"Herkes bilir ki, gökyüzü şu darmadağın yeryüzünden yüzlerce kez geniştir. Nerde gökyüzünün genişliği, nerde yeryüzünün köşeleri, bucakları?"
Sayfa 96·Kitabı okudu
Okumak ne güzel..
-Nerde kaldın? Beni hiç yoklamadın evladım! Haklısın, bende kabâhat ki haber yollamadım. Bilirim çoktur işin, sonra bizim yol pek uzun.. Hele dinlen azıcık, anlaşılan yorgunsun. Bereket versin ateş koydu demin komşu kadın.. Üşüyorsan eşiver mangalı, eş eş de ısın. Odanın loşluğu kasvet veriyor pek, baktım Şu fener yansa, deyip bir kutu kibrit çaktım. Hele son kibriti tuttum da yakından yüzüne, Sürme çekmiş gibi nûr indi mumun kör gözüne! O zaman nim açılıp perde-i zulmet, nâgâh, Gördü bir sahne-i üryan-ı sefalet ki nigâh, Şâir olsam yine tasviri olur bence muhâl: O perişanlığı derpiş edemez çünkü hayâl! perde-i zulmet: karanlık perdesi sahne-i üryan-ı sefalet : çıplak yoksulluk sahnesi nigah: göz nâgâh: birden, ansızın muhal: imkansız derpiş: göz önünde canlandırmak
Sayfa 124·Kitabı okuyacak
Şiir
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Diyorum elleri nerde? Benimkisi bu bu... Hani o büyücek sevgiler? Şimdi de yok mu? Yok denecek bir şey ama var var...
Sayfa 19 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okuyor
Şiir
Düşlerim nerde şimdi? Uyku tutmayan gecelerim Silindi mi ömrümden?
Kırmızı Kedi
Şiir
Mescid-i Aksa
Mescid-i Aksa'yı gördüm düşümde Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu Varıp eşiğine alnımı koydum Sanki bir yeraltı nehr çağlıyordu Gözlerim yollarda bekler dururum Nerde kardeşlerin diyordu bir ses İlk Kıblesi benim ulu Nebi'nin Unuttu mu bunu acaba herkes Burak dolanırdı yörelerimde Miraca yol veren hız üssü idim Kutsallığım belli şehir ismimden Her yana nur saçan bir kürsü idim Hani o günler ki binlerce mü'min Tek yürek halinde bana koşardı Hemşehrim nebi'ler hâtırı için Cevaba erişen dualar vardı Şimdi kimsecikler varmaz yanıma Mü'minden yoksunum tek ve tenhayım Rüzgârlar silemez gözyaşlarımı Çöllerde kayıp bir yetim vâhayım Mescid-i Aksa'yı gördüm düşümde Götür müslümana selam diyordu Dayanamıyorum bu ayrılığa
Şiir
Teller üzerinde bir iki gidip geldikten sonra çalıp söylemeye başladı: Açlıktan inler obam, Sırtımda yırtık abam. Evdeşimle oğlum aç: Hey babam, aman babam! Ötüken'in açları Kemirir ağaçları. Nerde Çin'in baçları? Hey babam, aman babam! Kılıç durur mu kında? Tanrım bizi yakında Bay kılıver akında. Hey babam, aman babam!