7/10
·145 syf.··
Beğendi
·
2022 28. kitabı
Sosyal medya yaşamın her anında bizlerin ellerinde değil, yakasında. Bırakırsan anlamsızlaşırsın, kendini gerçekleştiremezsin, herkes orada sen neredesin diye dayatma durumunda. Öyle olunca da gerçek yaşamdan çok sanal yaşamda var olma çabasına giriyor, kendi kusursuz acunumuzu oluşturup orta yerindeki tahtımıza kurulup yaşadığımızı düşünüyoruz. Ama bir gün elimizden alınsa sosyal medya, ne yapacağını şaşıracak çok kişi var çünkü hiç bir yeteneği yok, amacı yok, yaşamayı bilmiyor, arkadaşı yok, aile bağı yok. Tümüyle bireysel, yalnız. . Yeni kavramları da okumayla birlikte öğrendim: Nomofobi, filtre balonu, yankı fanusu... Yanlışları kalabalıkla doğru sanma, ötekileştirme, nefret büyütme gibi önü alınamayan, hızla büyüyebilen bir ortam. Buna karşılık iyi amaçla da kullanılabilir. Bilgi-beceri edinme, diğer ülkelerle iletişim kurma, ulaşılamaz sanılan kimselere erişme gibi. . Gerçek yaşamda olduğu gibi sanal yaşamda da ahlâklı olmak, bir duruş sergilemek önemli. Yazgan (kılavye) koçlarıyla, trollerle hepimiz karşılaştık. Bir diğer konu da algoritmaların size siz gibi kimseleri, ilgilendiğiniz konuları sürekli size sunmasıyla kutuplaşma sağlaması. Böylece diğerleri öteki oluyor, ayrı düşüncelere, inançlara saygı kalmıyor, fitilli bir patlar maddeye döndürüyor. . Peki, tüm bu olumsuzluklar nasıl giderilir, aza indirgenir? Bilinçli bir kullanıcı olarak, her bilgiyi doğruluğunu araştırıp alarak, gerçek anlar yaşayarak, okuyarak. Bir bölümde inanç üzerinden de örnekleme yaparak İslâm'ın bu konulardaki tutumunu da değerlendirmiş. . Kısa, öz, yormayan bir anlatımla hemen bitirilecek bir betik. Çoğunluğu benim için tazeleme olmasına rağmen yeni bilgiler de öğrendim. Değişimin eşiğinde olduğumuz şu, günlerde, Metaverse'ün yayılmasıyla daha da içine çekileceğimiz sanal ortama
Sosyal Medya
Sosyal Medya ve İletişim PsikolojisiEkmel Geçer · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 202092 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2022 24. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mart 2022 00:00
Merhaba canlar... @siyahbeyazyayınları  n'dan çıkan #nedirserisi ne sekizinci kitap olan #fobiler le devam ediyorum. Fobi teriminin Yunanca da panik ve terör anlamına gelen Phobos'tan geldiğini biliyor muydunuz? Korku tanrısı Phobos düşmanda korku ve terör yaratmakta usta olduğu için silahların ve korku maskelerinin üzerine onun resmi yapılırmış. Fobi ilk kez 1801'de bir nesneye karşı kalıcı ve yoğun korku hissetme durumu olarak tanımlanmış. Sonrasında nesneyle sınırlı kalmayıp farklı duygu durumlarına karşı olan rahatsızlık hissi olarak geliştirilmiş. Etkileri olarak; çarpıntı, baş dönmesi, ağız kuruluğu, terleme, yutkunma, öleceğini düşünme gibi saptamalar yapılmış. Fobi bir tür endişe yani anksiyete bozukluğudur ki yabancısı olduğumuzu sanmıyorum. Edimsel koşullanma modeline göre, belirli bir davranışın oluşmasına yol açan en önemli etken, o davranışın oluşturduğu sonuçmuş. Beynimiz bu sonuçlara göre ödüllendirir ya da cezalandırırmış. Sonuç korkuya sebep oluyorsa bu endişeden kaçmak bizi rahatlatıyor, beyinse bu davranışımızı tehlikeden uzaklaştığımız için ödül olarak değerlendiriyormuş. En nihayetinde o kaçtığımız şey her ne ise, beyin tarafından kodlanıyor ve nur topu gibi bir fobimiz oluyormuş. Tabi ki türleri var... Özgül