8/10
·240 syf.··
2026 65. kitabı
Moğollar deyince hepimizin aklına ilk gelen şey o devasa fetihler, savaşlar ve haritaları değiştiren askeri güç oluyor galiba. Sanki sadece at sırtında gezen, yakıp yıkan tek tip bir toplulukmuş gibi kodlamışız zihnimize. Moğollar: Tarih, Kültür, Folklor tam da bu noktada durup, o bildiğimiz ezberleri çok başka bir yerden bozuyor. Kuru bir kronoloji sunmak yerine, Moğol dünyasının arkasındaki o görünmeyen, tamamen insani perdeyi aralıyor. Büyük fetih hikayelerini veya siyasi olayları bir kenara bırakırsak, bu çalışmanın beni asıl yakalayan kısmı tamamen işin insani, kültürel ve folklorik boyutuna odaklanmasıydı. Sayfalarda ilerlerken kendinizi sadece bir imparatorluğun idari yapısını incelerken değil; onların geleneksel ritüellerine, şamanik köklerine ve mitolojilerine bakarken buluyorsunuz. Özellikle Büyük İskender ve Yecüc Mecüc inançları üzerinden Moğollara dair üretilen o eski anlatılar, dönemin zihniyet dünyasını anlamak için harika bir kapı açıyor. Farklı kültürlerin birbirini nasıl gördüğünü, nasıl anlamlandırdığını izlemek gerçekten çok keyifli. İçindeki o küçük detaylar ve anlatılar bile kitabın ruhunu çok iyi özetliyor aslında. Reşîdüddin’in dünyasından süzülüp gelen bilgilerle birleşince, Moğolların sadece savaşçı değil, kendilerine has derin bir felsefesi olan bir medeniyet olduğunu daha net hissediyorsunuz. Akademik bir altyapısı var evet, ama anlatımı o kadar içten ve akıcı ki insanı hiç yormuyor. Aksine içindeki merakı besliyor, yeni sorular sorduruyor. Tarihin sadece görünen, vitrindeki yüzüyle yetinmeyip işin arkasındaki insanı, kültürü ve kolektif hafızayı merak edenlerin çok seveceği, sakin sakin okunacak bir yolculuk bu. Dönüp dönüp bazı satırların altını yeniden çizmek isteyeceğiniz türden, samimi bir keşif.
1000Kitap
MoğollarKolektif · Pinhan Yayıncılık · 20247 okunma
Suçlu mu arıyoruz? Sanmam.
8/10
Yetenekli Çocuğun Dramı benim okurken en çok durup düşündüğüm kitaplardan biri oldu. Kitabın temel fikri aslında çok basit gibi görünüyor: Bazı çocuklar o kadar uyumlu, o kadar anlayışlı ve o kadar “iyi çocuk” oluyorlar ki kendi ihtiyaçlarını fark etmeyi bile bırakıyorlar. Çünkü küçük yaşta sevgi görmek için başkalarının beklentilerine göre davranmayı öğreniyorlar. Kitabı okurken ister istemez çevremdeki insanları ve kendimi düşündüm. Hepimizin hayatında sorunsuz görünen, kimseyi üzmeyen, herkesi anlayan insanlar vardır. Bazen o insan biz de olabiliriz. Ama acaba gerçekten öyle mi? Yoksa çocukluktan beri başkalarını mutlu etmeye alıştıkları için kendi duygularını bastırıyorlar mı? Onlara uygun görülen rolleri mi oynamaya devam ediyorlar sadece? Alice Miller bazı yerlerde oldukça sert. Hatta zaman zaman anne babalara karşı fazla acımasız davrandığını düşündüğüm bölümler oldu. Kendim de yeni anne olduğum için “Ben süreci acaba nasıl yöneteceğim, çocuklarımda istemeden yaralara sebep olacak mıyım?” diye de kaygılandım. Yine de vermeye çalıştığı mesajın önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü çocukların sadece fiziksel ihtiyaçlarının karşılanmasının yeterli olmadığını, duygusal olarak da görülmeye ihtiyaç