"Her insan bir Tanrıdır" diyor Albert Camus: ve Gide "Nathanel" diyordu, "onu her yerden başka yerde arama..."
Oysa sadece bir insanım ben ve değişmem bunu hiçbir mutluluğa...
Ne kadar süreceksiniz bekleyişler?Siz bitince yaşayacak birşey kalacak mı bize?-Bekleyişler! neyin bekleyişleri ? diye haykırırdım.Bize bizden doğmayacak ne gelebilirdi ki ?bizden bizim daha önce tanımadığımız ne çıkabilirdi ki?
Sayfa 17 - varlık yayınlarından bu kitabı edinmeniz çok zor umarım bulursunuz·Kitabı okudu
"Her insan bir Tanrıdır" diyor Albert Camus; ve Gide
-"Nathanel" diyordu, "onu her yerden başka yerde arama..."
Oysa sadece bir insanım ben ve değişmem-
Bunu hiçbir mutluluğa...
1974
Nathanel,geçmişi gelecekte yeniden bulmaya çalışma sakın.Her anın belirsiz yeniliğini yakala,önceden hazırlama sevinçlerini,ya da bil ki onu hazırladığın yerde karşına bir başka sevinç çıkacak.
Dikkat, spoiler içerir:
Bu kitabı bütün yetişkinlere tavsiye ederim, fakat özellikle çocuk yetiştiren yetişkinlere tavsiye ediyorum. Çünkü kitap çocuklukta edinilmiş korkuların yetişkinlik çağında nasıl büyük psikolojik yıkımlara yol açabileceğini konu alıyor.
Kitaptaki hikaye, kitabın konusu Nathanael'in arkadaşı olan Lothar'ın gözünden anlatılıyor. Nathanel çocukken annesi tarafından bir Kum Adam efsanesiyle büyüyor. Annesi Kum Adamın bir yalan olduğunu, çocukları yatağa götürmek üzre uydurulduğunu itiraf etse bile Nathanael buna inanmıyor ve Kum Adamın babasının bir arkadaşı Coppelius olduğuna kendini inandırıyor. Daha sonra babasının ölümünden sorumlu olduğunu dahi düşünüyor.
Yetişkinlik cağında ise tanıştığı Coppola adında bir adamın Coppelius'un kendisi olduğunu düşünüyor. Sevgilisi Clara ve arkadaşı Lothar'ın korkularıyla yüzleşmesi gerektiğini söylemeleri üzerine Nathanael Coppola ile yüzleşiyor ve olaylar başlıyor. Bundan sonra olan olaylarda kullanılan simgelerin her birinin derin bir anlamı olduğunu Vikipedi'nin Almanca kısmında okumuştum. (Almancası: Der Sandmann)
Benim en sevdiğim bölüm ise son paragrafı:
Yıllar sonra uzak bir bölgede Clara'nın kibar bir erkekle güzel bir malikânenin kapısında el ele otururken, önlerindeyse iki neşeli oğlan çocuğunun oyun oynarken görüldüğü söyleniyor. Buradan, Clara'nın, kişiliğine uygun olan ve iç dünyası paramparça Nathanael'in ona hiçbir zaman sağlayamayacağı o sakin ev huzurunu bulduğu sonucu çıkarılabilir.