Uzun bir aradan sonra merhaba sayfa dostları.Öğretmen kitap okuma topluluğumuzca (öğretmence oku-yorum) karar verilen bir kitaptı. Hatta bana sordular kitabı okudun mu yazarı biliyor musun nasıl diye? Buket Uzuner'in ismine âşinayım ancak bu okuduğum ilk kitabı.Kumral Ada Mavi Tuna. Kitap ATTİLA İLHAN'a ithaf edilmiş. (Kitapta yanlış yazılmış. Şairin kendisine Atilla denilmesinden hiç hoşlanmadığını okumuştum.) Çünkü şairin gençliği dönemin siyasi calkantilarinin arasında şekillenmiştir Hatta kitabı okurken zaman zaman evet ya aynı onun hayat hikâyesi demekten kendimi alamadığım yerler olmuştu. İsminden de anlaşıldığı gibi Tuna ve Ada'nın çocukluktan başlayıp gençlikte yaşadıkları anlatılıyor. Olaylar o dönemde Müslüman, Yahudi, Rum, Ermeni ve Türk'ün barış içinde yaşadığı Istanbul Kuzguncuk'ta geçiyor. Tuna'nın dedesi Balkan göçmeni orta halli bir esnaf, annesiyse Iğdır'dan İstanbul'a gelin gelmiş tam bir Anadolu kadını. Ana karakterimiz Tuna ve abisi Aras doğma büyüme Kuzguncuklu. Mahallelerine taşınan Ada'nın ailesi de sinema kültürüyle yetişmiş film yıldızları. Ada ve ailesinin Tuna'nın evlerinin tam karşısındaki köşke taşınmasıyla birlikte bu iki ailenin kaderi birbirine bağlanır. Tuna Ada'yı gördüğü anda aşık olur ancak imkansız bir aşktır. Zayıf, kibar, ince, hassas ve fazla duygusal biri olan Tuna; inatçı, kendini beğenmiş, kibirli ve baskın karakterli Ada'ya kitap süresince hayranlık duyacak. Zıtlar birbirini çeker kanunu burada işlemiyor çünkü Tuna'nın tam tersi güçlü, başarılı, yakışıklı, etrafındaki herkesi hemen etkisi altına alan abisi Aras karşısında hiç şansı yoktur. Ada da görür görmez Aras'tan etkilenecek ve kitabın ilerleyen bölümlerinde Aras ve Ada Kuzguncuk'un parmakla gösterilen çifti olacaktır. Kitapta bir cinayet işleniyor. Aras'ın ani ölümü
Okuyana Bastiani Kalesi'nin içinde miyim acaba, diye sorduran ve edebi açıdan yüksek kalitede bir eserdir. Zamanın acımasızlığı yaprak yaprak çözülür gözlerimizin önünde ama umut denilen afyonun pençesinde bekleyen deney fareleriyiz. Tekdüze ilerleyen bir hayatın içinde umudu ucundan da olsa tutmaya çalışan bir karakter Teğmen Giovanni Drogo. Sürüp giden hayatın içinde yakalanan küçük heyecanlar onu tekdüzeliğe mahkum ediyor, garip bir şekilde de çelişki içinde hiçbir yere ait olamama hissini yaşatıyor okuyucuya. Sorguladıkça teğmene benzediğimi fark ediyorum. Umut insanı yavaş yavaş öldüren ya da ölümünü geciktiren kuvvetli bir afyondur. Filmini de izleyip yorumuma düzenlemede bulunacağım. Karantinada ben'i anlatan bir eserdi diyebilirim. Kişi, kendinin celladı olmak istemiyorsa zamanını ve yaşamını kaliteli hale getirmelidir.