duyduklarını çok net anlatıyor. Kitabı okurken beni en çok etkileyen şeylerden biri, yetişkinlikte yaşadığımız bazı sorunların kökeninin çocuklukta aranabileceği fikriydi. İnsan bazen hayatındaki bazı kırgınlıkların, bazı ilişkilerinin ya da bazı davranışlarının nedenini ilk kez fark ediyor. Bu farkındalık rahatsız edici olabiliyor ama aynı zamanda açıklayıcı da. Bence bu kitap anne babaları suçlamak için değil, insanı kendini anlamaya davet etmek için okunmalı. Çünkü çoğu anne baba da kendi yaralarıyla çocuk büyütüyor. Bu yüzden kitap bana suçlu aramaktan çok, nesilden
1000Kitap
Yetenekli Çocuğun DramıAlice Miller · Profil Yayıncılık · 20213,925 okunma
Reklam
Parmenides
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
öncelikle şunu belirteyim, ''varlık'' en baştan beri felsefenin konusudur çünkü varolan şeyin üzerine düşünülür yokluğun üzerine düşünülmez. yokluk, varlığın zıddıdır. parmenides'in de meşhur savında belirttiği gibi; ''varlık vardır, yokluk varlık değildir.'' bu savdan da anlaşılacağı üzere, varlık tekildir, çokluk yanılsama. birdir, bölünemez ve oluşuma tabii tutulamaz. şimdi bu bağlamda parmenides'i, platon ve yeni-platonculuk bağlamında incelemek istiyorum; platon âlemi ikiye ayırır; idealar dünyası ve duyular dünyası. her ne kadar platon'un bu ayrımı dualist olarak kabul edilse de özü itibariyle monisttir yani tektir. çünkü platon'a göre en hakiki âlem; ideler âlemidir. çünkü burası ezeli ve ebedidir. değişmez ve bölünemez. tüm bu ontolojiden de platon'un amacı ''en iyi''ye ulaşmaktır. yani tek'e. platon'un bu metafiziği, plotinos'un kurucusu olduğu yeni-platonculuğun varlık hiyerarşisini oluşturur. plotinos'a göre de varlık sudûr (taşma) yoluyla 3 şeyden oluşur; bir (teklik, tekillik ve tefekkür) nous (akıl) ruh. ve tüm bunların birleşmesiyle meydana gelen madde (hyle). kimi teist filozoflar buradaki ''bir''in tanrı olduğunu savunmakta ama biz plotinos'un teist olmadığını ve hiyerarşinin en tepesindekiyle tanrı'yı kastetmediğini biliyoruz. antikçağ felsefesinden, orta çağ'a hatta modern epistemolojiye kadar tüm bu ontolojinin temelinde parmenides'in varlığa kesin ve net bir cevap vermesi vardır.
FragmanlarParmenides · Pinhan Yayıncılık · 2019328 okunma
Puan vermedi·312 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 09:54
Sevdalinka (kelime anlamıyla); Bosna-Hersek'te geleneksel bir müzik tarzıdır. Boşnakların halk müziğidir Birçok sevdalinka şarkısının gerçek bestecisi bilinmiyor. Sevdah kelimesi ise genellikle (Türkçe: Sevda) Boşnak geleneği ve folkloru için kullanılır, çoğunlukla aşk duygularının veya derin, dindirilemeyen (bir kişiye, şehre ya da yöreye karşı duyulan) tutkunun yarattığı ağır ve melankolik duyguları anlatır. (wikipedia) Ayşe Kulin 'in kaleme aldığı Sevdalinka ,1992 Bosna Savaşı sırasında yaşanan insanlık dramını ve Boşnak halkının maruz kaldığı soykırımı merkezine alır. Kitabın ana fikri; savaşın yıkıcı ve insanlık dışı yüzüne rağmen, sevginin, hoşgörünün, kültürel kimliğin ve insan onurunun her türlü yıkımdan sağ çıkabileceğidir. Sevdalinka , Yugoslavya Federatif Cumhuriyeti’nin dağılma sürecinde Sırp lider Miloşeviç’in