Sanki terimin altında tarifsiz benden daha büyük bir şey vardı ya da bu, ruhumu tamamıyla yutmuş bir boşluktu. Bu şey her neyse bedenimi zorluyordu. İçimde biriken hislerin birdenbire patlayarak beni zerreler halinde dağıtacağından korkuyorum.
Seni unutmamacasına düşünmek ne ise,
Unutmamanın anlamı ne ise,
Seni sevmek ne ise,
Saklayayım, yok söyleyeyim derken
Birden aşka düşmek ne ise.
Her neyse...
Albert Camus'nün "Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız; o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın" sözünden cüretle, bir ülkenin zihniyetini anlamak için insanların hangi kitapları baş tacı ettiğine ve kitaba nasıl yaklaştığına bakmalı. Bilgelik nişanı, moda aksesuarı gibi taşınıyor ellerde artık kitaplar. Neyse ki kitaplar kendini aksesuara indirgeyenlerden esirgiyor bilgeliğini.
"Sanki derimin altında benden daha büyük bir şey var ya da beni yutmuş bir boşluk, bu şey her neyse bedenimi zorluyor. Kendimi bir gün yırtılacakmışım, paramparça olacakmışım gibi hissediyorum. Varlığımla yetinemiyorum."