Nazlı

Nazlı
@nazimmgibi
Fafuly*
Paramedik
AÇÜ
61
19 Temmuz
189 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·413 syf.··
2024 2. kitabı
·
165 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2024 17:47
Sanki umut kavramından herkes payına düşeni almış da geriye kırıntılar kalmış onu da Sarı Özek toprakları üzerinde serpiştirmişler gibi bir kitaptı benim için "Gün Olur Asra Bedel". Bir savaşın aslında sadece cana değil; hayallere, umutlara, geleceğe bu da yetmezmiş gibi geçmişe bile zarar verdiğini görüyoruz bu kitapta.Bir zaman düşünün sadece devletin istediğini yazacaksınız, bir zaman düşünün sadece devletin istediklerini hatırlayacaksınız. Anılara boykot konulur mu, hatta insan bunun için prangalanır mı?İşte bunların hepsi savaşın birer birer kalıntısı... Kitapta zaman çizelgesi geçmiş ve gelecek arasında dolanırken bende kendi benliğim içinde dolanıp durdum.Gerçekten de insanlığın başına geçirilen ve onları köleye çeviren durumlar sadece geçmişle alakalı değil. Yani Naymanların başına Jaun Jaunlar tarafından geçirilen deve derisiyle sınırlı değil.Halkların başına ideolojik halka geçiren Stalin Rejimi göz ardı edilmemeli ve belki de en önemlisi bütün insanlığın başına uzay kalkanı geçiren ABD ~ SSCB ortaklığı... Hepsi de diğerlerini birer birer mankurt yapma dürtüsünü barındırıyor. M. Kemal, "milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir"derken ne demek istediğini olayların içinde mekik dokurken o kadar iyi kavradım ki... Zaman fark etmeksizin ister ırk ister dil isterse din farklılığı olsun insan katletmenin, insanın benliğini yok etmenin değeri benim gözümde soykırımdır. Gün Olur Asra Bedel Cengiz Aytmatov
Edebiyat
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202655,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·168 syf.··
2024 1. kitabı
·
114 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2024 00:45
Hani derler ya hüznü bakışlarına inmiş ya da ne bilim hüznü gözlerinden okunuyor Werther da hissettiğim, duyumsadığım duygu adete buymuş gibi hissediyorum. Hikayenin sonu evet başından belliydi ama yine de böyle olamaz veya olmamalı diye kendime yinelediğim çok fazla an oldu. Severken incitmemek kavramını o kadar naif bir şekilde işledi ki kitap okurken Werther'in duygularıyla kendimi bütünleştirken buldum. Tabi sevgi eylemini bu kadar dorukta yaşadığı gibi hüznü de dorukta da yaşayan bir karakterdi benim için Werther... Lakin hüznü de acıyı da eğitmek gerektiğini düşünen insanlardanım. Acıyı dönüştürmek gerektirdiğine inanıyorum çünkü intihar sadece bir kaçıştır ve hatta bencilliktir bile diyebilirim. Tıpkı Werther'in intihar etmesiyle ardında bıraktığı Lotte de gördüğümüz gibi... Gelgelelim aşkın tanımına... Belki bir direniş ya da başkaldırı diyebiliriz ama daha çok sevdiğim bir sözle betimlemek istiyorum, yazar diyor ki:"Bir nevi kimya ki âlimi yoktur, tecrübe ettikçe biriken cahilliktir aşk" yani hali aşk olanın anlatmaya mecali olmaz. Kelimelere döküldükçe perdelenen bir duygu gibi.Gönlü lal etmeden halinizden anlayan güzel insanlara... Genç Werther’in Acıları Johann Wolfgang Von Goethe
Edebiyat
Genç Werther’in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Can Yayınları · 2020149,9bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2023 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2023 14:31
Her cümlesi sevgi, aşk ve özlem kokan mektupları okudukça kalbe nasıl nakış gibi işlendiğini adım adım hissediyor insan. Mektupları okudukça Sabahattin Ali'yi hem daha yakından tanıma fırsatı buldum hem de iç dünyasında gezinme şansına eriştim diyebilirim. O kadar naif ve içten bir sevgiyle karşılaştım ki eserde...Dünya hayatının tek bir manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sevmektir." diyen zarif ve içten bir adamın sevgisi karşısında etkilenmemek mümkün değil. Bana göre sen çok güzel bir adamsın "Sabahattin Ali"... Birtanecik eşi Aliye'ye, ruhum diye canının yoncası olan sevgili kızı Filiz'e hitap ediş şekilleri bile nasıl sevilmesi ve sevmesini öğreten eşsiz bir adam var karşımızda. Bir kadın nasıl sevilir, bir çocuk nasıl sevilir'i görmek isteyenlerin okuması