Puan vermedi·544 syf.··
2026 46. kitabı
Kaybetme Sanatı // Alice Zeniter Alice Zeniter’in Kaybetme Sanatı, 1950’lerden 2000’lere uzanan, Cezayir Bağımsızlık Savaşı’nın gölgesinde şekillenmiş üç kuşaklık sarsıcı bir aile destanıdır. Zeniter, romanında yalnızca bir ailenin hikâyesini anlatmakla kalmıyor; göçün, kimliksizliğin ve toplumsal hafızanın üzerimizdeki ağır yükünü ustalıkla masaya yatırıyor. Hikâye, dede Ali’den torun Naima’ya uzanan bir zaman tünelinde şekilleniyor. Dede Ali, İkinci Dünya Savaşı’na katılmış, kadere inanan bir Berberi. Cezayir’in bağımsızlık sürecinde tarafını seçmediği veya birtakım örgütlere yardım etmediği gerekçesiyle "hain" ilan edilerek memleketini terk etmek zorunda kalan bir sürgündür. •Baba Hamid, çocuk yaşta Fransa’ya sığınan ve göçün yarattığı o derin kimlik karmaşasının ve uyum sağlama çabasının vücut bulmuş halidir. Naima ise Cezayirli bir baba ve Fransız bir annenin kızıdır. -Yazarla büyük oranda paralellik gösteren Naima, kendi köklerini ararken iki kültür arasında sıkışmışlığın, ötekileştirilmenin ve aidiyet arayışının tam merkezinde yer alır. Zeniter’in kalemi, sıradan bir aile hikâyesini tarihsel bir yüzleşmeye dönüştürüyor. Roman, Cezayir Savaşı ve sonrasında yaşanan travmaların göçmen topluluklar üzerinde neden bu kadar uzun süre sessizlikle örtüldüğünü sorguluyor. Yazarın, bu toplumsal sessizliği "kaybetme sanatı" olarak tanımlaması oldukça çarpıcı. Kaybetme Sanatı, hem tarihsel arka planı derinlemesine kavramak hem de karakterlerin içsel yolculuğuna tanıklık etmek isteyenler için güçlü bir seçim. "Tarihin sessiz kurbanlarını" görünür kılan bu akıcı metin, kimlik arayışının ve köklerden kopmanın evrensel sancısını hissettiren bir başucu eseri niteliğinde.
Kaybetme SanatıAlice Zeniter · Livera Yayınevi · 2022205 okunma
Tarih
8/10
·335 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Selim İleri ve Behçet Necatigil isimlerini görünce hemen alıp okuduğum bir eser. Tarihi olayları okumayı çok severim. Eser TRT radyosunda tiyatro şeklindeki eserin yazıya dökümü. Osmanlı Devleti'nin duraklama ve çöküş döneminde sadrazam ve paşaların ne kadsr etkili olduğunu gözler önüne seriyor. Okurken en çok üzüldüğüm nokta Genç Osman'ın şehit edilme anıydı. Kitap hakkında yapacağım tek eleştiri Eski Türkçeye hakim olmayan kişilerin okurken zorlanacak olması. Ama olması gereken de bu şekilde yazılmasıydı. Derleyen ve bize sunanlara teşekkür ediyorum.
