Oydu bütün hayatımı zehirlere bulayan. Hayır, hayatım baştan zehirlere bulanmıştı benim. Ben başka türlüsünü değil, ancak zehirlenmiş bir hayatı yaşayabilirdim.
Hayat tecrübelerimle şu kanıya vardım ki, başkalarıyla benim aramda korkunç bir uçurum var, anladım, elden geldiğince susmak gerek, elden geldiğince düşüncelerimi kendime saklamalıyım. Ve şimdi yazmaya karar vermişsem, bunun tek nedeni kendimi gölgeme tanıtmak isteğidir. Duvardan doğru eğilmiş, yazdıklarımı oburca yutmak, yok etmek isteyen gölgeme.
Birbirine uyup uymayacağına bakmaksızın, en gözde pantolonunuzu, en fiyakalı gömleğinizi ve en şık ceketinizi giyin. Bakalım, sokakta kendinize güldürmeden yürüyebilecek misiniz?
Bugüne kadar üretilmiş en muhteşem arabaların en güzel parçalarından oluşan bir araba yapın. Bakalım, arkadaşlarınız sizinle aynı arabada görülmek isteyecek mi?
Beğendiğiniz Hollywood yıldızlarının uzuvlarından hayalinizdeki sevgiliyi vücuda getirin. Bakalım, geçmişte her birini ait olduğu bedende hayranlıkla seyrettiğiniz bu uzuvlar, yekvücut olduklarında sizi hala tahrik edecek mi?
Tasarımı estetik açıdan güzel kılan, parçaların kendisi değil, aralarındaki diyalogdur.
Bir tasarım stüdyosu dersinde edinip, bir sonraki derse beraberinizde götüreceğiniz en değerli şey, kusursuzca gerçekleştirilmiş bir bina değil, geliştirilmiş bir tasarım yöntemidir.
Öyle bir merdiven kolu tasarlayın ki, günü gelince ürkek bir gelin oradan rahatça inebilsin. Pencereye öyle bir şekil verin ki, muhteşem bir sonbahar günü oradaki ağacın seyrine doyum olmasın. Öyle bir balkon yapın ki, dünyanın en gaddar diktatörü çıkıp tebaasını oradan azarlayabilsin. Öyle bir oturma alanı oluşturun ki, huysuz yeniyetmeler ebeveynlerini ve öğretmenlerini rahatça çekiştirebilsin.