Ama onun bu inancı eylemsizdir, zira toplumsal aydınlatmasını yitirerek, içe dönük ve bireysel bir akide halini almıştır, imanı, sosyal çevresindeki ilişkilerinden kopmuş bir birey imanına dönüşmüştür
Dolayısıyla problem, Müslümana, akideyi öğretmek değildir. Çünkü o, ona zaten sahiptir. Burada önemli olan; bu akideye dinamizmini ve olumlu gücünü yeniden kazandırarak sosyal etkileme fonksiyonunu icra etmesini sağlamaktır.
Kısaca söyleme gerekirse meselemiz; Müslümana Allah'ın varlığıyla ilgili delil göstermek değil, bizatihi ona, kendi varlığını hissettirmek ve onu bu hisle doldurarak güçlü bir enerji kaynağına dönüştürmektir.