Tarih
NaimaBehçet Necatigil · Everest Yayınları · 20158 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çok iyi bir bildungsroman
8/10
·544 syf.··
2026 10. kitabı
Kitap üç bölümden oluşuyor. . Birinci bölümde Ali'nin hikayesi var. Cezayir'in bağımsızlığını kazanma sürecinde Fransızlara destek olmuş gibi göründüğü için hayatı tehlikeye giren Ali ailesiyle birlikte ülkeyi terk ederek Fransa'da yaşamaya başlar. Yeni bir ülke ve yeni bir hayata alışması hiç kolay olmaz. . İkinci bölümde Ali'nin oğlu Hamid'in hikayesi var. Daha beş yaşındayken Fransa'ya göç eden Hamid, önce buraya alışamaz fakat zamanla okuldaki arkadaşları sayesinde hızlı bir entegrasyon geçirir ve bir Fransız'dan daha Fransız olur. . Üçüncü bölümde Ali'nin torunu ve Hamid'in kızı Naima'nın hikayesi var. Naima Cezayirli bir baba ve Fransız bir annenin melez bir çocuğudur ama genleri dışında Cezayirli hiçbir özelliği yoktur. Hem kültürel, hem fikir hem de yaşantı olarak Fransız'dır. Bir gün iş dolayısıyla Cezayir'e gitmesi gerekince dedesinin köyüne gitmeye karar verir. Yorucu ve öğretici bir yolculuk olur. . En başta söylemeliyim bu senenin en iyi kitaplarından biri. Üç kuşağın, üç farklı ortam ve durumda yaşadığı değişimler fevkalade bir üslup ve akıcıkla anlatılmış. Dört dörtlük olmasa da her açıdan harika bir bildungsroman. Özellikle göçmenlik hakkında söyledikleri çok dikkate değer şeyler var. . Eleştirdiğim bir noktası ise şu oldu: Fransa'nın Cezayir'de yaptığı insan kıyımlarımdan çok fazla bahsetmiyor. Hatta Fransa'yı Cezayir'in bir koruyucusu gibi kutsuyor neredeyse. Oysa Cezayir'de yaşanan bütün o kıyımların bir numaralı sorumlusu Fransa'dır. Bunu bilerek okursanız keyif alacağınız iyi bir roman okursunuz.
Kaybetme SanatıAlice Zeniter · Livera Yayınevi · 2022205 okunma
Kaybetme Sanatı
9/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2025 22:38
Ali - Hamid - Naima Kaçış – Uyum – Arayış Pişmanlık – Unutmak – Özlem Acı – Küskünlük – Benzemek Kaybeden - Kaybolan - Kayıp Üç nesil, üç ayrı hikâye, üç ayrı duygu… Normalde tüm kitapları—özellikle sevdiklerimi—çok sevdiğim bir yemeği yer gibi iştahla okurum. Ama bu kitapta şaşırtıcı bir şekilde kendimi tam tersine kaptırdım: ayrılmak istemedim, bitmesin istedim. Kitap Naima’nın bölümüne geçmese sanırım Ali ve Hamid’e veda edemezdim. Bölüm bölüm incelemek istiyorum. ⸻ Ali Ali için tek bir cümle seçecek olsam: “Safını seçmek, ne bir anda ne de tek ve belirli bir kararla mümkündür.” Ali için de mümkün olmadı. Nereden bilebilirdi ki Bayır’da boğaz kesen adamların kazanıp “özgürlüğü” ülkeye getireceğini? Bilemezdi ve bilemedi. Tek amacı kocaman ailesini bir arada tutmaktı; tüm savaşı buydu. Cezayir’in bağımsızlığından bile önemliydi. Çünkü Ali için önemli olanların sırası vardı: Hamid Kendisi Yema ve diğer çocuklar Bağımsızlık da vardı elbette bu sıralamada… Ama ilk üçe girmiyordu. Ali’nin—ister sürgün diyelim ister kaçış—hikâyesi beni çok etkiledi. Köklerimdeki göçmenlik mi tetiklendi, vatandan ayrılma korkusu mu sardı bilmiyorum. Ama Ali’nin attığı her adımında sanki yanındaydım. Mantıklı bulduğumu söyleyemem ama anladım. Ali iyi adamdı. Karakterin hikâyesi çok kuvvetli örülmüştü. Cezayir’in 1940–1960 yıllarındaki kültürel ve sosyal yapısının aktarımında ise aynı yoğunluğu bulamadım. Yine de bunu önemsemedim; sadece biraz daha Cezayir okumak isterdim.
