Saçma ey göz, eşkden gönlümdeki odlare su
Kim bu denlü dutuşan odlare kılmaz çâre su
"Ey gözlerim! Gönlümdeki yangını söndürmek için boşuna yaşlar serpip durmayın. Çünkü benim gönlümde öyle bir yangın var ki, artık ona su kâr etmez."
Sakın bir söz söyleme yüzüme bakma sakın
Sesini duyan olur, sana göz koyan olur
Düşmanımdır seni kim bulursa cana yakın
Annen bile okşasa benim bağrım kan olur
Bilge hiç kimse tarafından küçük düşürülemez, o ruh yüceliğinin farkındadır; kendi kendine kimsenin kendisine değer biçemeyeceğini söyler ve ruhun sefaleti değil derdi olarak nitelendirdiğim her şeyi yenmek şöyle dursun, hissetmez bile.
Birisi bana zehir verdi ama zehir yemeğe karışınca etkisini kaybetti, bana zarar verememiş olsa bile, zehir vermekle suç işlemiş oldu. Birisi, bıçağı kurbanın giysisine takılıp da durduruldu diye, daha az haydut değildir. Yeterince suç sayılıyorsa, her suç eylemi tamamlanmadan önce bile tam anlamıyla suç sayılır. Bu koşulda meydana gelen bazı olaylar arasındaki ilişki şöyledir: Birinci olay ikinci olay olmadan gerçekleşebiliyorken, ikinci olay ilk olay olmadan gerçekleşemez.
İnsanda doğal mantık eksikliği kolay kolay görülmez; diğer yandan doğal diyalektik eksiği pekâlâ görülür: Bu, eşit dağıtılmamış doğal bir yetenektir. Çünkü sadece görünüşteki argümanlarla insanın kafasının karışıması, aslında haklıyken iddiasını çürütülmüş sayması ya da tam tersi sık sık yaşanan şeylerdir ve bir tartışmadan galip çıkan kişi bunu genellikle önermesini ortaya koyarken yaslandığı muhakeme gücünün doğruluğundan ziyade önermesini savunurken gösterdiği kurnazlığa ve beceriye borçludur.