Felekde hâsılı insan isen bir cănı incitme Günahkar olma Fahr-i Älem-i zi-şanı incitme Elin çek meyl-i dünyadan eğer âşık isen yâre Muhabbet camını nüş et asıl Mansur gibi dâre Misâfirsin felek bağında bendin salma efkâre Alvarlı Muhammed Lütfi Efendi

KerZeY35

@kerzey35
·
Hayırlı Cumalar
Hazer kıl kırma kalbin kimsenin canını incitme Esir-i gurbet-i nâlân olan insanı incitme Tarik-i ışkda bi-çareyi hicranı incitme Sabır kıl her beläya häne-yi Rahman'ı incitme Alvarlı Muhammed Lütfi Efendi
Charles Aznavour Emmenez Moi
Vers les docks où le poids et l'ennui Me courbent le dos Ils arrivent le ventre alourdi De fruits les bateaux Ils viennent du bout du monde Apportant avec eux Des idées vagabondes Aux reflets de ciels bleus De mirages Traînant un parfum poivré De pays inconnus Et d'éternels étés Où l'on vit presque nus Sur les plages Moi qui n'ai connu toute ma vie Que le ciel du nord J'aimerais débarbouiller ce gris En virant de bord Emmenez-moi au bout de la terre Emmenez-moi au pays des merveilles Il me semble que la misère Serait moins pénible au soleil
Müzik
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hazer kıl kırma kalbin kimsenin canını incitme Esir-i gurbet-i nalan olan insanı incitme Tarik-i ışkda bi-çareyi hicranı incitme Sabır kıl her belaya hâne-yi Rahman’ı incitme Felekde hasılı insan isen bir canı incitme Günahkar olma fahr-i âlem-i zî-şanı incitme Elin çek meyl-i dünyadan eğer aşık isen yare Muhabbet camını nuş et asıl Mansur gibi dare Misafirsin felek bağında bendin salma efkare Düşersin bir belaya sabrı kıl Mevla verir çare Felekde hasılı insan isen bir canı incitme Günahkar olma fahr-i alem-i zi-şanı incitme Bulaşma çark-ı dünyaya vücudun pak-tahirken Güvenme mal u mülk ü mansıbın efnası zahirken Nic’ oldu mali Karun’un felek bağında vafirken Nedir bu sendeki etvar-ı dert gönlün misafirken Felekde hasılı insan isen bir canı incitme Günahkar olma fahr-i alem-i zî-şanı incitme Hasislikden elin çek sen cömerd ol kan-ı ihsan ol Konuşma cahil-i nadan ile gel ehl-i irfan ol Hakir ol alem-i zahirde sen ma’nada sultan ol Karıncanın dahi halin gözet dehre Süleyman ol Felekde hasılı insan isen bir canı incitme Günahkar olma fahr-i alem-i zî-şanı incitme Ben insanım diyen insana düşmez şad’u handanlık
Aşk câmını nûş eyledim
Aşağıda sözlerini verdiğimiz ve bestelediğimiz eserin şairi Mustafa Rûmî (1814-1877), 19. yüzyıl Osmanlı tasavvuf edebiyatının mütevazı olduğu kadar derinlikli simalarından biridir. Hayatı ve edebi kişiliği özetle şöyle: Asıl adı Mustafa olan şair, şiirlerinde Mustafa Rûmî, Rûmî ve bazen de Kemter Mustafa mahlaslarını kullanmıştır. 1814 Bolu/Gerede doğumludur. Mustafa Rûmî’nin şiirleri, medrese eğitimi ile irfani neşvenin birleştiği bir potada erimiştir. Şarkı sözü olan aşağıdaki dizelerde de görüldüğü gibi ( "Ben katremi mahv eyledim ummân desinler bana"), şiirlerinin ana ekseni varlıktan geçip Hakk’ta yok olmak (fenâ) üzerine kuruludur, şiirde tevazu ve hakikat yolculuğunu işlemiştir şair... Melâmî meşrep bir tavrı da açıkca şiirde görünür; halkın kınamasından çekinmeyen, iç alemine yönelmiş bir portre çizer. Hem aruz hem de hece veznini şiirlerinde başarıyla kullanmıştır. Şiirlerinde Yunus Emre, Niyâzî-i Mısrî ve Eşrefoğlu Rûmî’nin etkileri de açıkça görülür. Samimi, hikmetli ve öğretici bir dili vardır... Bu şiirdeki "Acıya tatlı aşladım bâğbân desinler bana" dizesi tasavvuf edebiyatının en zarif "insan terbiyesi" metaforlarından biridir. Meselâ bir bahçıvanın (bâğbân) maharetiyle dile getirilen bu ifadeyi birkaç katmanda inceleyebiliriz: Aşılama Metaforu (Biyolojik Boyut): Bilindiği üzere doğada yabani, meyvesi acı veya tatsız olan bir ağaca, ehlileşmiş ve tatlı meyve veren bir daldan "aşı" yapılır. Mustafa Rûmî burada kendini bir bâğbân (bahçıvan) olarak tanımlarken, aslında bir eğiticinin veya kâmil bir insanın görevini anlatır: Acı meyve, ham nefsi, terbiye edilmemiş huyları ve dünya hırslarını temsil eder. Tatlı aş ise, İlahi aşkı, güzel ahlâkı ve hikmeti temsil eder. Acı kökten tatlı meyve aldırmak; yani topraktaki ham maddeyi ruhun süzgecinden
Hakikat
KAFİRLERİN MEDENİYETİ İLE MÜMİNLERİN MEDENİYETİ ARASINDAKİ FARK: "Birincisi: Medeniyet libasını giymiş korkunç bir vahşettir. Zahiri parlıyor, bâtını da yakıyor. Dışı süs içi pis, sureti me'nus sîreti ma'kûs bir şeytandır." Bediüzzaman Said Nursi SEYDA'NIN MECLİSİNE GİT... "İkincisi: Bâtını nur, zahiri rahmet, içi muhabbet, dışı uhuvvet, sureti muavenet, sîreti şefkat, cazibedar bir melektir. Eğer istersen hayalinle Nurşin karyesindeki Seyda'nın meclisine git bak: Orada fukara kıyafetinde melikler, padişahlar ve insan elbisesinde melaikeleri bir sohbet-i kudsiyede göreceksin." PARİS LOCALARI "Sonra Paris'e git ve en büyük localarına gir, göreceksin ki, akrepler insan libası giymişler ve ifritler adam suretini almışlar."
Hayata Dair
Kim ki Dost Yolunda
Kim ki Dost yolunda terk-i can ider, Dost ana didarını ihsan ider… Kim bu fani dünyayı terk eylese, Dost ebed mülke anı sultan ider… Dost için nefse murad vermeyene, Dost sekiz uçmağını erzan ider… Dost elinden cam-ı aşkı nuş iden, Sırr-ı maşuku nite pinhan ider… Akıbet Mansurleyin esrük delü, Ol "Enelhak" darını seyran ider… Can verenler kan baha didar alur, Sanma bu pazarı her bican ider… Eşrefoğlu Rumi can terk ideli, Her nefes Dost iline cevlan ider… (Eşrefoğlu Rumi Rahmetullahi Aleyh)
Şiir