Milyonlarca insan, maddi ve manevi olarak çürüyüp gidiyor ama hiç kimse bu kokuşmayı hissetmiyor. Sanki herkesin koku alma duyusu felç olmuş ya da herkes artık bu kötü kokuya alışmış ve bunu normal görüyor. Ama böyle mi olmalıdır?
Sayfa 94·Kitabı okudu
Reenkarnasyon ya da eskiden yaşamış olabileceğimize dair Kur’an’da kesin bir bilgi yok. Doğu inanışlarında ve Kabala’da reenkarnasyondan söz ediliyor. Hristiyanlık’ta ise MS 530 yıllarından sonra reenkarnasyonla ilgili pasajlar İncil’den çıkartılmış. Yalnız üç yerde reenkarnasyona ait bölümler gözden kaçmış. Bu pasajların en ünlüsü İsa’ya kör doğan bir bebek hakkında yöneltilen sorunun bulunduğudur. ‘Kim günah işledi de bu bebek kör olarak doğdu? Bebeğin babası mı yoksa kendisi mi?’ İsa’nın gayet normal karşıladığı bu soru, İncil’deki reenkarnasyona ait alıntılardan biridir.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Sapkın öpüşme” ile oral seks mi demek istiyorsunuz? Evet. Burada ahlaki bir yargılama filan yapmıyorum. Sadece normal cinsel ilişkiden sapmış bir eylemden bahsediyorum. Sonra anal dönem geliyor. Bu dönemde saplanıp kalmış birinde dikbaşlılık, tutumluluk, düzenli olma, erdemlik taslama gibi özellikler görülebilir. Doğa, dışkılama organlarını, aynı zamanda cinsel haz organları olarak sunarken, işimizi hem zorlaştırmış, hem de bir o kadar ilginç hale getirmiş.
Son otuz yılda sosyal ve kültürel açıdan öyle çok ve hızlı değişimler yaşandı ki, bu olguyu kışkırtan tek bir neden söylemek çok zor: 70'li yıllardan itibaren, o güne dek kadın ve erkek arasında var olan ve ailenin klasik yapısını oluşturan geleneksel ilişkileri altüst eden bir davranış evrimi yaşandı. Hepimiz bu devrimden daha adil bir dünyanın doğacağından emindik; bu yeni dünyada kadınlar kurban rolünden sıyrılacaklar ve gerçekliğin farkında olan kahramanlar, eşlerinin bilinçli arkadaşları olacaklardı. Erkekler de değişmişti; kişiliklerinin tutucu yönlerini terk etmişlerdi ve önyargı ve kıskançlık barındırmayan yeni zamanlarla yüzleşmeye hazırlardı. O günlerden bugüne kadar kırk yıl geçti ve kadınların tartışılmayan ve tartışılması mümkün olmayan fetihlerinin ötesinde belirginleşen durum, dişi modelin erkek modele amansızca uyum sağlamış olması oldu. Birbirimize uyduk, çünkü daha önce de söylediğim gibi medyanın bize -büyük bölümü yiğitçe direnen bilinçli kadınlara-sunduğu imge sadece baştan çıkarma ve haz verme nesnesi olan bir dişiden başka şey değildir. Uyum sağladık, çünkü cinselliği üreme kavramından sıyırmış olmamız erkeklerden özgürleşmemizi sağladı. Kendimizi gerçekleştirebiliriz, ikili serüvenlerine taşkınlıklarını dışa vurma gözüyle bakan erkekler misali biz de keyfimize göre farklı serüvenler yaşayabilir ve bunu duygulara bulaştırmadan yapabiliriz. Doğurganlığımızı yönetmeyi, anneliği hayat amaçlarımızın son sıralarına ötelemeyi öğrendik; ne var ki zaman saatinin hızla ilerlemeye başladığını fark ettiğimiz zaman da annelik arzusunun dayanılmaz dürtüsünü hisseder olduk. __Bir şekilde toplumun pornografikleşmesi durumu ortaya çıktı. Her şey cinsellik etrafında döner oldu - sergilenen, konuşulan, yaşanan, tüketilen, paylaşılan bir cinsellik.
Sayfa 74·Kitabı okuyor
Bu alıntıyı yazarken o şarkının çalması..
+Her perşembe sen de mi buraya geliyorsun? - Evet, buraya gelip Nadir'le dertleşiyorum. Ve bunu okuyorum. +Çok zaman geçti, çok şey değişti. - Değişti. Okuma yazmayı öğrendikten sonra günlüğümün ilk sayfasına seni yazdım. Nadir bu sırrı ilk bilen kişi, ikincisi de sensin. Sen kimi yazdın? Anladım. Önder bana ders vermeye başladığında ondan istediğim ilk şey neydi, biliyor musun? Seninle iletişim kurabilmek için işaret dilini öğretmesini. O bana herkesin bildiği işaret dilini öğretti, biz de kendi aramızda bir dil oluşturduk. Ama kendimden önce ilk öğrenmeyi istediğim şey de senin içindi. Sen benim için ne istedin? O sokakta seni tutan kişi olduğum ve kaçmanı engellediğim için senelerce vicdan azabı çektim. Bıraksaydım daha güzel bir hayatın mı olurdu, diye düşünmeden edemedim. Sen benim için hangi konuda vicdan azabı çektin, Lâl? Sen ölme diye kaç kez senin için kendimi feda ettiğimi sayamadım, Lâl. Sen benim için kaç kez kendini feda ettin? Bunu istemezdim zaten. Cevap vermene gerek yok. Seni sevdiğim hatta âşık olduğum için boyun eğdiğim her şey bu günlükte yazıyor, Lâl. Senin günlüğünde hiç bana olan aşkın yazıyor mu? Sen böyle susuyorsun diye ben sessizliğinde kaç kez seni anlamaya çalıştım Lâl. Sen beni duyabildiğin halde kaç kez anlamak istedin? Ben kabullenilmesi zor bir çocuktum. Küçükken her şeyin farkındaydım. Gördüm ve duydum. İlk dışlanmam değildi elbette, alışkındım ama dışlandığım için ilk kez canım acımıştı çünkü siz ailemdiniz. Olsun demiştim, canımı yakacak olan ailem olsun. "Lâl, benden utanıyor musun? Sen de mi utanıyorsun? Neden benimle konuşmuyorsun? Neden benden kaçıyorsun? Dün akşam sana sarılmak istediğimde bana neden sarılmadın, Lâl? Utandığın için mi? Beni sevsene, Lâl. Beni bir kez sev." İlk günlüğüm, ilk cümlelerim ama hepsi senin içindi.
Alıntı
Ne yapacağız Halil'im, bu işin sonu nereye varacak? Hayat böyle gelgitli, inişli çıkışlı mıdır hep? Arus'un olmadığı bir dünya çok boş, anlamsız geliyor artık. Bir gün geçer mi, normale döner miyiz, diye soruyorsun. Ya normal olan buysa, öteki yaşamların, aşksız geçen her hayatın içi boş ve anormalse? Neyi, kimi ölçü alacağız ki? Yeryüzünün ve tarihin bütün ölçüleri eninde sonunda gelip yüreğimizde tartılmıyor mu? İnsanın tek ölçüsü yine kendi yüreğidir herhalde.
Sayfa 114·Kitabı okudu
1000Kitap