Dünyada hiçbir kimse rütbesine, haysiyetine güvenip de zulmünün, kibrinin, gururunun, tahakkümünün cezasından kurtulabileceğini düşünmemelidir. Umumi şan ve şerefini gayrimeşru, cüz’i tamah ve hırsıyla tehlikeye düşürmek ne büyük ahmaklıksa bu küstahlığının cezasını görmeyeceğinden emin olmak daha büyük ahmaklıktır.
“Hemen her yerde ve hele ilim ve irfanın zayıf bulunduğu memleketlerde hile, aldatmacayla daha çok iş görülür. … En akıllılarımız her gün aldanıyorlar. En akılsızlarımız her gün aldatıyorlar. Hepimiz daima aldanıyoruz, fakat fırsat düştükçe aldatıyoruz. Bu suretle geçim dengesini biraz düzeltebiliyoruz… Aldanıp da aldatamayanlar… İşte aç kalan güruh bu zavallılardır.”
Sanki bir gün dünyada, kollarında taşıdığı okul kitaplarının ağırlığı kadar ağırlığı olan bir varlık olabilecekmiş gibi, bu kalın kitaplardan gurur duyuyordu.
Mustafa Kemal isminde büyük bir adam, bir büyük kumandan, İstanbul’dan çıktı, Anadolu’ya geçti. Erzurum’da , Sivas’ta, milleti başına topladı.“Hükümet, devlet görevini yapmıyor. Biz kendi kendimizi koruyacağız. Düşmana karşı koruyacağız,“ dedi. Şimdi, onun adamları taraf taraf Yunanlılarla, Fransızlarla dövüşüyor. Hepsi öyle kahraman kişiler ki…