Esefle okuduğum bitirdiğimde de halimize sinirlendiğim bir kitap oldu. Hakikaten Üstad Necip Fazıl'ın da dediği gibi "Batıya özene özene, Özümüzü kaybettik. Oysa biz batının hayranlıkla izlediği, Gıpta ettiği bir medeniyet idik." Allah hidayet üzere ayaklarımızı sabit kılsın. Ne sıkıntımız varsa hep bu özentilikten ve kendi değerlerimizden utanıp küçük görmemizden kaynaklanıyor. Ahlak kitaplarda kaldı.
Bu kitap sana öğüt veriyor.
Kötülük eden kötülük bulur.
Neyi ekersen onu biçersin.
Kim ne diyorsa desin, ne yapıyorsa yapsın aldanma; Allah'a güven, O'nun kurallarına uy.
Vb. Şeyler anlatır.
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy
Bazen en uzun yolculuk, insanın kendi kalbine yaptığı yolculuktur… Azize, hayatın acılarıyla sınanan genç bir kadının, Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’nin manevi mirasıyla yeniden umut, sabır ve teslimiyeti keşfedişini anlatan bir roman. Tasavvufun huzur veren iklimini hissettiren, kalbe dokunan ve düşündüren bir eser.
İnşallah çok yakın zamanda Üsküdar’da bulunan Aziz Mahmud Hüdayi Türbesi’ni ziyaret ederek bu manevi atmosferi yerinde hissetmeyi de Rabbim nasip eder.
Erkeğin bir hayatı nasıl mahvettiğinin güzel bir öyküsü Osmanlıda da olmuş hala olup gitmekte,doyumsuz şükürsüz nefis ve kıskançlık belası üzerine güzel bir kitap olmuş
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
Nerden başlayayım bilmiyorum ama şunu biliyorum ki bu kitap bambaşka, okurken sizi kendinizle baş başa bırakan ve bazi yerlerde ağlatan türden,kitapta yazar nefsin konuşmasıyla anlatıyor tüm olanları yani sanki nefsinizle sizi Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri vesilesiyle baş başa bırakıyor. Vakit buldukça özellikle de sabah erken saatlerde okudum ve okurken şunu hissettim. Biz yaşıyoruz ama bizimle birlikte nefsimizde yaşıyor ve daima bize şerri telkin ediyor. Hani muhtaç birini görüyorsun ve içinden yardim etmek geliyor işte o esnada" boşver belki de muhtaç değil kendini acındırmak için böyle yapıyor" diye bi ses geliyor, işte o nefsin, namaza durunca aklına bin türlü şeyi getiren de nefsin, hangisini sayayım, saymakla bitmez. Ama ne diyor nefs" Mahmud benimle olan cengini kazandı, o benimleyken bensiz oldu" sahi nefs her daim bizimle mi? Hiç mi hayra sürüklemez bizleri? Ama şunu biliyorum ki nefsine boyun eğdiren Rabbine daha da yaklaşıyor tıpkı Hüdayi Hazretleri gibi.
O vakit selam olsun nefsiyle olan cengi kazanana.
Selam olsun nefsine boyun eğdirene.
Selam olsun nefsi bilipte en azindan onunla mücadele edene.
Vesselam...
İyad hocanın şiirsel üslubu, İslambol yayınlarının güzel çevirisi ile birleşerek harika bir eser çıkartmış ortaya.
Öncelikle söylemem gerekiyor ki bu kitabın yarısına geldiğimde, okuduğum diğer kitaplardan farklı olarak düşünce dünyama bambaşka bir kapı aralayacağını fark ettim ve kitabı beraber okumak için bir halka kurdum. Çevremdeki hanımlarla beraber okuyup üstüne konuşarak ilerledik ve yaklaşık 4 ayda bitirdik.
Umuyorum ki bana faydası dokunduğu kadar çevremdeki insanlara da faydası dokunmuştur.
Çoğu zaman bize imtihanlara karşı sabırlı olmamız gerektiği, onların bizi Allah'a yakınlaştırmak için gönderildiği söylenir fakat hiç imtihan kavramına bu kadar dikkatle bakmamıştım.
Kitabın müellifi olan İyad hocanın yaşamış olduğu uzun ve zahmetli hapis, özgürlük ve sağlık imtihanları kitabı gözümüzde daha gerçek ve daha uygulanabilir kıldı. Bizim de bu sabır derecesine ulaşabileceğimize dair inancımız arttı. Bu kitabı hiç büyük imtihandan geçmemiş biri yazsaydı asla bu derece etkili olacağını düşünmüyorum. Allah İyad hocadan ve emeği geçenlerden razı olsun.
Kitap bana neler kattı ondan bahsederek yorumumu toparlayayım. Öncelikle, "Ben kulumun zannı üzerineyim" kutsi hadis-i şerifini daha iyi anlamama yardımcı oldu. Allah'a hüsnüzan beslemek, yani Allah hakkında olumlu ve güzel düşünmenin önemini ve sonuçlarını gördüm.
Bir imtihana sabretmenin ve sabrın lezzetini tattım.
Açıkçası daha önce de nimetlere şükretmeye çalışıyordum ama bu kitap imtihanın içindeki nimeti görme yeteneğimi geliştirdi. Her zorluğun yanında nasıl kolaylıklar olduğunu bulma ve kavrama konusunda yeni bir kabiliyet kazandığımı hissediyorum. Elhamdülillah.
Sanki yeni bir meslek edinmişim gibi oldu.
Dünyanın neden mükafat diyarı olmadığını, gerçek mükafatın ne demek olduğunu, sabrın ve şükrün