📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dürüst olmak gerekirse ben kitabı sevmedim. Elbette nefret ede ede okumadım ama sadece pek bana hitap eden ve beklentimi karşılayan bir kitap değildi. Şöyle, ben lise dönemlerimdeyken livaneli hayli popüler bir yazardı. Serenad mutluluk falan herkesin ellerindeydi ve sürekli görmek de garip bir şekilde zihnime Livaneli kitaplarının çok iyi olduğunu kodlamıştı. Balıkçı ve Oğlu kitabı da yazarın okuduğum ilk kitabı diyebiliriz. Artık benim beklentilerim yüzünden mi yoksa gerçekten öyle mi bilmiyorum ama kitap kafamda çok aşağıda kaldı.
Yazar bu kurguda daha çok göçmenleri ele alıyor. Bir dönemler her gün televizyonlarda gördüğümüz o batan göçmen botları, akın akın ülkelerinden kaçan insanlar... Kurguyla ilgili ilk olarak söylemek istediğim şey kitabın sonunda yaptığı söyleşinin aksine bence göçmen problemine gayet de taraflı yaklaşmıştı. Çünkü kurgu bir göçmenin hayatı çevresinde dönmüyordu hayır. Bir göçmenin kıyısına düştüğü ülkede hayatına değdiği bir aile çevresinde dönüyordu.
Bir kere bu konu öyle kıyısından geçip gidilecek kadar hafif bir konu değil bana göre. Başlı başına katmanları olan ve kelimenin tam anlamıyla 'çok yönlü' bir konu. Yani yazar dram yaratmak istemediğini söylemişti ancak az cümle ve birkaç paragrafla bile dramatize etmiş gibiydi. Çünkü anlatılanın aksine mevzubahis sadece kadınlar ve çocuklar değil. Çok daha fazlası.
Göçmen sorunuyla daha önce hiç ilgilenmemiş biriyseniz yazarın anlattığı hikayeyi sevebilirsiniz. Ben bu konuyla oldukça iç içe olan hatta bizzat bununla ilgili bir proje ve Tübitak çalışmasında bulunmuş biri olarak kitaba ısınamadım. Bilmiyorum bir şeyler çok havada ve eksik kaldı. Anlatmak istediği o olmadığı halde kitabı bitirdiğinizde ah evet sanırım öyle dediğiniz bir noktada bulabilirsiniz kendinizi. Bilmiyorum belki de ben
"Aile kavgaları acı şeylerdir. Herhangi bir kural izlemezler. Ağrı veya incinme gibi değildirler. Daha çok, yeterli malzeme olmadığından hiç iyileşmeyecek derideki yarıklara benzerler."
F. Scott Fitzgerald