Halk Fırkası, hükümranlığı millete, yani Türk halkına verdi. Devletimize Türkiye ve halkımıza Türk milleti adlarını bahşetti. Hâlbuki Anadolu devrimine kadar, devletimizin, milletimizin, hatta dilimizin adla-n1, "Osmanlı" kelimesi idi. Türk kelimesi ağza alınamaz-dı. Hiç kimse "Ben Türk'üm" demeye cesaret edemezdi.
Son zamanlarda, Türkçüler böyle bir iddiaya cüret ettikleri için, sarayın ve eski kafalıların nefretini kazandılar.
İşinize gereğinden fazla önem vermeyin. Bertrand Russell'in dediği gibi: "Ruhsal çöküntünün yaklaştığı- n1 gösteren belirtilerden biri, işimizin son derece mü- him olduğunu düşünmemizdir."
9. Sizden yapmanızı bekledikleri işi yapmayin. Kendi is- tediğiniz işi yapin. Tek bir hayatinız var. O hayatı kendiniz olarak yaşamak, her zaman için en iyisi
Bir za- manlar cidden sadece iki zaman vardı. Gündüz ve gece Aydınlık ve karanlık. Uyanık ve uykuda geçen. Başka zamanlar da vardı tabii. Yemek zamanı, avlanma zama- n1, savaş zamanı, rahatlayıp eğlenme ve öpüsme zamanı Ama bu zamanlar yapay olarak saatler, rakamlar ve onla- rın sonsuz alt birimleri tarafindan dikte edilmiyordu.
Kegen Tuna'run diğer tarafına geçip Bizans imparatorunun yanına sığınmanın iyi bir fikir olduğunu düşündü ve kendisine katılan iki boy ve yanındaki 20.000 kadar adamı ile birlikte Silistre yakınların geldi (Kedrenos bu yeri Tuna'nın adalarından biri olarak göstermektedir. Ona göre, Tuna Nehri üzerindeki bir ada bu geliş ile tamamen Peçenek çadırları ile kaplandı). Peçenekler Bizans'ın Tuna bölgesi şehirlerinin valisi Anastasios'un oğlu Mikhael'e kim olduklarını ve neden oraya geldiklerini bildirerek, imparatorun tarafına geçmek istediklerini ve eğer bunu kabul ederlerse bundan Bizanslıların büyük bir çıkar sağlayacaklarını söylediler. Vali bunun üzerine bu sırada Biza:n1, imparatoru olan IX. Konstantinos Monomakhos'a haber verdi. İmparator, Kegen'in adamları ile birlikte hemen Bizans sınırlarına alınmasını, iaşe ve bannmalannın sağlanmasını ve Kegen'e saygıda kusur edilmeden başkent'e gönderilmesini emretti. Bu emir hemen yerine getirildi ve Kegen imparatorun süslü tören salonunda büyük bir memnuniyetle huzura kabul edildi. Kendisine Roman'ın bir zamanlar asil ve şerefli unvanı olan Patricus (Patrikios) unvanı verildi. Bu unvana karşılık Kegen'de, Hristiyan olmayı ve kendisine bağlı Peçenekleri Hristiyan olmaya ikna etmeye çalışacağına dair söz verdi. Bu şekilde Peçeneklere Tuna civarındaki Bulgaristan toprakları verildi ancak karşılığında da Peçenekler yine Bizans imparatorluğunun sınırlarını kendi soydaşlarından ve Rus Knyazlarırun saldırılarından korumak zorunda bırakıldılar. Kaynaklarda ismi zikredilmeyen Tuna kıyılarında bulunan üç kale Kegen'in Peçeneklerine teslim edildi. Bu arada Kegen, yanındaki Peçenekleri Bizans imparatorunun ruhani dileğini yerine getirme noktasında ikna etti ve onlarda büyük bir istekle başbuğlarının yaptığını yaptılar. Kegen'le birlikte
...nitekim kader yalnızca sahip olduğumuz ve edindiğimiz bütün her şey üzerinde değil, aynı zamanda kolumuz ve bacağımız, gözümüz ve kulağımız, hatta yüzümüzün ortasındaki burnumuz üzerinde bile tartışmasız bir hakka sahiptir.