Hay

Bir gün mahallemizin üstünden geçen bir tayyareyi seyretmek için çıktığı bir ağaçtan düşmüştü. Kucaklayarak güç bela evlerine kadar götürdüm. Ağacın dibinde en keskin çığlıklarla ağlıyordu. Fakat kucağıma alınca birdenbire hıçkırıkları kesildi. Uyur gibi, ıslak kirpiklerini yumdu. Evin kapısı önünde kucağımdan yere atlayarak, sürüne sürüne içeriye girdi. O hâlinde hasta hayvan, tehlikeli dişi, hayatını harcamaya hazır rahatsız ruh, belki de bilmediği şeylere, kendisini başkalarından o kadar ayıran, etrafında herkesle pençe pençeye getiren yaradılışına isyan, hepsi vardı. Fakat ben anlayacak yaşta değildim.
Sayfa 32
... Kendi kendinizi tanımağa başladıktan sonra beğenmemeniz kadar tabii ne olabilir? "Hazır portrem yapılırken bazı çizgiler değişse ne olur sanki" diyorsunuz. Haklısınız, hangi sipariş sahibi resminden memnundur? ...
Sayfa 151·Kitabı okudu
İkiye ayrılmış dünyada acıyı hissetmek
Gerçi kendi çocukluğunun saadetini yıkan, anasının güzel gözlerini acının zehirli çeşmesi yapan bu adama karşı kalbinde hiçbir hınç yoktu; fakat buna karşılık onun yasını, acısını bir türlü ciddiye alamıyordu. Ona öyle geliyordu ki bu dekorun içinde yaşayan bir adam gerçekten acı duyamaz. Acımak için ölümün tecrübesi yetmezdi; kuru mısır ekmeğinin de acısını tatmak lazımdı.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Mükemmel giriş cümlesi- fanatizmin şeceresi
Aslında her fikir yansızdır, ya da öyle olmalıdır; ama insan onu canlandırır, alevlerini ve cinnetlerini yansıtır ona; saflığını yitirmiş, inanca dönüştürülmüş fikir, zaman içindeki yerini alır, bir olay çehresine bürünür: Mantıktan sara hastalığına geçiş tamamlanmış olur... İdeolojiler, doktrinler ve kanlı şakalar böyle doğar.
Güçlük var. Fakat imkânsız değil. Biz şimdi bir aksülamel devrinde yaşıyoruz. Kendimizi sevmiyoruz. Kafamız bir yığın mukayeselerle dolu: Dede'yi Wagner olmadığı için, Yunus'u Ver-laine, Bakî'yi Goethe ve Gide yapamadığımız için beğenmiyoruz Uçsuz bucaksız Asya'nın o kadar zenginliği içinde, dünyanın en iyigiyinmiş milleti olduğumuz hâlde çırçıplak yaşıyoruz. Coğrafya, kültür, her şey bizden bir yeni terkip bekliyor; biz misyonları-mizin farkında değiliz. Başka milletlerin tecrübesini yaşamaya çalışıyoruz. Şu tefsir yok mu, bu eserin üzerinde durmak ve onu sende yaşayan insan tecrübesine mal etmek; bir ona başlasak. İşte onu yapamıyoruz. Demin sevmek dedim fakat sevmek de käfi değil, daha öteye geçmek lazım. Fikri ve duyguyu canlı bir şey gibi yaşamayı bilmiyoruz. Halbuki halkımız bunu istiyor.
Sayfa 246·Kitabı okudu