Bir yazar düşünün yazdığı oyunun baş karakterini canlandıran ve o karakter üzerinden kendini eleştiren,oyun sırasında kan kusmasına rağmen oyuna devam edip kısa süre sonra ölen,oyunda hekimlerin onu kabul etmeyeceğini söyleyip gerçekten de ölmeden önce kimsenin ilgilenmediği...
Hastalık HastasıMolière · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20258,1bin okunma
Dostoyevski değil de dedem yazmış gibi bir kitap.
Hakkını helal et Dosto ama okuyana kadar imanım gevredi, yazdığın ilk kitaplardan olduğunu iliklerime kadar hissettim
Ev SahibesiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201113,7bin okunma
}} Kafasının içinde kendinden başka insanlar olduğunu düşünen,
Tehlikeli Oyunlar oynayarak ama hâlâ hayata Tutunamayanlar 'ın okuması gereken kitap :)
Ne olurdu Sevgi sevgisiz, Bilge bilgisiz bırakmasaydı.?
√ Tehlikeli Oyunlar olmazdı. Tehlikeli oyunlar oynamak zorunda kalmazdı.
Oğuz Atay Hikmet'e BENol demezdi, kendi olurdu.
√ "Ben yalnız kalmalıyım. Başka çarem yok."syf387
demezdi.
√ "Biliyorum ki, bu akıl beni bütünüyle terk edinceye kadar gidip gelen aziz varlık masalına kimse inanmayacaktır." Syf386
Aziz varlıklara gerek kalmayacaktı.
° Ama olmadı Sevgi sevgisiz, Bilge bilgesiz bıraktı o da;
√ "Bazı insanlar bazı şeyleri hayatlarıyla değil, ölümleriyle ortaya koymak durumundadır."
...
Oğuz Atay En sevdiğim yazarlardan, en çok yarım bırakılan yazarlardan ve o bunun farkındaydı.
√"Beni şimdiye kadar otuz yedinci sayfaya kadar okudular, sıkılıp ellerinden bıraktılar, o sayfam açık öylece kaldım, o sayfada sarardım." syf320
Tutunamayanlar 1971, Korkuyu Beklerken 1973 Ne acı...
√ "Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum."
Belki de yaşarken anlaşılmayayacağını bildiği için kendini kitaplarla ölümsüzleştirdi.
Geç oldu belki ama seni okudular ve anladılar (herkes anlamasa bile :) .
Ama, ama, ama... Hepsinin sonunda
√ "Bazı insanlar bazı şeyleri hayatlarıyla değil, ölümleriyle ortaya koymak
durumundadır." Dedirttiler.
İşini iyi yapDöktüğün beton, toprağın altında kalsa bile güzel olmalıMümin SekmanŞükrü Erbaş 'ı severim ama üzülerek söylemek zorundayım ki söyleşileri ciddiyetsizliğe kurban gitti.
Galiba düzenli olarak kitap okumaya başladığımdan beri ilk defa bir kitabı yarım bırakıyorum.
Hiç ciddiye alınmadan hazırlandığı o kadar belli oluyor ki; kitap boyunca içindeki söyleşiler tekrar ediyor. Aynı soruyu her 10 sayfada 1 tekrar sorulup üstüne sanki şükrü erbaşın cevaplarını kopyala yapıştırmışlar.
100. Sayfaya kadar okudum ama içeriğine bakılırsa 40 sayfa anca okumuşumdur.
Gerçek bir şaheser! Teknik ve psikolojik olarak mükemmel! Öldürmek mi bağışlamak mı ikilemini en iyi veren roman.
Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm kolay okunan çarpıcı çarpıcı bir roman.
Olayları iki farkli bakış acısıyla anlatması daha önce okumadığım bi tarz olduğu için hoşuma gitti, yazar her ne kadar ilahi bakış açısını etkili kullansa bile hep kahramanın bakış açısından olayları görmeyi merak ederdim. Bu kitapta ile Zülfü Livaneli merakımı gidermiş oldu :)
Hem yazarın penceresinden hem de kahramanının kendi kaleminden yazdığı bölümler yer alıyor.
Başlarda sıkılmış olsam da, yer yer olaylarda bağlantı kurmakta güçlük çeksem de kitabı bütünüyle ele alıcak olursam bence gayet güzel bir kitap.
55. Yunus Nadi Roman ödülünü almış.
Okumayı düşünenlere, okuyanlara iyi okumalar dilerim :)