Çoğu zaman ekran başına çakılı kaldığımız, bakışlarımızı ellerimizdeki dikdörtgen objelerden ayıramadığımız, bugün yaşadığımızı yarın unuttuğumuz günümüzün senkronize iletişiminden kopuk dünyasında, LÜTFEN DURUP BIR NEFES ALIN!
Sayfa 16
Kitap Alıntısı
Çoğu zaman ekran başında çakılı kaldığımız, bakışlarımızı ellerimizdeki dikdörtgen objelerden ayıramadığımız, bugün yaşadığımızı yarın unuttuğumuz günümüzün senkronize iletişimden kopuk dünyasında, lütfen durup bir nefes alın!
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gün boyunca
Aynen telefonun şarj edildiği gibi seherde kalbimizi, duygularımızı, dilimizi öyle toparlamalıyız ki o bizi istirahate çekilinceye kadar götürsün. İçimizde gün boyunca zikrullah dönsün, istiğfar dönsün, salevât-ı şerîfe dönsün, dolaşsın dursun.
Sayfa 166 - Erkam Yayınları, İstanbul - 1437 /2016·Kitabı okudu
Uyurken hala gerçekle bağlantımız vardır. Eğer sorunlardan rahatsızsak uykumuz da rahatsız olur. Uyku sırasında yataktan düşmemize engel olan ayarlamalar yapabiliyor olmamız, gerçeklikle bağlantının hâlâ sürdüğünü gösterir. Bir anne dışarıdan gelen en yüksek seslere rağmen uyumaya devam edebilir ancak çocuğunun en küçük hareketinde uyanır. Uyurken bile dışımızdaki dünya ile iletişimimizi devam ettiririz.
Sayfa 107·Kitabı okudu
Diğer taraftan insanlar sosyal medya ve internet üzerinden yaratılan sanal dünyaya öylesine bağımlı hale gelmişlerdi ki bu rahatsızlığın bilimsel bir adı bile vardı. Nomofobi. Yani online olamama korkusu.
Sayfa 188·Kitabı okudu
Sürekli bağlantıda kalarak her an kendimizi meşgul ediyoruz; bir dakika bile boş kalmaya ve canımızın sıkılmasına tahammülümüz yok. Bildirimler ve beğeniler, bizi telefonumuzu sürekli kontrol etmeye sürüklüyor. Ekran, sonsuza dek bizi oyalayabilecek malzemeyle yüklü dipsiz kuyu gibi, aşağıya kaydırdıkça daha fazlası çıkıyor. Bir gözümüz telefonda olunca, çevrede olup biteni kaçırıyoruz. Gözümüzü telefondan çeksek bile, dikkatimiz iyice dağıldığı için çocuğumuzun söylediğini duyuyor ama dinlemiyoruz, güneşin batışına bakıyor ama görmüyoruz, kestaneyi çiğniyor ama tadını almıyoruz, çiçeği görüyor ama koklamadan yanından geçip gidiyoruz, nefes alıyor ama nefesin mucizesini hissetmiyoruz; güya yaşıyoruz!
Sayfa 107·Kitabı okudu