“Ne kadar yaşlanırsan yaşlan sen de herkes gibi yaşamak istiyorsun. Ancak mezarda bitiyor hayat. Mezara girmedikçe göğsünün altındaki kalp attıkça sen de istiyorsun hayattan payını…”
Allons(Haydi gidelim) her kimsen gel, düş benimle yollara!
Benimle yollara düşünce bulacaksın hiç yorulmayan şeyi.
Yeryüzü asla yorulmaz, Yeryüzü kabadır , sessiz ve anlaşılmazdır ilk bakışta, Doğa kabadır ve anlaşılmazdır ilk bakışta, Ama kaybetme cesaretini, devam et, harika şeyler vardır gizlenmiş, Yemin ederim, sözcüklerin anlatabileceğinden daha güzel şeyler vardır.
Allons! durmayalım burada, Ne kadar tatlı da olsa bu ağzına kadar dolu mağazalar, ne kadar rahat olsa da bu ev, kalamayız burada, Ne kadar korunaklı olsa da bu liman, ne kadar sakin olsa da bu sular , demir atmamalıyız burada, Ne kadar güler yüzlü, konuksever olsa da etrafımızı saranlar , ancak kısa bir süre kala biliriz.
Hayat ne fazla gülmek, ne de yasa girmektir,
Mevzuatu çiğnemek, talihi devirmektir...
Dünyayı parmağının ucunda çevirmektir...
Yaşamak, yatağından seller gibi taşmaktır.
İnsan ki gelip geçer dünyadan nefes gibi;
Ne büyük ıstıraptır yaşamak herkes gibi?..
" Yükselsin!" Tatlı bir ses olamaz bu ses gibi
Yaşamak; kartal gibi göklerde dolaşmaktır.
Hâlik ki her mahlûktan başka yarattı bizi
Zaman bir avuç toprak yapsada cismimizi
Kainat hayretlerle anmalı ismimizi
Yaşamak, asırları bir hamlede aşmsktır...
Hepsi tek tek aradı diye sevindim sandın, değil mi? Yok, üzüldüm. Biri bari gelir diye umut etmiştim. Yıldız da arayıp kapatınca bütün ümitlerim söndü. Çok mu zor kalkıp gelmek? Neden pazara koymuşlar bu Anneler Günü’nü, kimse işe gitmesin de annesine gitsin diye değil mi? Dört çocuğun olsun, Anneler Günü’nde otur evinde tek başına... Amaaan, oturdum ağladım yine... Ne yapacağım?
İnsan kendine bir meşgale istiyor yaşlılıkta. Torunun olsa bakarsın. Bahçen olsa ekersin. Kocan olsa yemeğini yaparsın, çamaşırı ütüsünü halledersin, oturur muhabbet edersin. Çoluğun çocuğun olsa yakınında, gider gelirsin. Ne bileyim, sana torun bırakırlar, geçerken uğrarlar, yemek yap geleceğiz derler. E hiçbiri yok. Tek başına ne işin olacak evde? Evi temizle, sil süpür, mutfağı topla, tamam. Kuran oku, namaz kıl, tamam. Kendi evine bile fazlasın ihtiyarlıkta.
Çocuklar kayısı ağaçlarının gölgesinde yepyeni bir maceraya
hazır mısınız ?
Toprak ve Yağmur’un neşeli adımlarına eşlik etmeye ne dersiniz?
Kayısı Ağaçlarının Altında, çocuklara doğanın kalbinde rehberlik eden, sevgi dolu bir hikaye.
Günden güne büyüyen ve dalları meyvelerle dolan o güzel kayısı ağaçlarının altında, sadece meyve değil aslında çok güzel değerler toplanıyor. Çocukların yardımlaşma duygusunu besleyen bu kitap, rengarenk sayfalarıyla minikleri ekran başından alıp doğanın kucağına davet ediyor.
Hem çizimleriyle göz dolduran hem de psikolojik danışman onaylı içeriğiyle içimizi rahatlatan bu tatlı macerayı biz çok sevdik
Okul öncesi ve erken yaş okuma dönemindeki tüm minik kitapseverlere tavsiyemizdir.
Peki siz çocuklarla doğada vakit geçirirken en çok ne oynamayı seversiniz?