Bu yaşıma kadar ertelediğime pişman olduğum bir Türk yapıtı daha.
İnce Memed 1
Yabancı klasikleri ana dilinden okuyanları hep kıskandım, ama şimdi kıskandıklarımdan çok daha ayrıcalıklı ve şanslıyım. Milletin Donkişot’u Martin Eden’i varsa, bizim de İnce Memed’imiz var.
Yaşar Kemal , böyle bir karakter yaratıp tüm Anadolu’nun efsanelerini Anadolu’ya yakışır üslupla bizlere yaşatmış. Ne kadar minnet duysam az. Betimlemeleri öyle etkileyici ki, okuduğumuz birçok kitapta gözümüzde resmederiz , ama bu kitapta beynim resmetmeyi geçip, resmen türkü dinledi, türkü söyledi.
Kısaca söylemek gerekirse: Ertelemeyin, sayfaları çevirin ve İnce Memed sizi Çukurova’ya götürsün havanın sıcağını, toprağın kokusunu resmen hissettiriyor.
S. K. Tremayne ’in kalemi akıyor, rahat okunuyor, kafa yormuyor. Tarihi kurgu seviyorsan tam senlik hikaye ilerliyor, mekan ve tarih tadında veriliyor. Polisiye ağırlığı Ahmet Ümit gibi ama buram buram değil, merak hep var.
Tarihi kurguya başlamak için birebir tarih bilgisine gerek yok, kurguya kolayca kaptırıyorsun kendini.
Babil Ayini de bir de psikolojik yoğunluk var karakterler bilinç dışı dürtülerle kendilerini tehlikeye atıyor. Uyuşturucu + cinsellik + ölüm arzusunun birleştiği sahnelerde resmen nefesim kesildi. Knox bunu şok etkisi için yapmıyor karakterin iç dünyasını, bilinçdışı çatışmalarını öyle veriyor ki, hem merak ediyorsun hem de insan psikolojisinin karanlık yanını görüyorsun.
Babil’in gizemi ve karakterlerin hikayeye kattığı sürükleyicilik o kadar iyi harmanlanmış ki, sürekli “bir sonraki sayfa ne olacak?” hissiyle ilerliyorsun. Hızlı okumak istiyorsun ama Knox sabırlı olmanı istiyor her sayfa bir ipucu, her bölüm gerilimi katıyor.
Bazı yerlerde uzatılmış bölümler var mı? Var. Oralarda biraz tempo düştü, sıkılmadım desem yalan olur. Ama buna rağmen akıcılığını kaybetmedi uyumadan önce bölüm bölüm okuduğum için.
Atmosfer çok güçlü. Galata’yı, o dönemin İstanbul’unu okurken gerçekten sokaklarında yürüyormuş gibi hissettim. Sanki o döneme tanıklık ediyormuşum gibi bir his verdi.
Reşad Ekrem Koçu ’nun anlatımına zaten söz söylemek bana düşmez
Onun tarihsel betimlemeleri gerçekten başka bir seviyede. Sadece olay anlatmıyor dönemi, zihniyeti, sokakları, devlet işleyişini, şehrin karanlıklarını önüne seriyor.
Pedri’nin sonunu getiren şey bence zaaflarıydı. Kitap da aslında bunu hissettiriyor. İnsan zaaflarının nelere yol açabileceğini gösteren bir hikaye.
“Muhteşem bir kurgu” diyebilir miyim? Beklentiye bağlı. Bu bir polisiye roman temposu arayanları tatmin etmeyebilir. Ama tarihi atmosfer, gerçek vaka ve güçlü betimleme arayanlar için çok kıymetli.
Ben kitabı gece uyumadan önce okudum, hatta yer yer dinledim Masal demek doğru olur mu bilmiyorum ama bir dönemin karanlık masalı gibi geldi bana.