gereken bir eser. Kitabın büyüsünden çıkıp biraz da yaşanılan çevreye bakacak olursak dönemin ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel ve psikolojik durumunu da bize Sabahattin Ali'nin neden genç yaşta yaşama veda ettiğini de dönemin hayat tarzınından biraz olsun anlayabiliyoruz. Toparlayacak olursak, "ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz." diye sevgisini itiraf eden güzel bir adam karşında ben de sevginin hala zarif, naif bir yani olduğunu düşünüyorum.Ve ileride bu kitabı çok değer verdiğim ve kitapları da beraber seveceğiz diyeceğim kişiye hediye etmek umuduyla... Canım Aliye, Ruhum Filiz Sabahattin Ali
Edebiyat
Canım Aliye, Ruhum FilizSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202031,5bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2023 9. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2023 17:49
Küçük Prens, küçüklerin gözünden büyüklerin dünyasına bir geçiş portalı niteliğinde bir eser gibi... Aslında yaşımız ne kadar artıyorsa saf ve naif dünyamızdan o kadar şey ödün veriyor gibiyiz. Sayılar, planlar, cisimleri niteleyen özellikler bizler için daha kıymet bilir hale geliyor. Halbuki Küçük Prens'in dünyasında asıl değerli olan şeylerin bunlar olmadığını çok net bir şekilde görüyoruz, ne diyordu bu durumu tanımlarken: "İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir.Gerçeğin mayası gözle görülmez."Hayatı kimi zaman yaşanılır kılan farklı bir bakış açısı ve hayatın içinde barındırdığımız hayallerdir. Kitabı okudukça her sayfasında ayrı büyülendim. Zamanında değer verdiğim çoğu şeyi bana tekrar hatırlatan bir eserdi de diyebilirim. Saf, zarif ve bir inci değerinde yazılmış bir eser...Kitabı yakın dostuna ithaf etmesi benim için çok anlam uyandıran bir duygu oldu.Sevmeyi ve sevilmeyi bilen, kıymet bilen insanlara denk gelir ömrümüz hep diyelim. Küçük Prens, göz yaşı ülkesi diye niteliği bu dünya da gün batımları, gökyüzü ve gökyüzünde parlayan yıldızlar hüzünlüyken daha bir anlam buluyor diyor ya bana da bu kadar hüzün barındıran bu dünya çağında hala umut ve mutluluğun olduğunu hatırlattığın için teşekkür ederim. Çocuksu yanımın en güzel yansıması.. Antoine de Saint-Exupéry Küçük Prens
Edebiyat
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015279,7bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2023 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2023 18:41
"Sevgilim, gözlerinde gökyüzü kalmış hâlâ..." Umutsuzluğun baş döndürdüğü, günümüzde bile hala nedeni bilinmeyen bir hastalıktan bahsediyoruz kitap boyunca. Şehir halkı yoksulluk sınırını çoktan geçmiş sefalet içinde. Tüketebilecekleri hiçbir şey yok, şehirde tek bir hayvan dahi yok, insanlar umutsuzluğun baş döndürdüğü bu şehirde açlıktan yeni doğan çocuklarını dahi yemek zorunda kalıyorlar. İşte böyle bir ortamda bebeğini nehire bırakan bir anneyle başlıyor hikayemiz. Onu besleyemezdik veyahut komşularımız gibi onu yiyemezdik, nehire bırakmamız daha iyi diye teselli eden eşiyle. Düşünceleri hayatın silsilesinden kaçmak istiyor. Kadının zihninde duyduğu sesleri dinleyerek aniden dans etmeye başlıyor. "Dans etmek bir çığlığı susturmak mı?" Sonra bütün şehir halkı onlara eşlik etmeye başlıyor. Dans ederken ölenler bile mevcut. Halkın ileri gelmiş seçkinleri bu duruma bir çözüm bulmak için toplanıyor. "Istıraba gömülmüş bir şehrin dayanılmaz gerçekliğinden kaçmanın hele de yoksul bir halk için tek yolu dans diyor," birileri. Kiliseye depoladıkları yiyecekleri halka ücretsiz dağıtmaları gerektiğini söylediğinde Kilise Piskopos'unun verdiği cevap ise işledikleri günahlar yüzünden Tanrı'nın bu felaketleri reva gördüğünü, Tanrı ne veriyorsa onunla yetinmelerini söylüyor. Durumun seyrini ise piskopos konutunun kapısına sıkıştırılmış bir kağıt parçası değiştiriyor. Reformdan korkan kilise belediye ile anlaşmaya yanaşıp depoladıkları yiyeceklerin ambarın kapısını halka açıyor. Kimine göre delilik, kimine göre Tanrı'nın verdiği bir ceza olan bu durum bana göre acılardan kaçmanın bir şeklini bulmuş halkın pasif direnişi.. Dansa Davet Jean Teule
Edebiyat
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma