Baharın buradan bozkıra bakınca insan, o güzel Anadolu kilim ve cicimlerinin, renklerinin, süslerinin, nakışlarının örneklerinin nereden nasıl seçildiğini görür gibi oluyor. Iraklarda, şu karşıdaki sırtların bayırların üzerinde üçgen, dörtgen biçiminde arazinin engebesine göre kıvrık kıvrak uzayan yeşil dilimler ekin tarlaları, aralarında yanlarındaki altın sarısı, pembe kırmızı, menekşe renkli yerler de güzel parlak çiçekli aralık otlarının bürüdüğü nadaslar olacak. Dün gece buraya yağmur yağdı mı?
Yandaki sınıfa girerek ilk sıraya kapandı: Hayır, hayır; artık okula gelmeyecekti. Dersler başlayınca da evden sınıfa, sınıftan eve, işte o kadar. Fakat eylül beş, eylül on beş, sonra ekim, sonra dinmeyecekmiş gibi yağan yağmurlar.. yağmurlar. Ve biri kırk kilometre doğuda, öteki aynı uzaklıkla kuzeydeki iki ilçeyle eş kenarlı bir üçgen kuran yollar bu yağmurlarla nadas tarlalarından farksızlaşacak, Doğanbeyli bucağı dünyadan kopmuş bir nokta gibi kalacaktı. Dünya sağnakların ardında, çamurun, tipinin ve ayazın ardında, memurin kanunu'nun ardında kaybolup gidecekti. Deliçay bütün kış boyunca bahçe duvarlarına kadar yükselir, boz bulanık, uğultulu, devrile devrile akar, dallar, kütükler sürükler getirir, vâdinin vahşiliği bütün bütün artardı. Ufku büsbütün daraltan tepeler, toprak damlı evlerin üzerine iki yandan abanıverecekmiş gibidir. Bütün kış her şey, kül rengi bir gökyüzünün altında, her şey toprak damlar, kerpiç duvarlar ve ebedî melankolileri ile çırılçıplak kavaklar birbirlerini eritmek, yok etmek içindir. Bu yokluğun içinde Nesrin, bu on dokuz yaşı ile ne yapsın? Ne yapabilir?
Sayfa 234·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Eh, kalbinize, zihninize umut ekerseniz, 'imkânsız'ı ' nadasa bırakır, çeşit çeşit ' belki ' biçersiniz.
Sayfa 294 - Alfa Yayın / 37. Baskı·Kitabı okudu
Alıntı
Bu yürek gökle barışkın yaşamaya alışmış bir kere ve inatla çevrilmiş toprağın çılgarına yazık ki uzaktır kuşları, sokaklarıyla bizim olan şehir ama ancak laneti hırsla tırpanlayamamak koyuyor insana öpüşler, yatağa birden yuvarlanışlar sevgiyle hatırlansa bile hatta. Köpüren, köpürtücü bir hayatın nadasıdır kardeşim bütün devrimcilerin çektikleri biliriz dünyadaki yorgunluk habire mızraklanır dağlarda gürbüz bir ölümdür bizim arkadaşlarınki pusmuş bir şahanız şimdilik, ne kadar şahan olsak ama budandıkça fışkıran da bizleriz ölüyoruz, demek ki yaşanılacak...
paula'nın içinde o kadar çok aşk vardır ki artık nadasa bırakılmıştır.
Sayfa 136·Kitabı okudu
"Hayatını nadasa bırakmak iyi bir his mi?"
Sayfa 319·Kitabı okuyor
Edebiyat