Edebiyat
Kaybetme SanatıAlice Zeniter · Livera Yayınevi · 2022205 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2025 77. kitabı
2025'de Der Spiegel dergisinin yaptigi 100 yüzyılın 100 romani listesine giren Engeregin Gözü arka plana Osmanli tarihini alan iktidar-güç mücadelesini ele alan bir roman. Kitap Livaneli'nin ilk kitabi. Ilk yayınlandığında ismi Engeregin Gözündeki Kamaşma. Ancak okurlardan gelen bazi öneriler ile ki kitabin adının akilda kalıcı olmadığı, karışıklık yarattığı söylenmiş-yazar tarafından kısaltılmış. Yine baskilardaki farkliliklardan dolayı sayfa sayısı yayinevine göre değişiklik gösteriyor. Roman iktidar hırsı, entrika ve insan psikolojisi üzerine odaklanan, hadım bir haremağasının gözünden anlatılan tarihi bir klasik olarak değerlendiriliyor. Roman, Sultan İbrahim döneminde geçiyor ve dönemin siyasi olaylarını bir dekor olarak kullanarak, sarayın karanlık sırlarına ve karakterlerin duygusal derinliklerine ışık tutuyor. Kitabın merkezinde, "bakışıyla her canlıyı kımıltısız hale getiren bir engereğin bile gözünü kamaştıran" mutlak iktidarın büyüleyiciliği, getirdiği korkular ve insan doğası üzerindeki yıkıcı etkisi yer alır. Taht oyunları, entrikalar ve erk çekişmeleri anlatılıyor. Tarihe Deli İbrahim olarak geçen padisah(o delirmesin de kim delirsin. Kardesleri gözünün önünde bogduruluyor.Kendisi yıllarca bir odaya kapatılıyor.),annesi Kösem Sultan,4.Murad...romanda ismi geçen 17. yuzyil Osmanli sarayi erkanı.Kardes katli,oğul katli iktidar için mübah görülüyor. Roman hem tarihi hem psikolojik hem sosyolojik açıdan önemli değerlendirmeleri içeriyor. Yazar Livaneli kitabının sadece bir tarihi Roman olmadigini özellikle vurgulamış. Yine dili oldukça etkileyici. Bunda da Evliya Çelebi Ve Naima Tarihi'nin cok faydasını gördüğünü belirtmis. İktidar hırsının insani nereden nereye getirdiğini görüp anlamak icin güzel bir eser. Mutlaka okuyun
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,8bin okunma
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 25. kitabı
Murassa sorguç; Osmanlı döneminde , padişahın ve vezirlerin başlıklarına takılan, tüylerden ve mücevherlerden yapılmış, püskül biçiminde süs. Kılaptan; bakır, kalay, pirinç gibi madenlerden çekilerek gümüş ve altın yaldızlar vurulmuş, saç kadar ince metal iplik. Ases; Osmanlı'da asayişi korumak için kol gezen gece devriyesi. Münadi; tellal. Samur kürk; samur kelimesi, sığır benzeri bir hayvanın postundan yapılan ve özellikle kürk yapımında kullanılan yumuşak, parlak ve değerli bir malzeme olan samur kürkünü ifade eder. Romanda sıklıkla geçiyor, Padişahın validesinin sırtında bulunduğunu sıkça işittiğimiz ısıtıcı elbise. İstihare namazları; kişinin evlilik, iş veya herhangi bir şeyin hayırlı olup olmadığını anlamak için kıldığı namazlardır. Kişi kendisi hakkındaki gerçekleşmesi beklenen olayları merak ederek istihareye yatar. İstihare namazı toplam 2 rekattır. Özellikle uyumadan önce kılınması gerekir. İslam'da bu şekil gönüle, güzel niyete hitap eden uygulamaların varlığı ilgimi çektiği için bunu açıklamak istedim. Baltayı taşa vurmak; TDK anlamını 'farkında olmadan karşısındakini rahatsız edecek, kızdıracak söz söylemek' olarak belirlese de aslında beklenmeyecek kişiden medet ummak olarak algıladığım deyimdir benim, sıklıkla kullanmasam da beğendiğim, lafı da gediğine oturtan türden bir deyiştir. Mücrim; biz bu kelimeyi sevgili, saygılı rahmetli Müzeyyen Senar'dan öğrendik , burda bir kez daha vurgulamış olayım, efendim mücrim: suçlu demek. Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime. Hakikaten öyle , yıllar geçiyor içine doğru günler ve saatler ve dakikalar ama gevşemekten uzak kasılmalarla titretiyor bu bakışlar uzaklara doğru hayallenirken. Mücevveze; 30-35 cm. boyunda, yukarıya doğru genişleyen yuvarlak şekilli, üzerine beyaz tülbent çekilen bir çeşit kavuk.
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202524,8bin okunma