Ama başımıza gelen her şeyin Allah'ın takdiri olduğunu idrak edersek Allah'ın iradesinden yine Allah'ın iradesine sığınmış oluruz. Ve hakkımızda hüküm veriyormuş gibi görünen insanların yalnızca Allah'ın kaderini gerçekleştirmeye yarayan araçlar olduğunu görürüz. Onlar da Allah'ın hükmü karşısında aciz ve çaresizlerdir. İşte o vakit gönlümüz mutmain olur.
Ey oğul! Gönül genişliği ve kalp temizliği istiyorsan, insanların söylediklerine kulak asma, sözlerine iltifat etme. Bilmez misin ki onlar yaratıcılarından bile razı olmazlar, senden nasıl razı olsunlar?
Sure-i Ra'd da şöyle buyuruluyor:
.... الا بِذِكْرِ اللَّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ (۲۸) )
"Agah olunuz! Ancak Allah'ın zikri ile kalpler mutmain olur." (Ayet:28 den)
Mevlâ Tealâ bu ayette buyurmuş oluyor ki: Bu kalpleri ben yarattım, sağlamlığını da hastalığını da ben bilirim. İlacını da ben bilirim. Bütün doktorlar toplansa ilaçlar yapsalar yine de zikirle mutmainne olmamış kalbin hastalığını gideremez. Ancak zikir ile giderilir.
Nefsin mutmain olduğu (yaptığınla huzur bulduğun) husus iyiliktir. İnsanlar sana fetva verseler dahi içini kemiren içinde bir huzursuzluk ve şüphe bırakan şeyler de günahtır.