• Acaba mutluluk nedir? İşte bunu bilen yok... Belki de yalnızca bu dünyanın gürültü patırtısından uzak olan deliler mutlu sayılabilir.
  • Türkiye ve halkı Müslüman olan ülkelerde yıllarca organize olup adam yerleştiriyorlar. Kamuda, askeriyede, emniyette yapılanıyorlar. Sonra işlerine gelmeyen hükumetleri yıkıyor darbe yapıyorlar.

        Siyonistlerin yıllardır izlediği taktik bu.

        Organizeyi de Amerika yapıyor.

    HER DÖNEM BİR KÖPEK BULUYORLAR

       Bir dönem bakmışsınız kendilerine laikliğin bekçisiyiz diyenler başka bir dönem ve ilk defa dini istismar edenler.

       Dikkat ederseniz aynı senaryo…

       Kemalistler de yıllarca kadrolaştılar, kılcal damarlara sızdılar. Ülkeyi ayağa kaldıracak, hamle yaptıracak yöneticilere fırsat vermediler. Emri dışarıdan alıyorlardı.

       Darbe organizatörü Amerika senaryoyu değiştirmek istedi. Darbeci kemalist komutanlar deşifre edildi. Planlar ortaya saçıldı. komplolar olsa da bir çoğu doğruydu. Çünkü kullanım tarihleri geçtiği için atıldılar.

       Böylelikle “artık darbe olamaz, kimse cesaret edemez” algısı oluşturuldu.

       Halk rehavete kapılırken Amerika iti Fetö orduya çoktan sızmıştı. Boşalan koltuklar hızlıca dolduruldu. Kimin yerine kimlerin geçirileceği çoktan belirlenmişti.

       Figüranlar değişti. Film aynıydı, yönetmen de.

       Ancak bilmedikleri, hesaba katmadıkları, anlayamadıkları gizli bir güç bütün planlarını bozmuştu. Ne olduysa oldu, plan erkene alındı.

       Ve en önemlisi halkın kalbinden korku alındı.

       İnsanlar korku nedir bilemedi o gece. Abdest alıp tankın önüne yattı, süngüye göğüs dayadı.

        Planlar altüst olmuştu. İlk defa Türkiye’de Amerika ve itleri hüsrana uğramışlardı.

    YENİLGİDEN BAŞARI ÇIKARTMAK

       B planı devreye sokuldu. Darbenin başarısızlığından da istifade edeceklerdi. Bütün hak cemaatleri de Fetö ile bir tutup karalamaya başladılar. Darbeciler yerine cemaatlerin kapatılmasını konuşur olmuştuk. B planı bile evvelden yapılmıştı anlaşılan ve hemen devreye sokulmuştu.

       Cemaatlere çamur atılırken boşalan kadrolara da İrancıların doldurulduğu haberleri geliyordu.

       Fetö’den daha tehlikeli bir yapılanma devleti ele geçiriyordu. Ama kimsenin umurunda bile olmuyordu.

    İSYANOĞLU VE AVANESİNE DİKKAT

       Allah’ın Resulünden, ashabından ve itikadından uzaklaşan yapılanmalar birilerinin güdümüne girmesi çok kolaydır. Hele hele ideolojik saplantı içinde olanların kukla olması kaçınılmazdır.

       Dolayısıyla kendisi hakkında “belediyelerde kadrolaşıyor” uyarısı yapılan Şia’yı meşrulaştırdığını kabul eden İsyanoğlu’na da dikkat edilmelidir.

       Adnan Oktar’ın tepesine binildiği gibi bunlar da yakın markaja alınmalı, okullardan ve devlet kadrolarından uzak tutulmalıdır.

       Bu millet bir 15 Temmuz daha yaşamasın, ne olur tedbir alalım ey yöneticiler
  • Hac 31

    Kendisine ortak koşmaksızın Allah´ın hanifleri (O´nun birliğini tanıyan müminler olun). Kim Allah´a ortak koşarsa sanki o, gökten düşüp parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış, yahut rüzgâr onu uzak bir yere sürüklemiş gibidir.
  • Uçurumun kenarındayım Hızır

    Bir dilber kalesinin burcunda

    Vazgeçilmez belaya nazır

    Topuklarım boşluğun avcunda

    Derin yar adımı çağırır

    Kaldım parmaklarımın ucunda

    Uçurumun kenarındayım Hızır

    Bir gamzelik rüzgar yetecek

    Ha itti beni, ha itecek

    Uçurumun kenanndayım Hızır

    Divan hazır

    Ferman hazır

    Kurban hazır

    Güzelliğin zulme çaldığı sınır

    Başım döner, beynim bulanır

    El etmez

    Gel etmez

    Gözleri bir ret, bir davet

    Gülce uzak uzak dolanır

    Mecaz değil

    Maraz değil

    Gülce semavi bir afet

    Uçurumun kenarındayım Hızır

    Gülce bir beyaz sihir

    Canıma bedel bir haz

    Nar ve nurdan bir zehir

    Gülce Araf`ta infaz

    Bir tek bakışıyla suyum ısınır

    Güzelliğin zulme çaldığı sınır

    Uçurumun kenanndayım Hızır

    Ben fakir

    En hakir

    Bin taksir

    Cahil cesaretimi alem tanır

    Ateşten

    Kalleşten

    Mızrakla gürzden

    Dabbetülarzdan

    Deccal`dan, yedi düvelden

    Korku nedir bilmeyen ben

    Tir tir titriyorum Gülce`den

    Ödüm patlıyor Gülce`ye bakmaktan

    Nutkum tutuluyor, ürperiyorum

    Saniyeler gözlerimde birer can

    Her saniyede bir can veriyorum

    Durmuyor deli yüreğimiz bilenler bilir Deli Yürek vardı hani onun dertlestigi Kuşçu su 😊
  • Köyde doğmuş büyümüş ve şehir yaşamına, modern yaşama uzak birisi şehirde yaşamaya başlayıp modern yaşamın rahatlığını ve keyfini görünce ne olur? Temizliğe gittiği evde gördüğü buzdolabı ile resmen aşk yaşayan bir kadın gittikçe hep daha fazlasını ister hale geliyor ve asla doymak nedir bilmiyor. Bu bana hep şunu hatırlatır. Doğduğu andan itibaren varlık içinde büyüyen insanların genel itibariyle gözleri daha tok olur. Hiçbir şey görmeden büyüyen ve bunları sonradan görmeye başlayan ınsanlarda ise hep bir aşırılık olur. Sonradan görme denen tabir bu duruma uygun düşüyor sanırım. Kumru' da sonradan görmeliğinin ve doyumsuzlugunun bedelini ağır ödüyor. Kitabı okuyacak olanların keyfini kaçırmamak için çok derine inmek istemiyorum. Kitap da en çok hoşuma giden ise yazarın kullandığı dil oldu. Duru ve yalın bir Türkçe.
  • Uzak nedir?
    Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için
    gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
  • Uzak nedir?
    Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için, gidecek yer ne kadar uzak olabilir?