‎Yeşille mavi yakışıyor. Ağaçların yeşili tozlaşıp havaya rengini vermiş gibi. Gün batmaya yaklaşırken araya kül-gül karışımı bir renk giriyor ama. Renk odağımı yitiriyorum. ‎Ağaçların büyüklüğü
Osmanlı, Müslümanlığı Araplardan, minyatürü İranlılardan, mimari ve toprak düzenini Bizanslılardan almış olabilir, bunun ne ayıbı vardır, ne gocunacak yanı, önemli olan alınanlardan Osmanlı damgasının basıldığı özgün bir bileşimin çıkarılıp çıkarılmadığıdır, o ki bu özgün bileşime varılmıştır, composant'lar ne olursa olsun, tanımlamada etkileyici olamaz, su nasıl oksijen ve hidrojen diye iki gazdan oluşmuştur da, gaz diye değil sıvı diye tanımlanırsa, şu ya da bu uygarlık compo-sant'larında oluşmuş özgün bir uygarlık, onu oluşturan toplumun adıyla anılır.
Sayfa 117
Alıntı
Takiyettin Mengüşoğlu
Dinsel bilgi insan, hayat ve dünya hakkında her soruya yanıt veren total bir bilgidir; dinsel bilginin yanıtsız bırakacağı bir soru yoktur. Dinsel bilgi, bilimle felsefenin yanıt vermeye yanaşmadığı
Felsefe
Denge Arayışı ama pek bulamayış
Kendimi az çok bildim bileli pek dengem yoktu ama genelde aşırılık vardı. Ve bu ne olursa olsun. (: Üzülmek, sevinmek, umut, karamsarlık vs. hep en uçlarındaydım. Bir sınırdan sonrasında ise yine az
Duygu ve Düşünce
Dönüşüm üzerine
İnsanlar, ilişkiler ve durumlar dönüşebilir; keza dönüşmemesi de mümkün değildir. Doğada durağanlık yoktur, olamaz da. Durmadan var olan, dönüşmeden gerçekleşen herhangi bir şeye doğada rastlanmaz. İnsan doğası da bunun yegane örneklerinden biridir; insan, doğası gereği dönüşüme ve değişime mahkumdur. Ya buna direnç gösterir ya da bu durum içinde kendini gerçekleştirir. Bu duruma direnç göstermek boşuna bir çabadır; çünkü mantıksızdır. Sen direnç gösteresen de göstermesen de doğan gereği değişir, dönüşürsün. Dönüşüm önce kendinde başlar, sonra çevrende. En acısı da etrafında gelişen bu sancılı sürece tanıklık etmektir. Kendini dönüştürmek belki daha kolaydır; çünkü kendi kendini bilebilirsin, niye ve nasıl değiştiğini anlarsın. Fakat senden kaynaklanan ve senden etkilenen çevrende meydana gelen değişimlere tanıklık etmek, alışılagelmiş düzenin dışında farklı tepkiler görmek insanı başta sersemletir, bir sekteye uğratır. Çünkü onlar senin normaline ait değildir; bu yüzden yabancılaşmış ve yalnızlaşmış hissedersin. Ama bu dönüşümün sancılı evresini atlatmak, mutluluğa ulaşmanın da yegane yoludur; bu süreç atlatılmadan dönüşüm devam edemez. Şunu da bilmek gerekir ki insan yaşadığı sürece dönüşüm devam eder. Ne zaman ki insan bu dünyadan kopar, işte o zaman kendi dönüşümü biter; geriye bıraktıkları ise bu dönüşümün parçaları olarak süreci devam ettirir. Yani, insan karşı koysa da koymasa da dönüşüm vardır ve süregelen yegane şeydir. Devamlılık, özün bir parçasıdır.