(Habîbim, yâ Muhammed!) De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız, o hâlde bana tâbi‘ olun ki, Allah (da) sizi sevsin ve günahlarınızı size bağışlasın!” Çünki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
"“ قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُون۪ي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ
[De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız, o
hâlde bana tâbi‘ olun ki, Allah (da) sizi sevsin’] âyet-i azîmesi ittibâ‘-ı sünnet (sünnete tâbi‘ olmak) ne kadar mühim ve lâzım olduğunu pek kat‘î bir sûrette i‘lân ediyor. (...)
Şu âyet-i kerîme der ki: ‘Eğer Allah’a muhabbetiniz (sevginiz) varsa, Habîbullâh’a ittibâ‘ edilecek. Eğer ittibâ‘ edilmezse netîce veriyor ki, Allah’a muhabbetiniz yoktur.
Eğer muhabbetullah (Allah sevgisi) varsa, netîce verir ki, Habîbullâh’ın sünnet-i seniyesine ittibâı intâc eder.’
Evet Cenâb-ı Hakk’a îmân eden, elbette O’na itâat edecek ve itâat yolları içinde en makbûlü ve en müstakîmi (istikāmetli olanı) ve en kısası, bilâ-şübhe (şübhesiz) Habîbullâh’ın gösterdiği ve ta‘kîb ettiği yoldur.”
Kaynak (Lem‘alar, 11. Lem‘a, 53-54)\rAyrıca bakınız; Kaynak (sahîfe 169, hâşiye 3; sahîfe 206, hâşiye 2)"
Hayatın koşulları içerisinde araçların değişmesi tabii bir olaydır ve insanların günden güne farklı araçları kullanmaları yadsınamaz. Söz gelimi eskiden binek olarak canlı hayvanlar kullanılırken bugün fosil yakıtlı, hatta elektrikli arabaların kullanılması gayet normaldir. Ancak araçların değişimi üzerinden giderek bunlardan bütünüyle bağımsız olan dinî esasların da değişmesi gerektiğini dillendirmek amiyane tabirle sapla samanı karıştırmak olur.
Nassa dayalı ve zaman yahut mekânla kayıtlı bulunmayan dini hükümleri değiştirmek yahut etkisizleştirmek hayatın değişken koşullarına sığınılarak başarılmak istenmektedir. Hâlbuki aslında değişen, toplumsal bakış açısı ve buna bağlı olarak modernleştikçe yozlaşan toplumsal algıdır. Tüm bu çabalar dini hükümleri bu algı ile uyumlu hale getirmek için serdedilmektedir. Çünkü insanlar modern algı ile hayatı değerlendirmeye koyulunca, buna uygun düşmeyen her şeyi yadırgamaya ve reddetmeye yatkınlık gösterdiler. Böylece reformist sunumları satın almaya hazır hâle geldiler.
Zamana ve mekâna bağlı olarak insanların değer ve algıları değiştikçe nassa dayalı hükümlerin bunlara uyarlanmaya çalışılması yahut ıskat edilmesi bizatihi dinin kendisini insanların nazarında anlamsız ve değersiz kılacağından, bir netice vermeyecektir. Bu türden bir çaba ve yaklaşımın dinî literatürdeki karşılığı ve Allah katındaki vebali konuya dair ayet ve hadisleri zikretmekten müstağni kılacak düzeyde herkesin malumudur..
Gidişatı/rüzgârı gözeten ve buna uygun olarak İslami esaslarını manipüle ederek toplumun peşinden sürüklenen bir "aydın tavrı/ilmi yaklaşım" yerine, topluma istikamet kazandırmak için öne geçen/liderlik eden ve içtimai hayatı doğru ve müstakim kılmak üzere toplumu, tahrif ve tevrihlerden arındırılmış sahih dini bilgiyle aydınlatmaya ve
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Anne, baba! Senin namazın netice itibariyle sağlık olsa bile, hiçbir ahlâkî ve amelî ıslaha neden olmadığından, olsa olsa hep tekrarlanan bir spor türüdür! Sabah-akşam namaz kılıyorsun, ama ne lâfız ve rükünlerinin anlamını biliyor ne de gerçek hedef ve felsefesini kavrıyorsun.
Nedenini, niçinini, anlam ve hedefini bilmediğin, pratik yansımasından yoksun olduğun bir namaz! Ben daha istikrarlı ve yararlı bir spor biliyorum. Hem pazularımı, hem bedenimi güçlendirir; hem kan dolaşımımı ve teneffüsümü, hem de sindirimimi düzenlemeye ve onların sistemli çalışmalarına yardımcı olur. Bu hareketleri her sabah şiirler ve müzik eşliğinde ruhumu da etkilendirerek yaparım. On yaşından beri spor yapıyorum. Sen ise namaz kılıyorsun. Ben güzel bir vücud, sağlıklı, kan dolu bir bünyeye sahip-iken; sen, çökmüş, kamburlaşmış, hani neredeyse yanağını tutsalar canı çıkacak bir haldesin!.. Senin namazının senin hayatındaki etkisi kamburlaşan sırtın ile yamalı dizin! Namaz kılmayan ben ile namaz kılan sen arasındaki fark işte bu iki takva göstergesidir!
"Otuza yaklaşmaktayım... Bugüne kadar ne yaptığımı düşündüm. Bir sıfırdan başka netice alamadım. Hayatta hiçbir şey yapmış olmamak gibi korkunç ve utandırıcı bir şey var mı?"
Evet, içinde bulundukları an, kritik bir andı. Öldürmek ve ölmek lâzımdı. Kumanda yerindeydi. Kumandan, işte böyle bir anda bu emri verebilen insandır. Bu emri alanlar, öldürmeyi ve ölmeyi bilen insanlardı. Netice şu oldu. Düşmana saldırıldı. Boğuşuldu. Düşman dayanamadı. Geri çekildi. Sahile kadar gerileyerek oralarda tutunabildi. Arıburnu cephesi işte böyle açıldı. Ya 57'nci Alay? 57'nci Alay bir başka türlü alaydı. 57'nci Alaydan bu gök kubbede baki kalan bir hoş sadadır. Çünkü Çanakkale Harbinde 57'nci Alay, tamamen şehit oldu...