Büyük Sırbistan hayaliyle Balkanları ateşe vermesini ve özellikle Bosna Hersek’in bağımsızlık ilanından sonra Sırpların bu topraklarda ve bütün dünyanın gözleri önünde korkunç bir Boşnak katliamı gerçekleştirmesini anlatır. Bunun dışında romanda, Boşnakların tarihî seyirde vatanlarında uğradıkları zulüm ve acı dile getirilir. Boşnakların 1200’lü yıllardan başlamak üzere Osmanlı Dönemine kadar, 1878 Berlin Antlaşması ile Osmanlılardan kopuşu ve Avusturya Macaristan İmparatorluğuna geçişi ve İkinci Dünya savaşı dönemi ve sonrasında uğradıkları sıkıntıları yine belgelerden hareketle bir tarihçi titizliğiyle gözler önüne serilir. Dolayısıyla roman, belgesel nitelikli tarihî bir roman hüviyeti taşımaktadır. Kitapta yazılan olaylar belgesel nitelikli, tarihi ve siyasi kişilerin dışındaki karakterler kurgudur. Bu bölümler spoiler içerir Romanın ana karakteri Nimeta, bir inşaat mühendisi ile evli ve iki çocuk annesidir. Bosna Televizyonunda haber
Edebiyat
SevdalinkaAyşe Kulin · Remzi Kitapevi · 015,2bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 15:03
Hazinemi aramak için çıktığım bu yolda kaybolduğum gerçeği ile yüzleşmek de uzun bir zamanımı aldı, herkes kişisel menkıbesini kolayca bulabilir mi, yoksa bu yıllar alan bir uğraş mıdır? Benim hazinem nerede? Kişisel menkıbem ne? Onu ne zaman bulacağım ve onu bulduğumu nasıl anlayacağım? Çıkılan yolda karşılaşılan hiçbir şeyden şikayet etmeden ne istediğini bilerek ve kendi kendine koyduğun engellere takılmadan devam edebilmen için hazırlanmış muhteşem bir yolculuk... İstediğin her şeye bugün ulaşmış olsaydın ne için günlerine devam edecektin? İnsan amacı olmadan nasıl yaşar? Kendine göre mutluluk olarak nitelendirdiği şeye ulaşma çabası olmazsa yoluna nasıl devam eder? Tam da bunları değerlendirerek ilerlersek eğer hayat boyu baktığımız her şey değişecek ve bununla birlikte ulaşmak istediğimiz her şeye bir adım daha yaklaşacağız, belki o bizden uzaklaşmaya devam edecek ama yolda görmemiz gereken her şeyi gördükten sonra muhakkak oraya ulaşacağız... Kısa bir inceleme yerine sayfalar dolusu soru sorsam sanki kitabı daha iyi açıklar, net bir çıkarım yerine herkese almak istediğini veren muhteşem bir kitap... "Vardığımı sandığım her noktada kendime bir hatırlatma"
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,6bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 9. kitabı
Kitap gerçekten adını taşıyan bir eser. Her ne kadar zorlansak da erdemin bizim gercek bir yol arkadaşı yol haritası olduğunu unutmamak kimden gelip kime gideceğimizi unutmamak gerektiğini İbn-i Hazm'ın yaşadığı hayatı hikayelerinde bize aktarıldığı kısa ve etkili bir kitaptı. Nefis.. Gerçekten dendiği gibi kontrol altına alınmadığında en yakınındaki düşman belki de.. Unutmamak gerek ki okuyup öğrenmek bilmek güzel. Ama bildiğini sırf sormak icin sormak ise çok buyuk yanılgıymış meğerse. Kitap bu konu hakkında da kisa ama net çok güzel ifadeleri içeren gerçek nedir ama bizim düşündüğümüz istediğimiz şeylerin ne kadar da boş olduğunu gösteren daha niceleri...
Erdemli İnsanın Yol Haritasıİbn Hazm El-Endelüsi · Sufi Kitap · 20191,351 okunma
Reklam
Reklam