fobiler; nesnelere karşı duyulan mantıksız  aşırı korkular. Sosyal fobiler; konuşurken ya da herhangi bir şey yaparken başkaları tarafından gözlenme duygusu. Agorafobi; açık alan ya da güvenli kabul ettiğimiz ortamdan uzak olma korkusu. Ailurofobi; kedi korkusu. Akrofobi; yükseklik korkusu. Araknofobi; örümcek korkusu. Astrafobi; gök gürültüsü ve şimşek korkusu. Aviofobi; uçuş korkusu. Derhal fobi; dişçi korkusu. Glossofobi; kalabalığa karşı konuşma kaygısı. Hidrofobi; sudan korkma. İslamofobi; İslam'a ve Müslümanlara karşı duyulan korku ya
FobilerSerenay Özen · Siyah Beyaz Yayınları · 202093 okunma
Reklam
Minimalizm
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2022 2. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2022 12:59
Minimalizm ile ilgili birçok belgesel ve içerik izlemiştim. Fakat onlar hiçbir şekilde dijital minimalizimden yani çevremizdeki zamanımızı çalan teknolojik aletlerden uzaklaşmamız gerektiğinden bahsetmiyordu. Kitapta özellikle telefonda geçirdiğimiz dakikaların boşa gittiğinden ve değerli vakitleri birçok şeyde değerlendirebileceğimizden bahsediyor. Telefondan ve sosyal medya hesaplarımdan uzaklaştıkça daha çok zamanın bana kaldığını ve birçok şeyi planlı bir şekilde yapabildiğimi farkettim. Gününüzde FoMO, Nomofobi, Netlessfobi gibi dijital hastalıkların gittikçe artmasına karşı hayatlarımızda kritik kararlar vermemiz gerekiyor. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Kararlı olun ve bir şeylere dur demek için adım atın!
Hayat
Dijital MinimalizmCal Newport · Metropolis Yayıncılık · 20171,652 okunma
Puan vermedi·488 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
Ağ Kemal Sayar & Berna Yalaz Sanal Dünya da Gerçek Kalmak! Bir çocuk günde iki saatten fazla ekran (tv, bilgisayar, tablet vs) karşısında vakit geçiriyorsa dikkat becerileri azalıyor diyor Ağ kitabı. Dün 6. sınıf öğrencilerime günde kaç saat ekran karşısındasınız diye sordum. Aldığım cevaplar karşısında sormaz olsaydım diyesim geldi. Çünkü ortalama 5 saat ekran süreleri . Tabi ki bunda yaşadığımız sürecinde çok büyük etkisi var. İşin daha ilginç bir yönü var. Öğrencimin biri telefonu alıp odasına geçip akşama kadar özel ihtiyaçları dışında çıkmıyormuş. Peki annen ne diyor bu işe dedim. Hiçbir şey söylemediğini söylüyor. Yani ne desem bilemedim şuan. Konfor alanınızın dışına çıktığınızda mucizevi bir şey olur; kendi kapasitenizi ve tutkularınızı keşfedersiniz. Çocuklar için öğrenmek pasif bir eylem değil, öğrenmek diğer insanlarla yüz yüze etkileşimle başlar. Çocuklarımıza, dünyaya yeni anlamlar verebilmeleri için bilim, sanat, resim, müzik, edebiyat zevk-i aşılayalım, bunu alışkanlığa dönüştürmeye çalışalım. Nomofobi nasıl yenerim? Unutmayın, odanıza kelebekler uğramıyorsa, pencerenizi açmayı unutmuş olabilirsiniz. Zihni’n en üretken zamanları aylak zamanları. Zamanımızı iyi kullanmanın yolu, hızlanmak ve teknolojinin boyunduruğu altına girmekten çok, yavaşlamak ve dizginleri elimize almak olmasın? #kemalsayar #ağ @kemalsayar_official #kitap #okumak #teknolji #dijitalyerli #dijitalgöçme
M. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 2019541 okunma
Puan vermedi·80 syf.·
2020 50. kitabı
