünde hapis olarak geçirdiği senelerin ardından bir kitap yazıyor; bense yazıldıktan 160 sene sonra bu eseri okuyup diyorum ki ''sen nasıl bir psikoloji içindesin, sen gerçek bir hastasın Dostoyevski'' Değerli arkadaşlar, kitabı gece 02.30'da bitirdim ve uyumak için yattığımda yarım saat kitabı düşündüğümü fark ettim , uyuyamadım. Bir konuda anlaşalım; şu an çok mutluysanız, hiçbir sorununuz yoksa sakın Dostoyevski okumayın , zaten anlayamazsınız. Dostoyevski okumak, bile bile göre göre mutsuzluğu hissetme çabasıdır, karamsarlığı içine almaktır, depresyon uçurumunun kenarlarında gezmektir. O'nu okumak istiyorsanız bir şeye hazır olun; kalbinizin kırılmasına. Kalbim çok kırıldı, Dostoyevski kalbimi çok kırdı. Uzun bir inceleme olacak arkadaşlar, çünkü söylemek istediğim o kadar çok şey var ki, nasıl toparlayacağımı bilemiyorum ama yine de deneyeceğim. Dostoyevski hakkında az çok bilgi sahibi olanlar siyasi söylevleri nedeniyle bir dönem sürgüne gönderildiğini bilirler, orada yaklaşık on sene kalıp cezası bitince tekrar yazarlığa devam etmek isteyen Dostoyevski, ben daha ölmedim dercesine bir kitap yazıyor. Şimdi bu kitap klasik bir Dostoyevski kitabı. Peki klasik bir Dostoyevski kitabı nedir? En basit tanımla, psikolojiyi alt etmektir . Kitapta kötü olan bir karakterin betimlemesi, tahlili öyle bir kalemle yazılmış ki o kötü karakterin içinde kendimizi bulabiliriz, çünkü Dostoyevski çok dürüst bir yazar, iç hesaplaşmasını, iyi-kötü özellik olarak farkı gözetmeksizin karakterlerine yüklüyor ve hem kendisiyle bir karakteri üzerinden hesaplaşıyor, hem de bize olduğumuz, içimizde gizli saklı kalan kötü yerlerimizi tokat gibi yüzümüze vuruyor. İşte bu sebeple Dostoyevski okumak zordur, çünkü kendisiyle yüzleşmekten korkan, kendisini kandıran
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,8bin okunma
Mutlum
Güzel bir inceleme olmuş ama Dostoyevski ve diğerleri konusuna katılamıyorum.Tolstoy'u da unutmayalım ve yabana atmayalım.Ben şahsen ikisini de çok değerli buluyorum.