Serinin şimdiye dek iki kitabını okudum ve polisiye, gerilim konusunda bana müthiş bir doyum verdi. Yazar, olayları öyle ince ince işlemiş ki katil hakkında kesin çıkarımlar yapamadım.Aşırı kontrolcü ve plan adamı bir seri katilin düşünce yapısını çözümlemek tam da Dedektif Gurney'nin işiydi. Katili bulmanın gittikçe zorlaştığını hatta bulunamayacağını düşünürken bir anda küçük detayların önemini anladım ve yazar bana dikkatimi sorgulattı. Bu seri ölmeden önce okunacaklar listemin başını çekiyor.
Geçmişe takılıp kalmamız sadece basit nostaljik arzularımızdan ya da hayallerimize sarılma tutkumuzdan değil de sinirsel sistemimizin veri işleme sürecinde kısa yolları tercih etmesinden mi kaynaklanıyordu? Eğer ''görmek'' denilen şey kısmen optik sinirlerimizden kısmen de anılarımızdan besleniyorsa -yani kişi aynı anda hem o andaki görüntüyü hem de bu görüntünün depoladığı izlenimleri algılıyorsa- bu ''geçmişe takılıp kalmak'' ifadesine yepyeni bir anlam kazandırırdı. Öyleyse geçmiş, duyumsal deneyimler kılığına bürünüp bize miadı dolmuş veriler sunarak şu anın üzerinde tuhaf bir hakimiyet kuruyordu.