İntikam alma duygularını uyandıramadığınız insanlar vardır. Onlara ne yaparsanız yapın onlar size sokulup durmayı sürdürür. Fakat sevgileri hiçbir zaman en sıcak noktada olmaz. Bu insanlar iyi bilinse bile aslında kimseyi sevmezler ve kötü olmadıkları için iyidirler. Eğer onların yanında bir dilenciye sadaka verecek olursanız onlar da bir kopek verirler. Aksine, dilenciyi azarlayıp kovarsanız aynısını yaparlar. Dostları da düşmanları da yoktur ama epeyce tanıdıkları vardır.
Yeryüzünün en iyi kadınıydı.
Yüzü kızarmadan yüzüme bakamıyordu.
Gel, dediğim zaman geliyor, git, dediğim zaman gidiyordu. Sustuğum zaman susuyordu. Yalnız ne yemek istediğimi soruyordu. Yalnız bahçede hangi çiçekleri görmek istediğimi soruyordu.
Bugüne değin ne yaptığımı sormuyordu.
Bundan böyle ne yapmayı düşündüğümü sormuyordu. Verirsem alıyordu. Alırsam giyiyordu.
Rüyaları bir bilgisayar oyununa benzetirsek, berrak olanları birinci şahıs RPG'lere (role playing game) normal olanları ise oyuncunun kontrolünün elinden alındığı ara sahnelere veya NPC (non player character) diyaloglarına karşılık geliyor. Diyalog ne kadar saçma olursa olsun, NPC asla durumun farkına varmıyor; tek bildiği gerçeklik bu. Biz de çoğunlukla bu durumdayız. Öyleyse şu an bir rüyada olmadığımız ne malum?