6/10
·194 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2025 01:57
Nur Baba çocukken bu dergahın aslı belli olmayan, cılız bir sığıntısıdır. Muhitler arasında, "Nuri" diye çağırılmaktadır. Çocukluğu hastalıklı ve çirkindir. Dergahın sahibi olan Arif Baba’nın ölümünden sonra Arif Baba’nın karısı Celile bacı ile evlenir. Celile bacı onu seven üç önemli kadından biridir. Ciddi, düzenli ve ağır başlıdır. Nur Baba üzerindeki etkisi büyüktür. Nur Baba, Ziba Hanım’ın yeğeni Nigar Hanımın da kendi aralarına katılmasını istemekte, fakat Ziba hanım buna şiddetle karşı çıkmaktadır. Nigar ile karşı karşıya geldiği zaman değişken devreyi atlatmış, sabit ve olgun bir Bektaşi şeyhidir, Nur Baba. Gür ve siyah sakalı ona olgun bir erkek görünümü kazandırmaktadır. Romanın başına Yakup Kadri Bey'in ilk izah ve ikinci izah başlıklı iki açıklaması konulmuş. Nur Baba, İstanbul'da, 1920'li yıllarda bir Bektaşi dergahında yaşanılanları anlatıyor. Yazar, her ne kadar metnin kurgu olduğunu, yazılan karakterlerin gerçek hayattakilerle benzerliğinin tesadüften ibaret olduğunu açıklasa bile anlatılanlar pek yenilir yutulur cinsten değil. Özellikle bölüm başlıkları kışkırtıcı seçilmiş. Sonuçta yazarın sözüne itibar edip, anlatılanın roman olduğunu kabul etsek, bu kez sürükleyici olmayan bölümler arası kopuklukları bulunan, karakterleri tek boyutlu, kötüler sadece kötü olan vasat bir roman. Belki Nigar karakterinin derinlemesine tahlilini okumak keyif verebilir. Fakat edindiğim izlenime göre Nur Baba, sinsi, şeytani bir karakterdir ve aklı fikri kadınlar ile paradadır. Amacı günden güne dergahı zenginleştirmektir. Bu da cok manidar geldi bana. Bu arada, Karaosmanoğlu'nun ilk romanı olduğunu da bu yazıya eklemek gerek. ︎ Kitaptan Alıntılar "Sekiz saatlik, fasılasız bir bezm - i nüş (içki meclisi) içinde yıpranmış sinirler bedmestlik ihtilacile (aşırı
Nur BabaYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20181,441 okunma
Puan vermedi·162 syf.··
2024 20. kitabı
Ben yazarı öncelikle editörlük yaptığım yayınevinin standında tanıdım. Bade- nuş adlı eseriyle edebiyat dünyasına güzel bir giriş yaptığına inaniyorum. Bade- nuş 1, 2 ,3 ve hatta 4 gelecek diye düşünüyorum. Rubai yazmak sanki şairin kimliği olmuş. Bu defa yepyeni bir çalışma, bir romanla okuyucusu ile buluşuyor. Kendisi imzalı olarak kitabını yollamış. Kendisine çok teşekkür ediyorum. Ve tabi ki merakla beklediğim kitabı hemen okuyup bitirdim. Şimdi size kitaptan söz etmek istiyorum. Öncelikle kitap kendi yaşadığı gençlik aşkını konu alıyor. Arka kapaktan küçük bir paragraf aktarayım; "Yazar; iyi ki yaşamışım iyi ki yazmışım diyerek gönül dağarcığınıza sunduğu " PATYA" isimli romanıyla derdini sizlere ödünç vermeye çalışıyor. Bazı aşklar aşk borcunu ödemeden çekip gitse de bazı aşklar öldükten sonra bile sahiplerini sonsuza kadar yaşatacak derinliğe inebiliyorlar. Tıpkı Patya gibi..." Yitik bir aşk ve yazılmayı da okunmayi da hak ettiğini düşünüyorum. Biz de okuduktan sonra iyi ki yaşamış ve iyi ki yazmış dedik. Nazan Bekiroğlu Mor Mürekkep kitabında şairlere şöyle sesleniyor; " öyleyse şaire edilebilecek en iyi dua, bir beddua aslında: acınız dinmesin efendim ve anlatamayasiniz. Çünkü en iyi o zaman anlatırsınız." Yoksa nasıl olurdu Bade- nuş 'lar...
