(1. Kisim)
Bu deneye başlamadan önce, hayatın içinde sorgulamadan
sürüklendiğim zamanlarda hayatımı *olaylarla* ölçerdim. Genelde
"iyi vakit geçirmek" olarak görülen şeye kavuştuğumda
mutlu olduğumu *zannederdim*. Ama her günkü mutluluğun hesabını
tutmaya başladığımda, kendine özel bir niteliği olan bazı anların
farkına vardım, bu nitelik ****etrafımda olup bitenden tümüyle
bağımsızdı**** zira bazen en önemsiz durumlarda ortaya çıkıyordu.
Bu anların özel olmasının sebebi, "güzel vakit geçirmek"ten anladığım şeyin çok ötesinde bir mutluluk hissi vermesi ve gündelik
kayıtlarımdaki diğer bütün kaygıları gölgede bırakmasıydı.
Bu anların
tesadüfen
bir kenara çekilip
kendi deneyimime
***geniş bir odakla baktığım,
hiçbir şey istemediğim ve
her şeye hazır olduğum***
zamanlarda ortaya çıktığı sonucuna vardım zamanla.
Çalışmalarımın geri kalanı bu bakma becerisinin neye bağlı olduğunu
ortaya çıkarma teşebbüsüne dönüştü.
Sadece farklı şeylerden keyif aldığımı değil farklı şeyler istediğimi
de fark ettim. Körlemesine yaşadığım zamanlarda farklı isteklerle
oraya buraya savruluyordum, ama onlara bakmayı bıraktığımda
şamataları dindi ve kendi içimde çok daha derinlerden çıkıp
geliyormuş gibi görünen başka isteklerin farkına vardım.
Hayatta olduğuma emin olduğum kadar
emindim ki mutluluğun *gerekçeye ihtiyacı yoktu**, aynı zamanda
yaptığım şeyin benim için doğru olduğuna dair nihai sınavdı. Ancak
Kendim için kimim ben? Hissettiğim şeylerden biriyim sadece.
Yüreğim çaresizce, delik bir kova gibi boşalıyor. Düşünmek mi? Hissetmek mi? Net olarak tanımlanmış bir şey söz konusu olduğunda nasıl da yoruluruz her şeyden!
Düşündüğüm, önerdiğim her şeyde sen de vardın ve senin önerdiğin şeylerde benim de rolüm bulunmalıydı ve evren net bir biçimde bu şekilde bölünmüştü: Bir tarafında biz ikimiz, öbüründe tüm geriye kalanlar.
Dindarların Konuşması... dindar bir insan olduğunu belli etmiyorsa... Kendisi de, üslubundan anlaşıldığı üzere, dindarlıktan en uzak insan gibi ironiye, kibre, sinsiliğe, nefrete ve ruh hallerindeki her türlü dönüşüme ve değişime sahipse, görüşleri kendisi için de hükümsüzleşmişlerdir; — onu dinleyenler için daha da hükümsüzleşeceklerdir. Kısacası, onları dindarlıktan daha bir uzaklaştırmaya hizmet edeceklerdir.
Sayfa 52 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 11.Basım 2024·Kitabı okuyor
Sessizlik bu evde zamanın üzerine serilmiş kalın bir örtü gibiydi. Artık ne zaman gece, ne zaman gündüz fark edemiyordu. Sık sık uyuya kalıyor, sonra aniden uyanıyordu. Ama ev değişiyordu. Bunu çok net görebiliyordu artık.