Hayatımızda hepimizin korktuğu bir şeyler vardır. Kimimiz böceklerden, yılanlardan, cinlerden perilerden, hayaletler den korkarken kimimizin korkusu ise ilginç ve bilinmeyen korkulardır. Anatidaefobi (bir ördek tarafından izleniyor olma korkusu), agirofobi (karşıdan karşıya geçme korkusu), ksantofobi (sarı renkten korkma), nomofobi( telefonsuzluktan korkma) örnek verilebilir. Korku; dışardan gelen tehlikeye karşı duyduğumuz duygusal tepkidir. Fobi de bir çeşit korkudur. Normalde korkulmayacak belli durum ve nesnelere karşı ortaya çıkan korkuya fobi diyoruz. Aslında korkumuzun olay ya da nesneyle orantılı olmadığını biliriz. Anlamsızlığına, gereksizliğine de inanırız. Ama korkumuzla baş edemez ve korktuğumuz durumla karşılaşınca, karşılaşma olasılığı olunca uzaklaşmaya çalışırız. Benim nazarımda korku en etkili ve uzun süren bir duygudur aynı zamanda korkuyu alt etmek de zordur. Zweig da bu kitabında kokunun insan psikolojisini ele almış. Kitaba gelecek olursam Avukat eşi ve iki çocuk sahibi olan Bayan Irene. Refah bir hayat sürerken kocasını piyanist ile aldatır. Bayan Irene'ye santaj düzenlenir ve bu şantajla bitmek bilmez. Korku duygusu onu çoktan ele geçirmiştir. Her an öğrenilmesiden, ortaya çıkmasından endişe duyar. Kitabın sonunun böyle bitmesini hiç beklemiyordum. Yine psikolojik tahlilleri çok iyiyidi özellikle kadın psikolojisini ele alması beni çok etkiliyor. Bir kez daha Zweig'ın kalemine hayran kaldım. Okumak isteyenlere tavsiye ederim #alıntı Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir.
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,9bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2020 116. kitabı
#okudumbitti #yorum #hasanersoy #buzdolabıminternetbağımlısı Merhaba kitapsever arkadaşlar. Bugün sizlere çok  çarpıcı örnekler verilerek yazılmış bir bilim kitabı ile geldim. Öyle güzel ve akıcı yazılmış ki birkaç saat içinde okuyup bitirebiliyorsunuz kitabı. Yazı punto su çok önemli bir etken tabiki. En sevdiğim punto miyopluk sebebiyle bu kitapta yer alan büyük puntolar. İçeriğinden biraz bahsetmek istiyorum. Teknoloji devrindeyiz malum. İnternetsiz hayatı bile düşünemez haldeyiz öyle değil mi? Bilgisayarın atası sayılan ilk bilgisayar mantığıyla çalışan araç ENIAC denilen bir aramış ve 2. Dünya Savaşı sırasında kullanılmak üzere sipariş edilmiş. Tabi aklımıza bilfiğimiz bilgisayarlar gelmesin 3+1 ev düyüklüğünde devasa boyutta bir cihaz bu bahsi geçen. Antivirüsler virüsler ve truva atı ilgili bölüm çok hoştu. Bilimsel hastalıklar SELFİSİT, NOMOFOBİ, SİBERKONDRİ  isimleri altında hastalıklar olduğunu öğrendim. Çok şükür hiçbiri bende yok Tabi birde e-hastalık hastalığı varmış duydunuz mu hiç? Aslında zaman zaman hepimizin yaptığı bir sağlık sorununuz karşısında ünlü doç. Prof. Dr. Google den tanı ve tedavi yöntemi araştırmak... Çarpıcı konulardan bir de  yapılan araştırmalara göre erkeklerin bilişim teknolojisinde daha üstün ve daha başarılı olduklarıymış. Kadın yeter ki istesin diyip feminist yönümü ortaya koyuyorum bu konuda. Ama en sevdiğim bölüm de doğadan kopya çekilen bölüm oldu. Harika 3 boyutlu yazıcı ile canım vatandaşlarımızın neler üretebileceğini düşünmek biraz komedi gibi oldu ama tabiki 3 boyutlu organ kısmı uygulanabilir olsa mükemmel olurdu. Organ bağışındaki seviyemiz göz önüne alınırsa hele de... Neyse çok fazla anlattım sanmayın. Daha ne bilgiler mevcut kitapta okuyun görün arkadaşlar. Asla sıkıcı değil. Yine yeniden farklı
Buzdolabım İnternet BağımlısıHasan Ersoy · Cezve Kitap Yayınları · 202062 okunma
Reklam