Oysa bir ekmek
Bir namus vardı uğrunda ölünen
Bir de umut diye Kur' an-ı Kerim
Yalvardılar uykusuz geceler boyu
Sattılar gördüklerini satılmışlara
Dinleyen kimdi onları anlayan kim
80’ler ve 90’lar namusumuza laf ettirmemekle geçecekti. Kızlarla birbirimizi koruyup kolladığımız tek konu buydu. “Sen bugün orospulandın mı?” “Yok, sen?” “Yok.” Büyük bir şirketi yönetiyor gibi yönetiyorduk namus durumumuzu.
Bilhassa bu mütareke, böyle bir mütareke...Bizimle beraber savaşmış, bizim gibi mağlup olarak düşmanlardan aman dilemiş müttefiklerimizin hiçbirisi için bizim için olduğu kadar tehlikeli, zararlı ve amansız değildir.
Çünkü Almanya, Bulgaristan, hatta ne de Avusturya bizim gibi canının, kanının düşmanlarıyla karmakarışık ve iç içe yaşamıyor. Onlar da birbiriyle geçinemeyen ve çekişen yalnız partilerdir. Fakat parti ne olursa olsun gene Alman, gene Bulgar'dır ve hiçbir vakit birbirlerinin hayatıyla oynayamazlar. Hatta Avusturya'da başka ırktan muhtelif insanlar arasında bile böyle bizdeki bu herifler gibi ahlaksız alçak ve canavar yoktur. Biz hiç onlar gibi miyiz? Bir kere memleketimiz memleket değil ki... Sanki bir türlü tenceresi, bizimle beraber, bizim mahallemizde, bizim sokağımızda, bizim hayatımız için de ırkları, cinsleri, dinleri, adetleri ayrı olarak ömür süren düşmanları göz önüne getiriniz. Haydi Arapları, Arnavutları ve Çerkezleri din kardeşi diye bir tarafa bırakalım, ya o din yönünden de, menfaat yönünden de hasmımız olan Rumlara, Ermenilere, Bulgarlara hatta Yahudilere ne diyeceksiniz? Bunlar en önemsiz bahanelerle sokaklarımızı her gün bombalarla ateşe boğan haydutlar...
Namuslu olmak sizi diğer insanlardan üstün yapmaz, övünme hakkını vermez, zaten herkes yaşadığı sürece namuslu olmak zorundadır.
Being honorable does not make you superior to other people, nor does it give you the right to boast; after all, everyone is obliged to be honorable as long as they live.