PatyaGüngör Dinç · Zinde Yayınevi · 20246 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
dəniz
10/10
·220 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
Az getdik, çox getdik, dərə-təpə düz getdik, nəhayət ki, altıncı kitabımızı da çapa göndərdik. Ürəyim çox böyük fərəh hissi ilə döyünür! İlk 5 kitabda çəkdiyimiz zəhməti təkcə bu kitab üçün çəkdik, yəqin ki. Bu cür kitabı dilimizə qazandıran nəşriyyat olduğumuz üçün çox sevinirəm. Bir neçə səbəbi var: John Banville İrlandiya ədəbiyyatının yaşayan əfsanəsidir. Dəfələrlə "Nobel" mükafatını qazanmağa çox yaxınlaşıb, yaşadıqca da o şans böyüməyə davam edəcək. İngilis dilində yazan yazıçılar arasında dilin estetik tərəfinə üstünlük verən, cümlələrini diqqətlə seçən çox az saylı yazıçılardandır, əsl ustaddır. "The Man Booker" mükafatını 2005-ci ildə qazanıb elə bu kitabla, 2011-ci ildə "Kafka" mükafatını layiq görülüb. Əlqərəz, Banville qocaman və möhtəşəm yazıçıdır. Hər cümləsində bu cür gözəllik olan kitabı, müəllifi ancaq Azərbaycan dilini dərindən bilən tərcüməçiyə etibar etmək olardı, Anvar Ahmadi o qədər gözəl iş ortaya qoydu ki, oxuduqca bu kitabın orijinal dilinin də Azərbaycan dili olduğunu düşünür insan. Kitabı 4 dildə oxudum: ingilis, alman, türk və Azərbaycan dili. Tam səmimiyyətlə deyirəm ki, orijinalı və Azərbaycan dilindəki halı eyni dərəcədə estetik və mükəmməldirlər. Mən Anar müəllimdən çox şey öyrəndim, Azərbaycan dilini daha da sevdim. Ümidvaram ki, daha çox kitab onun vasitəsilə dilimizə qazandırılacaq. Hər abzasında ayrı gözəllik var, elə bir təhkiyə hissəsi yoxdur ki, altını xətləmək istəyəcəyim cümlə olmasın. Ümidvaram ki, oxucular da mənim sevdiyim qədər bəyənəcəklər kitabı. Əlimizdən gələnin ən yaxşısını etmək istəmişik. Əminəm ki, zamanla daha da yaxşısını etməyi bacaracağıq. Hamınıza nuş olsun!
Roman
DənizJohn Banville · Nebula Publishing House · 2005266 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2024 154. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2024 19:19
Ölüm karşısındaki korkusunu, kaygısı, sık sık dile getirmiş olan Simone de Beauvoir, ölümcül hasta annesinin başm­ da ölümü bambaşka bir gözle görmege başladığı, başkalarının ölümüne bir se­yircinin usçul davranış içerisinde bak­ maktan vazgeçtigi için bu kitabı yazılı. Bir can çekişme olayının anlatıldıgı .bu kitapta incelik , güzellik aranmazdı ; gereğinden çok söz söylenmez, duygululuga da gidilmezdi. Yazar, öz yazmak kaygısıy­le, yer yer güç anlaşılacak kertede arın· nuş, yontulmuş bir deyişe ulaşıyor. Başka kitaplarında 'her şeyi söylemek, belir­siz noktalar bırakmamak' düşüncesiyle sık sık sözü uzatmasma karşılık, bura­da, 'dogrulugu' kısalık, sertlik nitelikleri­ni taşıyan, iç burkucu bir deyişte anyor. Çeşitli topluluklann, katların, yaradılış­Iarın ölüm karşısındaki davranışları, duy­gulan, elbette, başka başka. Ama 'acı çekmeden, sessizce ölen' kadının ölümü üzerine Sinrone de Beauvoir'm yazdıkla­rına katılmamak güç olsa gerek.
Hayata Dair
Sessiz Bir ÖlümSimone de Beauvoir · İmge Kitabevi Yayınları · 2019901 okunma
10/10
·
Beğendi
“Uzun zamandır tanıdığım insanlara karşı bile fazlaca mesafeli ve güvensiz olan ben, ona nasıl böyle güven duydum ve sevdim bilemiyorum ama kalbim çok derinlerden bir yerden bana ona güvenmem gerektiğini ve yolumu bulmamda bana yardımcı olacağını fısıldıyordu. O benim rehberim olacaktı, beni hayata karşı güçlendirecekti, biliyordum.” Nuray, Nuş ve Selvi… Kaderin birbirlerine sıkıca kenetlediği kimsesiz ama azimli üç kadın. Onları birbirlerine görünmez bir iple bağlayan bir şey var… Sessizliğin içine hapsedilmiş bir sır… Ve o sır artık ortaya çıkmak zorunda!
1K
Sessizliğin HafızasıNora Bağdasaroğlu · İkinci Adam Yayınları · 20244 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2022 32. kitabı
Aynı anda iki ya da üç kitap okumayı seviyorum. Bade -nuş kitabı da böyle okundu. Yazarıyla Kocaeli Kitap Fuarında tanıştım. Aynı yayinevinden çıktı kitaplarımız. Böyle olunca da aynı standtta kitap hakkında konuşma fırsatımız doğdu. Kitap dörtlukleriyle bize Hayyam" ı anımsatıyor. Zaten yazar kitabında Hayyam' a da atıf yapmış. Yakında Bade- nuş' un ikincisi geliyor. Gerçekten gerek kapağı gerek içindeki el yazısıyla özel bir çalışma olmuş. Şiirlerinde şarap, mey, saki, meyhane çokça geçse de yazar bunu söyle açıklıyor; insanı mutluluğa götüren ilahi şarap mey ise huzurlu olduğunuz yer de hanedir. Tasavvuf yolunda aşk dağıtan saki ise Tüm bunları içinde barındıran da kadehtir. Bade füruş ise hakikatin özü, çevresine ilahi feyz sunan kişidir. Bana bu güzel kitabı imzalayıp hediye ettiği için @gungordinc81 e teşekkür ediyorum. Edebiyata bir de buradan bakin derim. Kalemi kelamı daim olsun. Tüm şair ve yazarlarımızın... . .Gökte dolunay bir nebze sensin mâhım Yüreğim bu hasreti kaldırmıyor figanım Bazen olsan da bir olmasan da diyorum Aldırma sözüme lâlim kalmadı mecalim. . . . .Geceyi şenlendiren uğultu göğün nidası Saçımın her teline değen yağmur damlası Zalimle mazlumu birbirine kindar eden Oturunca kalkilmayan ateş makam sevdası.
Edebiyat
Bade-NuşGüngör Dinç · Zinde Yayınevi · 20223 okunma