Zeyd:
«- Ben Allah Resûlünün vahiy kâtibiydim. Vahiy geldiği zaman, Allah Resülü pek fazla ter dökerlerdi. Neden sonra ıstırapları açılır ve konuşmaya başlardı. Ben de yazardım.Çok defa vahiy ânının şiddetinden ayağımın ezilecek gibi olduğunu duydum ve bir daha aynı ayak üzerinde yürüyemiyeceğimi sandım. «Mâide Sûresi» nâzil olduğu vakit Allak Resülü deve üzerindeydiler. Deve yere çöktü. Öyle âni bir çöküş ki, devenin ayakları tuz buz oldu, sandık.»
Masada kimse konuşamadı. Ben de dahil.
O sessizlik bir bilgisizlikten değil, veri körlüğünden geliyordu. Bu kitap o körlüğü anlatıyor: — Ne yapacağınızı değil, neden yapmanız gerektiğini.
Kalanı sizin kararınız. Karar vermek için de bir sistem yok. Sadece bir an var: Şimdi.